MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yemek ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı dava dilekçesinde özetle müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.06.2006-06.03.2009 tarihleri arasında istasyon müdürü olarak çalıştığını, davalı şirketin el değiştirmesi sebebiyle iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinin haftalık çalışma süresinin üzerinde mesai yapmasına karşın mesaisinin ödenmediğini, genel tatil günlerinde de çalıştığını, ücretinin ödenmediğini, çalıştığı dönemdeki ücretlerinin ödenmediğini, izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret, fazla mesai, ulusal bayram-genel tatil, yemek ücretleri alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Dava dilekçesi, kesin mehil muhtırası ve ıslah dilekçesinin davalı şirkete tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiş, yargılama aşamasında davalı adına duruşmalara katılan davalı şirket vekili davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davalı savunmasını kanıtlamak amacıyla bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tanık isimlerini bildirmiş, mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeksizin davalı vekilinin tanık dinletme talebi reddedilerek hüküm kurulmuştur.
Davalının tanıklarının dinlenmemesi; savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 482.maddesi hükmüne aykırıdır. Bu nedenle mahkemece davalının tanıkları dinlenerek ifadeleri tüm dosya içeriği ile bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmesi gerekirken HUMK 482. maddesi gereğince şifahi muhakeme usulünde yargılamanın tamamlanmasına kadar delil toplama hususunun mümkün olduğu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.