(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 2, 17, 92)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin davalı asıl işveren B P... şirketi işyerinde diğer davalı alt işveren işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek, ödenmeyen ücret alacağının olduğunu belirterek, kıdem ve ihbar tazminatıyla ücret alacağının davalı işverenlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisinin bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin işvereni F.... şirketi tarafından haksız feshedildiği, diğer davalı B P... şirketinin işveren sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın B P... şirketi hakkında husumetten reddine, diğer davalı yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı işçinin davalı aslı işveren B P... şirketi işyerinde diğer davalı alt işveren işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, ödenmeyen ücret alacağının olduğunu belirterek, kıdem ve ihbar tazminatıyla ücret alacağının davalı işverenlerden müştereken ve müteselsilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı F... şirketi tebliğe rağmen yargılamayı takip etmezken, diğer davalı vekili ise, şirketin otomotiv yan sanayi ürünlerinin nakliye işlerini taşıma sözleşmesi doğrultusunda F... Şti. Ve benzer şirketlere yaptırdığını ve bedelini ödediğini, F... şirketinin kendi araçları ve işçileri ile bu işi yaptığını, zaman zaman başka firmaların işlerini de yaptıklarını münhasıran bir çalışmanın söz konusu olmadığını, bu sebeple şirketin davacı işçi gibi çalışanların işe alınmasından ve işten çıkartılmasından haberi olmadığını, asıl işin bölünmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, İş Kanunu 2/6 maddesi kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının diğer davalı şirkette çalıştığını, bu sebeple husumet sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacıyla müvekkil şirket arasında herhangi bir iş sözleşmesi de bulunmadığını, diğer davalı şirketin üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini, bu sebeple aralarındaki sözleşmenin şirket tarafından feshedildiğini bu sebeplerle husumet sebebiyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonuna davalı savunmasına itibar edilerek, bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine dair asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerinde iş alan diğer işverenlerin işçileri sadece bu işyerinde çalıştırıldıklarında (münhasıran) asıl işveren -üst işveren ilişkisi doğacağı, davacının şoför olarak çalıştığı ve hizmetinin çoğu şehir dışında geçtiği, münhasıran B P... şirketine hizmet vermediği, aynı şirketin işçileriyle yardımcı işte çalışmadığını, emir ve talimatları B P... şirketinden almadıkları, davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle emsal oda ücreti üzerinden tazminat ve ücret alacağını belirleyen hesap raporuna itibar edilerek, davalı B P... şirketi yönünden husumetten reddine, diğer davalı yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesinde yapılan tanıma göre, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde, işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverene alt işveren denilir. Bunlara ayrıca, taşeron, aracı, müteahhit, alt yüklenici gibi isimler de verilmektedir.
Alt-asıl işveren arasındaki ilişki, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayanır. Alt işveren üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürütür. Çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yapar; gerekli talimatları verir; işçilere ücretlerini kendisi öder; ücret bordrolarını düzenler; ssk primlerini yatırır.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için şu koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir:
a- İşyeri bulunan ve bu işyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren mevcut olmalıdır. Bir kimse işin yapılmasını tümüyle bir başkasına bırakmış ise, örneğin anahtar teslimi koşuluyla bir binanın yapımını bir başka kişiye vermişse, bu ilişki doğmaz.
b- Alt işveren, işçilerini asıl işverene ait işyerinde çalıştırıyor olmalıdır. Bu bakımdan da, bir işverenden iş alan, ancak işi kendi işyerinde gören işveren (fason üretim yapan) ile diğeri arasında yine böyle bir ilişki doğmaz. Ancak buradaki işyeri, 4857 Sayılı İş Kanunun 2 nci Maddesi tanımında yer alan işyeridir. Buna göre, İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmetle nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlarla oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Dolayısıyla üretimden dağıtım aşamalarına kadar iş organizasyonu içinde yer alan işyeri ve araçlar işyeri içindedir. Bu sebeple dağıtım işi araçla işyeri dışında gerçekleşse de araç işyerine bağlı olduğundan işin işyerinde yapıldığı kabul edilmelidir.
c- İşverenin asıl işverenden aldığı iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde ve alınan işte çalıştırması gerekir. İşçiler sadece asıl işverene ait işyerinde değil de, farklı işverenlere ait çeşitli işyerlerinde çalışıyorlarsa, asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz edilemez. Keza alt işveren tarafından alınan işte çalıştırılmayan işçi yönünden asıl alt işveren ilişkisi kabul edilemez.
d- Alt işveren işçilerini, asıl işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerde ya da asıl işin bir bölümünde çalıştırmalıdır. Bu bakımdan, işveren işçilerini asıl işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair olmayan bir işte çalıştırıyorsa, bu tür bir ilişki doğmaz. İşyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine dair olmakla birlikte, doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan işler, yardımcı işlerdir. Bu anlamda üretilen malların taşınması işi yardımcı iştir.
Diğer taraftan, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 92/2 maddesi uyarınca, Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleriyle işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir.
Dosya içeriğine göre davacının davayı takip etmeyen davalı F. şirket işçisi olarak diğer davalı B P... şirketinin ürettiği mallarının alıcıya teslim için taşıtla kara taşımacılığı işinde şoför olarak çalıştığı, davalılar arasında bu konuda sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Taşıma işi yukarda açıklandığı gibi üretim organizasyonu içinde yer almaz ise de asıl iş devam ettikçe var olan ve asıl işe bağımlı yardımcı bir iştir. Taşıma işi araçla yapılacaktır. Araç işyerine bağlı bir unsurdur. Davacının üretilen malların karayoluyla taşıma işinde çalışması sebebiyle hizmetinin işyerine bağlı eklentilerde geçtiği kabul edilmelidir. Aracın alt işverene ait olması sonucu değiştirmez. Zira asıl işveren bu hizmeti alt işveren uygulaması olmadan da yerine getirdiğinde, araç işyerinden sayılacaktır. Bu sebeple mahkemenin bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine dair asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerinde iş alan diğer işverenlerin işçileri sadece bu işyerinde çalıştırıldıklarında (münhasıran) asıl işveren -üst işveren ilişkisi doğacağı, davacının şoför olarak çalıştığı ve hizmetinin çoğu şehir dışında geçtiği bu sebeple asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesi yerinde değildir. Keza alt işveren işçilerinin mutlaka aynı işte asıl işveren işçileriyle birlikte çalışması gerektiği yönündeki gerekçe de hatalıdır. Zira asıl işveren yardımcı hizmetin ya da bir bölümü tamamen alt işverene verebilir ve burada sadece alt işveren işçilerini çalışmaları sağlanabilir. Kısaca alt işveren işçisinin asıl işverenin işçileriyle birlikte aynı işte çalışmaları, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarından değildir.
Diğer taraftan mahkemece tır şoförü olan ve dışarıdan davalı Fantom şirketinden alınan taşıma işi dışında başka taşıma işinde çalıştığı davalı işyerinde çalışan tanık beyanlarıyla kabul edilmiştir. Oysa bu konuda taraflı tanık anlatımı yeterli değildir. Davacının davalılar arasındaki sözleşmeyle kararlaştırılan taşıma işi dışında başka bir işverene hizmet verdiği belgeyle kanıtlanamadığı gibi, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan ve davacı gibi bir çok işçinin şikayeti üzerine düzenlenen Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunda, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının münhasıran davalı asıl işveren B-Plas şirketinin işinde çalıştığı tespit edilmiştir. O halde davalı alt işveren F. şirketi işçisi olan davacı işçinin işçilik alacaklarından davalı asıl işveren B-Plas şirketinin de sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece adı geçen davalının kıdem ve ihbar tazminatıyla ücret alacağından diğer davalıyla birlikte sorumluluğuna karar vermesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile B-plas şirketi yönünden husumet sebebiyle davanın reddine karar vermesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy