MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı T.C.... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Bakanlığa ait hastanede alt işveren işçisi olarak çalışırken emeklilik nedeniyle akdi feshettiğini belirterek, kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T.C. ... vekili, davacının alt işveren işçisi olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Erkaraca Şirketi, davaya cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı T.C. ... vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı T.C. ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda davacı, 11.08.2010 tarihinde akdi emeklilik nedeniyle feshetmiş, 31.08.2010 günü tahsis talebinde bulunmuş ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’na göre çalışanların iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle feshedilmesi durumunda kıdem tazminatı faizi, yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belgeyi işverene bildirildiği tarihten, böyle bir bildirim yoksa dava tarihinden itibaren işlemeye başlar. Davacının yaşlılık aylığının bağlandığını işverene bildirildiğine dair dosyada bir kayıt bulunmamasına rağmen kıdem tazminatı faizinin mahkemece dava tarihi yerine fesih tarihinden itibaren başlatılması doğru değildir.
Mahkemece, hüküm altına alınan alacakların net ya da brüt olduğunun belirtilmemesi, infazda tereddütte yol açacağının düşünülmemesi hatalıdır.
392 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesine göre davalı Bakanlığın harçtan muaf olmasına rağmen harca mahkûm edilmesi de isabetsiz olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı yasanın geçici 3/1 maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Kararının hüküm kısmının tamamen çıkartılarak yerine;
“1- DAVANIN KABULÜ İLE, 8.802,17 TL brüt kıdem tazminatının dava tarihi olan 22.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca bir yıllık mevduata fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi oranında faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2- Alınması gereken 522,85 TL karar ilam harcından peşin alınan 17,15 TL ile 115,90 TL ıslah harcının mahsubu ile 389,80 TL bakiye karar harcının davalı ... Şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına,
3- Davacı tarafça yapılan 3 davetiye gideri 16 TL, müzekkere gideri 15 TL, bilirkişi incelemesi gideri, 115,90 TL olmak üzere toplam 146.90 TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
215.05 TL harç masrafının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacı kendisini vekil marifeti ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT.'nın 12. maddesi dikkate alınarak 1.100 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” hükmünün yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.