(4857 S. K. m. 2, 20)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, yaşanan ekonomik krizden davalı şirketin büyük bir ölçüde etkilendiğini, son yıllarda bilançolarında zarar ettiğini, bu zararlar nedeniyle çeşitli önlemler alındığını, bu önlemler ile küçülen üretim hacmi neticesinde büyük bir istihdam fazlası oluştuğunu, davalı iş yerinin elinden geldiği kadar hizmet akitlerini feshetmemeyi tercih ettiğini, oluşan fazlalık ve fazla işçilik maliyetleri nedeni ile davalı iş yerinin 2009 yılında personeline zam yapmadığını ve fazla mesaileri de kaldırdığını, kendi isteği ile ayrılmak isteyen personellere öncelik tanıdığını ve sözleşmeleri ikale ile ortadan kaldırdığını, istihdam fazlalığının olabildiğince benzer, yakın işlere kaydırıldığını, bir kısım personelin de görev yerinin değiştirildiğini, 2008 yılından 2009 yılına geçerken 90.000 ton civarında olan üretim miktarı satışları, iade oranlarının yüksekliği nedeniyle 60.000 ton civarına indirilerek üretimin azaltıldığını, 2009 yılında Manyas/Balıkesir fabrikasında Nisan-Ekim ayı döneminde 6 aylık şekilde mevsimsel çalışma düzenine geçildiğini, Turgutlu/Manisa fabrikasında ise üretim faaliyetlerinin sonra erdirilmesine, fabrikadaki mevcut üretim hatları makine ve ekipmanları ile birlikte veya ayrı-ayrı olarak satılmasına karar verildiğini, sonuç olarak iş gücü fazlalığı sebebiyle davalı şirketin sözleşmeleri feshedilen işçileri diğer işletmelerde istihdam etme olanağının da kalmadığını, feshin işletme ve işyeri gereklerinden kaynaklanan nedenlere dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce Dosya içeriğine göre davalı işveren işletme dışından kaynaklanan nedenlerle Turgutlu işyerinde fabrikanın kapatılması, buradaki bazı makinelerin satılması ve bazılarının nakledilmesi, Manyas işyerinde mevsimsel çalışmaya geçilmesi işletmesel kararları aldığı ve bu kararlar doğrultusunda, 23.10.2009 tarihinde Toplu İşçi Çıkarma kuralına uygun olarak kurumlara Turgutlu fabrikasında 88, Manyas fabrikasında 52 ve Torbalı fabrikasında da 22 işçi çıkarılacağını bildirdiği, emsal davada bilirkişi raporuna göre davalıya ait işyerlerinde kapatılan işyeri dahil fesihten önce son 4 ayda tüm işyerlerine taşeron işçileri alındığı, fesihten sonrada özellikle Torbalı işyerine aynı şekilde çok sayıda taşeron işçisi işe başlatıldığının tespit edildiği, öncelikle bazı işyerlerinin kapanması, bazı işyerlerinde sezonluk faaliyete geçilmesi nedeni ile işyerinde istihdam fazlası meydana geleceği, ancak gerçekten işyerinin kapanıp kapanmadığının, sezonluk çalışmaya geçilip geçilmediğinin ve bunun iş gücü fazlalığına neden olup olmadığının, alınan bu işletmesel kararın tutarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığının, özellikle fesihten sonra yeni işçi alınıp alınmadığının, feshin kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesi yönünden davacının nakle tabi tutulan işçiler gibi diğer işyerlerinde somut olarak değerlendirme olanağının olup olmadığının, işten çıkaracakları belirlemede bir kural bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği, davalının taşeron sözleşmeleri de getirtilerek, bu sözleşmelerin 4857 sayılı İş Kanununun 2/6-7 maddesi kapsamında incelenmesi ile asıl alt işveren ilişkisinin olup olmadığı, yasaya uygun kurulup kurulmadığı, asıl alt işveren ilişkisi yasal unsurlarını taşımıyor ise davacının bu işte çalıştırılıp çalıştırılamayacağı da feshin kaçınılmazlığı yönünden açıklığa kavuşturulması gerektiği, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda dosya üzerinden alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davalı işyerinde işverenin taşeron firmalar ile yaptığı sözleşmelerin tetkikinden, taşeron firmalardan üretime hazırlama, yükleme, boşaltma, taşıma, ambar faaliyetlerine yönelik olarak hizmet alımı yapıldığı, ilgili sözleşmeler dikkate alındığında davalı işveren tarafından yardımcı iş niteliğindeki faaliyetlerin 2001 yılından itibaren taşeron firmalar eli ile yürütüldüğü, 4857 sayılı İKnun 2/6-7 maddeleri kapsamında olduğu, Yasal unsurlara bir aykırılık taşımadığı, davacının çalıştığı Turgutlu Fabrikası işyerinin faaliyetinin tamamen durduğu Manyas ve Torbalı Fabrikası işyerlerinde mevsimsel faaliyete geçildiği, keşif sırasında mevsime bağlı olarak üretim faaliyetlerinin olmadığı, işletmeye yeni işçi alınmadığı, faaliyetine son verilen Turgutlu Fabrikasından ağırlıklı idari kadrodaki bir kısım işçilerin Torbalı Fabrikasına nakledildiği, davacı ile aynı işi yapanlardan nakledilen eleman olmadığı, aynı görevde olanların tamamının işine son verildiği, salt davacıya yeni işyerinde çalışma teklifinin yapılmamış olmasının feshi geçersiz kılmayacağı Yüksek Mahkemenin emsal davalardaki bozma kararlarında da belirtildiği, alınan işletmesel kararın uygulandığı, feshe son çare olarak başvurulduğu ve feshin geçerli nedenlere dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle bozma gereklerinin yerine getirilmesi için işyerinde bilirkişi marifeti ile keşif yapılması, taşeron sözleşmelerinin dosya içerisine getirilmesi, taşeron sözleşmeleri ile çalıştırılan işçilerin hangi işlerde çalıştırıldıklarının somut olarak işyerinde belirlenmesi gerekir. Evrak üzerinden ve taşeron sözleşmeleri getirilmeden rapor alınarak sonuca gidilmesi yeterli değildir. Zira işyerinin kapanıp kapanmadığının, mevsimlik çalışmaya geçilip geçilmediğinin ve bunun iş gücü fazlalığına neden olup olmadığının, alınan bu işletmesel kararın tutarlı şekilde uygulanıp uygulanmadığının, özellikle fesihten sonra yeni işçi alınıp alınmadığının, davacının nakle tabi tutulan işçiler gibi diğer işyerlerinde somut olarak değerlendirme olanağının olup olmadığının feshin kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesi ve özellikle taşeron sözleşmelerinin 4857 sayılı İş Kanununun 2/6-7 maddesi kapsamında incelenmesi ile asıl alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının, yasaya uygun kurulup kurulmadığının, asıl alt işveren ilişkisi yasal unsurlarını taşımıyor ise davacının bu işte çalıştırılıp çalıştırılamayacağının da feshin kaçınılmazlığı yönünden açıklığa kavuşturulması, işyerinde bilirkişi marifeti ile keşif yapılmasını, bu konu ile ilgili işçi hareketlerini gösteren kayıtların ve taşeron sözleşmeleri ile taşeron işçi hareketlerini gösteren belgelerin incelenmesini, bilirkişilerden bu konularda ayrıntılı rapor alınmasını gerektirmektedir. Mahkemece bu gerekler yerine getirilmeden ve belirtilen olguları karşılamayan bilirkişi raporu ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.02 2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy