MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı vekili, sendika üyesi davacı işçinin tam süreli çalışmasına rağmen, kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışmış gibi haklarının ödendiğini belirterek, tam süreli iş sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ile Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan fark alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının haftada 30 saati aşan çalışması bulunduğu, bu nedenle tam süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı kabul edilmekle birlikte, davacının 45 saati aşan çalışma yapan işçi ile aynı sosyal haklar almasının beklenemeyeceği, gerekçesi ile tam süreli işçiye göre oranlama yapılarak hesaplanan alacakların kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.09.2011 gün ve 2010/16691 Esas, 2011/32493 Karar sayılı kararı ile “Somut olayda davacı işçinin haftada 30 saati aşan çalışmalarının varlığının kanıtlandığı, bu durumda tam süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştığının kabulü ile sonuca gidilmesinin yerinde olduğu, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda haftada 30 saatin biraz üzerinde çalışan davacı ile 45 saat çalışanın aynı sosyal hakları almasının beklenemeyeceği gerekçesiyle 45 saat çalışan işçiye göre haftalık çalışma süresinin oranlanması yoluyla sosyal hakların hesabının yerinde olmadığı, davacı işçi tam süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştığına göre sosyal yardımlardan da tam süreli diğer işçiler gibi yararlanması gerektiği, Dairemizin aynı işyeri ile ilgili kararlılık kazanmış görüşü bu yönde olduğu,(Yargıtay 9. H.D. 22.07.2009 gün 2008/3630, 2009/22464 K. ve 01.11.2010 gün 2008/33837 E, 2010/3167 K.), davacı işçinin haftalık çalışmaları 45 saati aşmadığı halde işverence kısmi süreli iş ilişkisi olarak değerlendirilmek suretiyle zaman zaman fazla çalışma ücreti ödenmesinin de bu yönde hesaba etki etmemesi, böyle olunca oranlama yapılmaksızın yapılan hesaplamaya itibar edilerek isteklerin kabulüne karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “eşitlik ilkesinin mutlak olmadığı, hakkaniyeti gerektirdiği, dengeyi 3. Kişiler aleyhine bozmayacağı, tam süreli iş sözleşmesi ile 32-33 saat haftada çalışsa bile 45 saat ve üzeri çalışan işçi ile aynı hakları almasının hakkaniyete uygun olmayacağı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “hükme esas alınan bilirkişi raporunda haftada 30 saatin biraz üzerinde çalışan davacı ile 45 saat çalışanın aynı sosyal hakları almasının beklenemeyeceği gerekçesiyle 45 saat çalışan işçiye göre haftalık çalışma süresinin oranlanması yoluyla sosyal hakların hesabının yerinde olmadığı, davacı işçi tam süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştığına göre sosyal yardımlardan da tam süreli diğer işçiler gibi yararlanması gerektiği” gerekçesi ile verdiği bozma kararı “özellikle eşit işlem borcuna aykırı davrananın işveren olması, sonuçlarına katlanmasının gerekmesi nedeni ile usul ve yasaya uygun olup direnme yerinde görülmediğinden, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Hukuk Genel Kurulu’na 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca GÖNDERİLMESİNE, 10.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy