(6100 S. K. m. 297, 298, 321)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini belirterek, kıdem tazminatıyla ödenmeyen ücret, fark ücret yıllık ücretli izin, fazla mesai, bayram ve genel tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenlerden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın D... Sosyal Hizmetler Kurye Dağıtım ve Ö... Güvenlik Sistemleri Kurye Dağıtım şirketleri yönünden husumet sebebiyle reddine, davalı Posta işletmeleri Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm tefhime göre süresinde temyiz edilmemiş ise de kısa kararda hüküm özetinin H.M.K.'nun 297 ve 321. maddelerine uygun tefhim edilmediği, ekli gerekçeli karar denilmesine rağmen, gerekçenin tebliğ edilmediği, buna göre kararın tebliğe göre süresinde davacı ve davalı Posta işletme Genel Müdürlüğü ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Basit yargılamada tefhim edilecek hüküm H.M.K.'un 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte H.M.K.'un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu sebebiyle gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (H.G.K. - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Halen yürürlükte olan 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin H.M.K.'un 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu sebeplerle hükmün tefhimi sırasında H.M.K.'un 297/2. maddesinde belirtildiği üzere taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
H.M.K.'un 298/2 (H.U.M.K. nun 382) maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa kararla gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece tefhim edilen kısa kararda davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda kısmi olarak açılan ücret alacağı kabul edilirken, ıslahla arttırılan ücret alacağı hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Böylece hem kısa karar gerekçeli karar, hem de gerekçeyle hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmış ve H.M.K.'un 297, 298 ve 321. maddelerine aykırı davranılmıştır. Kararın salt bu sebeple sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy