MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, gece ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı belediyede göre yapmakta iken emekliye ayrıldığını, uzun süre gece hizmetinde çalıştığı halde bundan kaynaklanan ek ücret ödemesi yapılmadığını iddia ederek, gece ve fazla çalışmasından kaynaklanan alacağın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının gece vardiyasında ve dönüşümlü şekilde bekçi olarak çalıştığını, çalışma saatlerinin de mevzuat ve TİS’e uygun olarak düzenlendiğini, TİS’nin 15 maddesi gereği yapılan gece çalışmalarda da davacının ek ücret ya da fazla mesai şeklinde bir ücret talep etmesinin mümkün olmadığını, ayrıca zamanaşımı definde bulunduklarını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı ...'ın davalı ...'sinde gece bekçisi olarak çalıştığı, kendisine fazla mesai yaptırıldığı, ancak ücretinin ödenmediğinin dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde düzenlenen 27.03.2009 tarihli rapor ve 03.11.2009 tarihli ek rapor usul ve yasaya uygun bulunarak zamanaşımı define göre hesaplanan miktar üzerinden taktiren 1/3 nispetinde indirim yapılarak davacı lehine fazla mesai ücretine hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dairemiz önceki kararlarında fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilinemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan fazla mesai ücreti alacağından yapılan hakkaniyet indirimi sonucu bu nedenle reddedilen kısım sonucu davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 Sayılı HMK’nun 370/2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Hüküm fıkrasının 5. paragrafında yer alan “Davalı vekili için takdir edilen 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ifadesinin tamamen çıkarılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin 5.55 TL'sinin davacıya arta kalanın davalıya yükletilmesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.