MAHKEMESİ: ÇEŞME ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
TARİHİ: 29/03/2012
NUMARASI: 2011/442-2012/90
DAVA:Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, davalı sitede işveren vekili sıfatına haiz yönetici müdür olarak hafta ve genel tatil günleri dahil sürekli fazla mesai yapmak suretiyle 01/01/1991 tarihinden bu yana çalışmakta iken hizmet sözleşmesinin sebep gösterilmeksizin ve bildirim önellerine uyulmaksızın haksız olarak feshedildiğini, 10/04/2006-30/04/2006 tarihleri arasında kullandığı izin dışında başkaca izin kullandırılmadığını, hizmet sözleşmesinin feshinden sonra ihbar ve kıdem tazminatı, izin, hafta ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti alacağı talep etmiştir. Ek davada, fazla çalışma ücreti talep edilmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin sarkıntılık suçundan Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/317 esas sayılı dosyasında ceza gördüğü için haklı nedenle feshedildiğini, ihbar ve kıdem tazminatı talebinin yerinde olmadığını, ikamet ettiği lojmanı da site içerisinde bulunan davacının çalışma şekli ve saatlerinin kanunda belirtilen sınarlar dahilinde olduğunu, fazla çalışma ve tatil çalışması olmadığını, daha önce de site yönetimi tarafından alkollü olduğu, uygun kıyafet giymediği, uyarılara karşı geldiği ve yönetimi yıpratmak için kulis yaptığı için işten çıkartılmış olduğunu, ceza kararının tefhiminden sonra gerekçeli karar siteye gelmesine kadar geçen süre için davacının 20 gün izne çıkartıldığını, kararının tebliğinin beklendiğinin de kendisine bildirildiğini, hak ettiği izinlerini de kullandığını ve açıklanan nedenlerle reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı site yönetiminde Site Müdürü olarak çalıştığı, çalıştığı sırada site sakinlerinden birine cinsel tacizde bulunduğu ve suçunun sabit görüldüğü, feshin 4857 sayılı yasanın 25/II-b ve e fıkra hükümleri uyarınca haklı olmasına rağmen aynı yasanın 26. maddesindeki süreye uyulmadığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatı ile diğer bazı işçilik alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26. maddesinde işverenin öğrendiği tarih ve olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak Kanunda belirlenmiştir.
Benzer bir düzenleme 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde de yer almışken, 4857 sayılı İş Kanununda, işçinin olayda maddi çıkar sağlamış olması halinde 1 yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddi bir menfaati olmuşsa, olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin altı işgününe riayet etmek koşuluyla işverenin haklı fesih imkanı vardır.
Haklı fesih nedeninin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez(Yargıtay 9.HD. 15.2.2010 gün, 2008/ 16869 E, 2010/ 3345 K). Örneğin, ücreti ödemeyen işçi ödeme yapılmadığı sürece her zaman haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir. Bu örnekte işçi açısından haklı fesih nedeni her an devam etmektedir. Ancak işçinin daimi olarak bir başka göreve atanması veya iş şartlarının esaslı şekilde ağırlaştırılması halinde bu değişikliğin sonuçları sürekli gibi görünse de işlem anlıktır. Buna göre sözleşmesini feshetmeyi düşünen işçinin bunu işçinin altı işgünü içinde işverene bildirmesi gerekir. Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda altı iş günlük süre eylemenin bittiği tarihten başlar.
İşçinin ücretinin ödenmemesi temadi eden bir durum olmakla birlikte fesih hakkı ödemenin yapıldığı ana kadar kullanılabilir. Aksi halde 24/III-e bendinde öngörülen neden ortadan kalkmış olur. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir
Somut olayda, davacının işçinin sanık olarak görev yaptığı işyerinde site sakinlerine sarkıntılık suçundan yargılandığı davada 21.03.2006 tarihinde mahkumiyet kararı verilmiş, kararın site yönetimine ulaşması üzerine 15.04.2006 tarihinde fesih kararı alınmıştır. Davacı işçinin yıllık izinde oluşu sebebiyle karar 30.04.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Öte yandan ceza mahkemesi kararı yazılı emir kanun yolu ile bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama sonucu 19.06.2007 tarihinde mahkumiyet kararı kesin olarak verilmiştir. Mahkumiyet kararı en son 19.06.2007 tarihinde kesinleşmiş olup davacının suçlu olduğu en son bu tarihte belirlenmiş olmaktadır. Bu itibarla işverence 15.04.2005 tarihinde 30.04.2006 tarihinden geçerli olarak yapılan feshin yasal 6 iş günü dışında olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Davacının mahkumiyetinin kesinleşmesinden önce işveren fesih yoluna gitmiş ve işveren feshinin haklılığı daha sonraki ceza mahkemesi kararı ile ortaya çıkmış olmakla yasa süresi içinde iş sözleşmesinin feshedildiği kabul edilmelidir. Davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.100.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.