MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2012
NUMARASI : 2010/1050-2012/491
DAVA :Davacı, izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 1987 yılından 2001 yılına kadar köy hizmetlerinde geçici işçi olarak çalıştığını, 02/02/2001 tarihinde kadroya geçtiğini, köy hizmetlerinin kapanması nedeniyle 14/12/2005 tarihinde davalı İSKİ'de kadrolu işçi olarak çalışmasına devam ettiğini, 12/02/2010 tarihinde emekli olduğunu, işe başladığı 28/04/1987 ile kadroya geçtiği 02/02/2001 tarihleri arasında, geçici işçi olarak çalıştığı dönemde izin ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, izin ücreti talebinde bulunmuştur.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının geçici işçi olarak çalıştığı dönemde bir kısım izin ücretinin ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıda gösterilen bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında, davacının izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı, izin ücretine hak kazanmış ise izne hak kazandığı sürenin (izin gün sayısının) hesaplanma yöntemi konusunda uyuşmazlık vardır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27 nci madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır.
Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir.
İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından, izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır.
İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı Yasanın 53 üncü maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin, işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz.
Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresinin tespitinde esas alınan, işveren tarafından dosyaya sunulmuş işçi hizmet cetvelinin (ki taraflar hizmet süresine ve bu cetvelin hizmet süresinin tespitinde esas alınmasına itiraz etmemişlerdir) incelenmesinde; davacının 28/04/1987 tarihinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde geçici işçi olarak göreve başladığı, 02/02/2001 tarihinden itibaren kadroya geçirildiği ve aynı işyerinde çalışmasına devam ettiği, köy hizmetlerinin kapanması nedeniyle 14/12/2005 tarihinde davalı İSKİ' ye nakledildiği, 12/02/2010 tarihinde emekli olduğu anlaşılmıştır.
Yine aynı hizmet cetvelinin incelenmesinde, davacının 28/04/1987 - 02/02/2001 tarihleri arasında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde geçici işçi olarak çalıştığı, bu tarihler arasında davacının sadece 04/01/1999-14/12/1999 döneminde 340 gün çalıştığı, diğer dönemlerde çalışmasının 300 günü geçmediği anlaşılmıştır.
Dairemizin uygulamasına göre, geçici işçiler ancak 330 gün ve daha fazla çalıştığı dönemler için izin ücretine hak kazanmaktadır. Bir başka ifade ile geçici işçi bir yıllık bir dönemde 330 gün ve daha fazla çalışmış ise o dönem için izin ücretine hak kazanır. Bir yıllık bir dönemde geçici işçi örneğin 310 gün çalışmışsa o dönem için izin ücretine hak kazanamaz. Somut olayda davacı işçi, 28/04/1987 - 02/02/2001 tarihleri arasında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde geçici işçi olarak çalıştığı süre zarfında, sadece 04/01/1999-14/12/1999 döneminde 340 gün çalışmış, diğer dönemlerde çalışması (bir yılda) 300 günü geçmemiştir. Bu nedenle, davacı sadece 04/01/1999-14/12/1999 dönemi için izin ücretine hak kazanmıştır.
Davacının sadece 04/01/1999-14/12/1999 dönemi için izin ücretine hak kazandığı yukarıda belirtilmiştir. Davacının hak kazandığı izin gün sayısı belirlenirken, davacının toplam kıdemi ve toplu iş sözleşmesi hükümleri nazara alınmalıdır.
Davacı 28/04/1987 - 02/02/2001 tarihleri arasında geçici işçi olarak çalıştığı dönem için izin ücreti talebinde bulunmuştur. Buna göre, 02/02/2001 tarihi itibariyle davacının kıdemi (hizmet süresi) tespit edilmeli, bu kıdem nazara alınarak 1475 sayılı İş Kanunu'na göre ya da davacı toplu iş sözleşmesinden yararlanan bir işçi ise ve toplu iş sözleşmesinde de izin konusunda farklı bir düzenleme varsa iş bu toplu iş sözleşmesi hükümleri nazara alınarak davacının hak kazandığı izin gün sayısı belirlenmelidir.
Somut olay açısından hesaplama yapılırsa;
Davacı, 15/05/1987 tarihinde sendikaya üye olmuştur. Davacının üyesi bulunduğu sendika ile davalı işveren arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinin incelenmesinde, işçilerin ilk beş yıl için 22 gün, ikinci 5 yıl için ise 28 gün izne hak kazanacağı görülmüştür. Toplu iş sözleşmelerinde izin gün sayısının belirlenmesi açısından özel hüküm bulunduğundan, izin gün sayısının belirlenmesinde 1475 sayılı İş Kanunu değil toplu iş sözleşmelerinde yer alan hükümler esas alınacaktır.
Davacı 28/04/1987 - 02/02/2001 tarihleri arasında geçici işçi olarak çalışmıştır. 02/02/2001 tarihi itibariyle davacının kıdemi (hizmet süresi) 8 yıl 8 ay 13 gündür. Yukarıda yazılı toplu iş sözleşmesi hükümleri nazara alındığında 8 yıllık bir işçinin hak kazanacağı yıllık izin (bir yıl için) 28 gündür. O halde davacı 28 günlük yıllık izne hak kazanmış olup, sadece bu 28 gün için izin ücretinin hesaplanarak bulunacak miktarın hüküm altına alınması gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibarla davacının 194 gün izne hak kazandığının tespiti ile bu 194 gün için yapılan hesaplama sonucu bulunan miktarın hüküm altına alınması bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.