MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, dini bayram çalışma ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 02.07.2001 tarihinde çalışmaya başladığını, iş akdini Mayıs 2007 ayı ücretinin, fazla mesai ücretlerinin, ulusal bayram genel tatil, dini bayram ve hafta tatili ücretlerinin ödenmemesi, yıllık izin haklarının kullandırılmaması, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle kesilen trafik cezalarının kendisine yüklenmesi sebeplerine bağlı olarak 4857 Sayılı Yasanın 24 maddesi gereği 29.05.2007 tarihinden geçerli olmak üzere feshettiğini, davacının tır şoförü olarak sabit asgari ücret yanında, yemek, servis ve kilometreye 150 YKR olmak üzere aylık ortalama 900 TL harcırah sosyal haklarından faydalandığını, Mayıs 2007 ayı ücretinin ödenmediğini, ulusal bayram genel tatil, dini bayram ve hafta tatillerinde sürekli çalışmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, günlük 12 saatten az olmamak üzere hatta bazı günler 16 saat çalışmasına rağmen hiçbir fazla mesai ücretinin ödenmediğini, yıllık izin haklarının kullandırılmadığını, ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ücret, ulusal bayram genel tatil ücreti, dini bayram ücreti, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iş akdinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, ödenmemiş hiçbir aylık ücret, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, dini bayram ve hafta tatili ücreti olmadığını, tüm izinlerinin kullandırıldığını, asgari ücretle çalıştığını, yemek ve servis verilmediğini, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, iş sözleşmesi madde 5 gereği görev gereği araç taşıma nakliyesi yapıldığı zaman km başına harcırah ödemesi yapıldığını, bunun dışında bir ödeme yapılmadığını, ödenmeyen ücretinin olmadığını, ulusal bayram genel tatil, dini bayram ve hafta tatillerinde çalışma yapılmadığını, davalı şirkete ait tır araçları ile fabrikalarda üretilen otomobillerin nakliyesinin yapıldığını, fabrikalardan araç tesliminin hafta içi çalışma günlerinde yapıldığını, bayram, genel ve hafta tatillerinde çalışma ve araç teslimi yapılmadığını, ayrıca ulusal ve dini bayram günlerinde ağır vasıtaların şehirlerarası trafiğe çıkmasının yasak olduğunu, bu nedenlerle anılan tatil günlerinde hiçbir şekilde çalışma yapılmadığını dolayısıyla bu günlere ilişkin ücret tahakkuk etmediğini,davacının günde 8 saatten fazla çalışmadığını, Karayolları Trafik Yönetmeliği gereği 24 saatlik herhangi bir süre içinde toplam 8 saatten fazla araç kullanmanın yasak olduğunu, fazla çalışma uygulaması olmadığını, otomobil nakli yapıldığında fiilen araç kullanma süreleri için ücret dışında km başına 130 YKR harcırah ödendiğini, davacının kusurlu davranışları nedeniyle davalı şirkete ait araca ve taşımasını yükümlendiği araçlara verdiği zararın 665,49 TL olduğunu, davacının ücretinden bu zarar miktarları kadar takas ve mahsup edilerek kesinti yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın yıllık izin yönünden reddine, kıdem tazminatı, ücret, ulusal bayram genel tatil ücreti, fazla mesai ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.Günlük çalışma süresinin on bir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedi buçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırk beş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedi buçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedi buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırk beş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.Somut olayda, fazla çalışma, haftalık 45 saatlik yasal çalışma süresini aşan çalışmalar olmakla, mahkemece davacının her hafta için ne kadar fazla çalışma yaptığı açıklanmayan ve ara dinlenmelerinin ne şekilde düşüldüğü anlaşılamayan denetime elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulması hatalıdır.Yapılacak iş, takograf kayıtları haftalık bazda değerlendirilerek davacının fazla çalışma alacaklarının yukarıdaki ilkelere göre belirlenmesinden ibarettir.
F)Sonuç:Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy