MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti alacağı, son ay ücreti, fazla mesai ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, ücret ve fazla çalışma alacakları ödenmediği için sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini belirterek, kıdem-ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, son ay ücreti, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücretinin ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının devamsızlık yapması nedeniyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini, ücretinin ödendiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacakları ödenmediği için davacı tarafından yapılan feshin haklı olduğu sonucuna varılarak, ihbar tazminatı ve ücret alacağı talebinin reddine, diğer taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davalının aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda davalı vekili, davacının ıslah dilekçesi vermesinden sonra yöntemince zamanaşımı def'inde bulunmuş, mahkemece bu husus dikkate alınmamıştır.
Islah tarihinden geriye doğru 5 yıl gidildiğinde zamanaşımına uğrayan fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacakları bulunduğundan, davalının zamanaşımı def'isi dikkate alınmadan hüküm kurulması hatalıdır.
3- Taraflar arasında, hafta tatili ücreti alacağında hakkaniyet indirimi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir. Dairemiz önceki kararlarında; hafta tatili ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9. HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere hafta tatili ücretinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve hafta tatili ücretinden yapılan takdiri indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının hak ettiği hafta tatili ücreti alacağı takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarına göre hesaplandığı halde, mahkemece 818 sayılı BK.43,44 uyarınca hakkaniyet indirimine gidilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy