MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı ...Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı ... Hastanesinde, diğer davalı şirket işçisi olarak çalışırken emeklilik nedeniyle akdi feshettiğini belirterek, kıdem-ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı hastanenin ihale makamı olup sorumlu olmadığından bu davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, akit emeklilik nedeniyle sona erdiğinden ihbar tazminatı talebinin reddine, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti taleplerinin reddine, diğer taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı ... Şirketi vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ...Şti.'nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-... Devlet Hastanesinin (Sağlık Bakanlığının) asıl işveren olmasına rağmen ihale makamı olarak kabulü hatalı isede, bu husus davacı temyizi olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
3-Somut olayda, mahkemece, yıllık izin ücreti alacağına mevduat faizi uygulanmıştır.
Yıllık izin ücreti, fesihle birlikte muaccel olan bağımsız bir alacaktır. İş Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında temel ücret niteliğinde olmayıp, dönemsel bir alacak da değildir. Yıllık izin ücreti alacağına, temerrüt tarihinden itibaren geçerli yasal faize hükmedilmelidir.
Mahkemece, yıllık izin ücreti alacağına yasal faiz yerine mevduat faizi uygulanması hatalıdır.
4-Dairemizce son yıllarda, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması hâlinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemizin önceki kararlarında ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim üzerine, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün, 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan takdiri indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı tanık beyanına göre hesaplanmıştır.
Mahkemece, tanık beyanına göre belirlenen bu alacak tutarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43,44. maddelerine göre hakkaniyet indirimi yapılmaması hatalıdır.
5- Somut olayda davacı, dava dilekçesinde talep ettiği yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarını rapor doğrultusunda ıslah etmiştir.
Mahkemece, bu alacaklarla ilgili hüküm kurulurken hüküm altına alınan miktarların tamamına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır.
Mahkemece, davacının davalıyı, davadan önce temerrüde düşürmediği dikkate alınarak dava dilekçesinde istenen yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarına dava tarihinden itibaren, ıslah ile artırılan kısımlarına da ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, bu alacakların tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır.
6- Mahkemece, davalı şirket karar ve ilam harcına mahkûm edilmiş ve harç alacağına faiz uygulanmıştır.
Karar ve ilam harcı, karar verilmekle muaccel hâle gelen bir alacak olup, bu tarihten itibaren icraya konulması ve tahsil edilmesi mümkündür. Bu alacağa faiz işletilebilmesi için karar verildikten sonra borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Mahkeme harçlarına hükümle birlikte faiz işletileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mahkemece, hüküm altına alınan harç için faiz yürütülmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.