MAHKEMESİ : ANKARA 15. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/03/2012
NUMARASI : 2010/865-2012/346
DAVA :Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete bağlı G. (A.) CCS Şubesinde terzi olarak 17.04.2009 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını ve halen çalıştığını, haftada 6 gün olmak üzere, hafta içi 4 gün bazı günler 10.00-18.30, bazı günlerde ise 13.00-22.00 yaklaşık yarım saat ara dinlenme ile günde 9 saat ve cumartesi Pazar günleri ise 10.00-22.00 arasında yarım saat ara dinlenme ile 12 saat fazla mesaili olarak çalıştığını, işyeri kaşeli haftalık SHİFT çizelgelerinin de yapılan fazla mesaili çalışmaları belgelediğini, maaş ve prim olmak üzere aylık yaklaşık 1.500 TL Net maaş ile çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücretinin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, şirkete ait mağazalarda iki vardiya sistemi ile çalışıldığından fazla mesai gerektirecek bir çalışma olmadığını, çalışma saatlerinin ilk vardiyada 10.00-18.30 arası olduğunu, 14.15-14.45 arası yarım saat yemek molası bulunduğunu, 12.15-12.30 arasında birinci, 16.45-17.00 arasında ikinci çay molası olduğunu, ikinci vardiyada ise 13.30-22.00 arası çalışma olduğunu, 15.30-15.45 arasında yarım saat yemek molası bulunduğunu, 17.45-18.15 ve 20.15-20.30 arası iki çay molası olduğunu, tüm mağazalarda haftanın 6 günü çalışıldığını, sadece bayram dönemlerinde yoğunluk olduğunu, bayramlarda çalışma yapılması halinde ödendiğini, işyeri kaşeli olduğu iddia edilen çizelgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini, beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, davacının son brüt ücretinin imzasını içeren bordrolardaki gibi olduğunu, zamanaşımı itirazları bulunduğunu savunmuştur.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulü ile fazla mesai alacağının tahsiline karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
Uyuşmazlık; davacının fazla çalışma süresinden doğan alacaklarında takdiri indirim yapılması gerekip gerekmediği noktasındadır.
Hukukumuzda normal çalışma süresi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre; genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Fazla çalışmalar ve fazla sürelerle çalışmalar 4857 sayılı Kanun'un 41-43. maddeleri ile İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinde düzenlenmiş olup, fazla çalışma; kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır.
İş Kanununda fazla çalışmanın ispatı ile ilgili olarak özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu sebeple fazla çalışmanın ispatında ispat yükü genel hükümlere tabidir. Dolayısıyla fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi kural olarak bu iddiasını; fazla çalışma yaptığı gün ve saatleri ispat etmek zorundadır. Fiili bir olgu söz konusu olduğundan, kural olarak işçi, fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir, tanık da dinletebilir.
Fazla çalışmanın yazılı belgelere, işveren kayıtlarına veya kesin delile değil, tanık anlatımına dayalı olması durumunda, mahkemece; fazla çalışma yapılan süreler tespit edilirken; işçinin uzun süre her gün fazla çalıştırılmasının hayatın olağan akışına ve insan doğasına uygun düşmeyeceği, yaşam tecrübelerine göre hiç hastalanmadan veya evlenme, ölüm, doğum, özel işleri gibi mazereti çıkmadan yıllarca sürekli çalıştığının kabul edilemeyeceği, işyerindeki üretim faaliyeti ve işçinin üstlendiği işin niteliği dikkate alınmadan sürekli iş gördürüldüğünün varsayılamayacağı, işçinin ara dinlenmesi, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde hiç dinlenme hakkını kullanmadan çalıştığının düşünülemeyeceği göz önünde tutularak, belirlenen fazla çalışma süresinden hakkaniyet indirimi yapılması gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.
Uyuşmazlık sebebiyle, 4857 sayılı Kanun'un 92/son maddesinin de irdelenmesi gerekmektedir. Anılan hüküm uyarınca iş müfettişleri tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir, diğer bir anlatımla; yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtiraz-i kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Maddede ifade edilen tutanaklar; müfettiş tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkârına konu olmayan tutanaklardır. İş müfettişi tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği müfettiş raporlarının sadece müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları 4857 sayılı Kanun'un 92/son maddesi kapsamında kabulleri için yeterli değildir. İş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ekli tutanakların anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, 4857 sayılı Kanun'un 92/son maddesinin açık hükmü karşısında zorunludur.
Somut olayda; iş müfettişi raporunun dosya içinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, hükme dayanak yapılan müfettiş raporunun tamamı ile eklerinin kurumdan celbi ile değerlendirilmesi ve sonucuna göre davacının fazla çalışma süresinin ve bu süreden taktiri indirim yapılıp, yapılmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy