MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı dava dilekçesinde özetle; 06.07.2006-04.01.2010 tarihleri arasında makineci olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai alacaklarının ödenmediğini ve sigortasız olarak çalıştırıldığı günlerin hesaplanarak sigortaya ödenmesinin sağlanması gerektiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 11.7.2006 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının izinsiz ve mazeretsiz devamsızlığı üzerine noter ihtarıyla mazeretinin belgelendirilmesinin talep edildiğini ancak ihtarnameye herhangi bir cevap verilmemesi ve işe başlamaması nedeniyle 26.1.2010 tarihli ihtarname ile iş akdinin feshedildiğinin davacıya bildirildiğini, feshin haklı nedene dayandığını, işyerinde fazla mesai uygulamasının bulunmadığını, ücretlerin çalışanlara banka aracılığıyla ödendiğini, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davacı işçi, her ne kadar işyerinde fazla çalışma yaptığı halde karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini iddia ederek fazla mesai ücret alacağı talebinde bulunmuş ise de ... 8. İş Mahkemesi’nin 2010/181 Esas sayılı dosyasında davacı tanığı olarak fazla mesai ücretlerinin ödendiğini beyan etmektedir. Bu beyan davacıyı bağlayacağından fazla mesai ücretine ilişkin alacak talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirmediği halde, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
4-Davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacak kalemleri için faiz talep etmiş ise de ıslah dilekçesinde talep ettiği alacak kalemleri için faiz talep etmediği gözetilmeden HUMK.nun 74. (HMK.26.) maddesinde belirtilen talep ile bağlılık kuralı aşılarak ıslah ile artırılan miktarlara faiz yürütülmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy