MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, kötüniyet tazminatı, ihbar tazminatı ile kıdem tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 01/03/1996 tarihinden iş akdinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği 19/12/2007 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, 01/03/1996 – 01/05/2005 tarihleri arasında ise sigortasız çalıştırıldığını, kurban bayramında ücretleri verilmeden çalıştırılmak istenmesi ve bu konuda haklarını araması üzerine 19.12.2007 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, kanuni haklarının engellenmesi amacı ile sanki işe gitmemiş gibi tutanak tutulduğunu ileri sürerek 100,00 TL ücret, 100,00 TL fazla mesai ücreti, 100,00 TL hafta tatili ücreti, 100,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 100,00 yıllık izin ücreti, 100,00 TL kötüniyet tazminatı, 100,00 TL ihbar tazminatı, 100,00 TL kıdem tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ise davacının 01/05/2005 tarihinden 19/12/2007 tarihine kadar çalıştığını, 19/12/2007 tarihinde kurban bayramı arifesinde 23,00-07,00 vardiyasına herhangi bir mazeret bildirmeksizin gelmediğini ve bu durum hakkında şirket yönetici ve çalışanları tarafından tutanak tutulduğunu, kurban bayramı süresince bayram izni kullandığı varsayıldığını ancak bayram tatili bitimi olan 24/12/2007 tarihinde çalışması gereken 15,00-23,00 vardiyasına yine gelmediğini , devam eden 25-26-27-28.12.2007 tarihlerinde de aynı saatteki vardiyasına gelmediğini ve bu durumun işyeri yetkilileri ve çalışanlar tarafından tutanak ile tespit edildiğini, iş akdinin usulüne uygun olarak haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dava dilekçesinde ki "davacının kurban bayramında ücretleri verilmeden çalıştırılmak istenmesi üzerine hakkını araması sebebi ile iş akdinin haksız olarak feshedildiği" iddiasının tanık beyanları ile uyuşmadığı, 19-24-25-26- 27.12.2007 tarihlerinde işe gelmediğine dair tutanakta ismi geçen tutanak tanıklarının davacının işe gelmediğini doğruladığı, hizmet akdinin devamsızlık sebebi ile işverence haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle kötüniyet, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine, üçlü vardiye çalışılması, hafta tatilleri ile ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıldığı hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle de fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin reddine yıllık izin ve ücret alacaklarının ise kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş akdinin haklı sebeple feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacı 19.12.2007 günü işverenin bayramda çalışması isteğini kabul etmemesi ve hakkını aramak istemesi üzerine iş akdinin haksız feshedildiğini iddia etmiştir.
Davalı ise davacının bayram sonrası devamsızlık yapması nedeniyle iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunu 25/2-g maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek işverenin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilmiştir.
Dosya içeriğinde mevcut 19.12.2007 tarihli tutanakta davacının kendi vardiyası olan 23-07 vardiyasına gelmeyerek işi aksattığı ve şirketi zarara uğrattığı belirtilmiştir.
Tutanak içeriğine ve işveren tanıklarının beyanlarına göre davacıdan kurban bayramı arife günü 23-07 vardiyasında çalıştırılmak suretiyle davacının arefe günü 13 de başlayan bayram tatilinin başlangıcından bayramın 1. günü sabahına kadar işyerinde olup çalışmasının istendiği açıktır. Dosya içeriğinde davacının fazla çalışmalara veya bayram çalışmalarına izin verdiğini gösterir yazılı muvafatına rastlanmamıştır. Hal böyle olunca bayram da çalışmayı kabul etmeyen davacının iş akdine işveren tarafından 19.12.2007 tarihinde son verildiği kanaati uyanmıştır. Davacının durduk yerde işe gelmemesini gerektiren bir sebep bulunmamaktadır. Davalı işverenin Çalışma Bakanlığına verdiği dilekçede davacının 19.12.2007 den beri gelmediği, gelmediğine dair tutanaklar tutulduğu şeklindeki bildirimi de akdin 19.12.2007 de feshedildiğini sonrasında da devamsızlık tutanaklarının tutulduğunu göstermektedir. İş akdinin feshinden sonra düzenlenen devamsızlık tutanaklarının bir önemi yoktur. Davacı bayram bitiminde dava açmak üzere harekete geçerek vekaletname çıkartmış ve vakit geçirmeden de davasını açmıştır. Kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken reddi hatalıdır.
3- Taraflar arasında davacının hizmet süresi yönünden de uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı 01.03.1996- 19.12.2007 tarihleri arası çalıştığını bu sürenin 01.03.1996- 01.05.2005 tarihleri arasında ise sigortasız çalıştırıldığını iddia etmiştir.
Davalı ise sigorta kayıtlarına tutunarak 01.05.2005- 19.12.2007 arası çalıştığını savunmuştur.
Davacı işçinin tanıkları ... davacının sigortasız çalıştırıldığını iddia ettiği dönemde işyerinde çalıştıklarını belirten tanıklardır. Ancak her iki tanıktanda davacının işe başlama tarihi , birlikte çalışma süreleri ve kendilerinin çalıştıkları süreler açık bir şekilde sorulmamıştır. Tanık ...'da komşu işyeri tanığı olup, bu tanığın da davacının davalı işyerinde işe giriş tarihi ve çalışma süresi konusundaki beyanları alınmamıştır.
Davacı tanıkları yeniden çağrılarak davacının davalı işyerinde çalıştığı süreler açıkça sorulup beyanları bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.Tanıklardan davacının hizmet süresi konusunda etraflıca beyanları alınmadan karar verilmesi, hizmet süresi konusunda ihtilaf bulunmasına rağmen eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
4- Taraflar arasında davacının ulusal bayram genel tatillerde ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı hususlarında da ihtilaf mevcuttur.
4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş,
işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı ulusal bayram ve genel tatiller hakkında kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile arefe günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük ramazan bayramı ve arefe günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük kurban bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir .
Davacı ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, hafta tatili izinlerinin kullandırılmadığını ancak ücretlerinin de ödenmediğini iddia etmiştir.
Mahkemece ulusal bayram genel tatil günleri ve hafta tatili çalışmalarına yönelik olarak davacı tanıklarının birbiri ile tamamen çelişen beyanda bulunmaları, davalı tanıklarının ise ulusal bayram genel tatil günlerinde ve hafta tatili günlerinde çalışılmadığını beyan etmeleri nedeniyle her iki alacak ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davacı tanığı ... mahkemedeki beyanında “ ... hafta sonu tatilimiz yoktu haftanın 7 günü çalışma yapılıyordu, dini bayramlarda ve milli bayramlarda çalışma yapıyorduk, çalışmanın karşılığı ödeniyordu” derken diğer tanık Kazım Yetkin ise “ hafta sonu tatilimiz yoktu çalışılıyordu, benim zamanımda hafta sonu ücreti ödenmiyordu, dini bayramlarda 1 gün veya 2 gün tatil yapıyorduk, diğer günler çalışıyorduk, milli bayramlarda çalışma oluyordu ancak karşılığı ödenmiyordu ” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Tanıkların beyanları arasında çelişki mevcut olmayıp her iki tanık ayrı zamanlarda davalı işyerinde çalışmaları nedeniyle kendi dönemlerine yönelik olarak beyanda bulunmuşlardır.
Davacı tanık beyanları ile hafta tatillerinde ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıldığı kanıtlanmıştır. Bu durum karşısında; işveren tarafından bu çalışmaların karşılığı ücretlerin ödendiği ise ispat edilemediğinden söz konusu istekler hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek reddedilmesi yerinde değildir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy