MAHKEMESİ : ADANA 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2011
NUMARASI : 2010/482-2011/935
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.06.1999-01.12.2008 tarihleri arasında davalı işverenlere ait işyerinde otomotiv satış elemanı olarak çalıştığını, net ücretinin 770 TL olduğunu, işyerinde her gün 12 saatten fazla çalıştırıldığını, dini ve milli bayramlar ile Pazar günleri de çalışmaya devam ettiğini, ancak bu çalışmalarına karşılık ücretlerinin ödenmediğini, ayrıca 2008 Yılına ilişkin yıllık izinlerinin de kullandırılmadığını, 2008 Yılının 12. ayında davalı şirket yetkilileri tarafından müvekkiline yeni iş bulması için süre verileceği ve ayrıca hak etmiş olduğu tüm haklarının da ödeneceği belirtilmek suretiyle elinden tüm haklarını aldığı yönünde belge alındığını, ancak belge alındıktan sonra işverence 01.12.2008 tarihinden itibaren artık işyerine gelmemesinin belirtildiğini, hak ve alacaklarının da ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil, fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 17.12.2002 tarihinden itibaren Ş. Otomotiv A.Ş.’de çalıştığını ve 2008 Yılının 12. ayında tüm izinlerini kullandığını ve akabinde istifa ettiğini, uzun yıllar Mazda’nın Adana bayiliğini yaptıklarını ve davacının burada satış elemanı olarak çalıştığını, 2008 Y. M.’nın Adana bayiliğini M. Otomotiv alınca davacının bu şirketin kendisine daha iyi gelecek sunduğundan bahisle şirketi yüz üstü bırakıp istifa ettiğini ve aynı dönemde M. Otomotiv’de göreve başladığını, davacıya bu hususta defalarca ihtarname çekildiğini ancak davacının herhangi bir yanıt vermediğini, davacının günlük çalışma süresinin 09.00-18.00 saatleri arasında olduğunu ve haftanın 6 günü çalıştığını, zaman zaman Pazar günleri de 10.00-17.00 arası çalıştığında ise hafta içi izin kullandırıldığını, bayramlarda ise çalıştırılmadığını, ayrıca işyerinde artı faaliyet olduğunda yaptığı ek çalışmalarına karşılık ücretlerin maaşına yansıtıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı yasal süresinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında iş akdinin kim tarafından feshedildiği ve feshin haklı nedene dayalı olup olmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı taraf 2008 Yılının 12. ayında davalı şirket yetkilileri tarafından müvekkiline yeni bir iş bulması için süre verileceği ve ayrıca hak etmiş olduğu tüm haklarının da ödeneceği belirtilmek suretiyle elinden tüm haklarını aldığı yönünde belge alındığını, ancak belge alındıktan sonra işverence 01.12.2008 tarihinden itibaren artık işyerine gelmemesinin belirtildiğini, bu şekilde iş akdinin işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı taraf ise davacının başka bir şirkette iş bulduğunu, bu nedenle iş akdini istifa ederek sonlandırdığını savunmuştur. Davacı asil, duruşmada; 01.12.2008 tarihli kendi el yazısıyla yazdığı belgedeki imza ve yazının kendisine ait olduğunu, belgeyi işten çıkarken imzaladığını, 01.12.2008 tarihinde 10.370 TL işçilik alacağı olduğunun işveren tarafından kendisine söylendiğini, bu belgeyi yazıp imzalaması halinde alacağının ödeneceğini söylendiğini, yazıp imzalamasına rağmen alacağının ödenmediğini beyan etmiştir. Davacı tanıkları davacıdan önce işyerinden ayrıldıklarından iş akdinin feshine ilişkin görgüye dayalı beyanda bulunmuş değillerdir. İncelenen hizmet cetvelinden davacının fesihten 3 gün sonra da başka bir işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece iş akdinin ücretlerinin ödenmemesi gerekçesi ile işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiği sonucuna varılarak kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iş akdinin işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiği kabul edilmiş ise de bu kabul dosya kapsamına uygun değildir. Davacının imzası ve içeriğinin kendi eli mahsulü olduğu beyanı bulunan 01.12.2008 tarihli dilekçe ile haklı bir nedene dayanmaksızın istifa iradesinin açıklandığı, bu dilekçesinin iradesini sakatlayacak unsurlar altında imzalandığının davacı tarafça kanıtlanmadığı gibi davalı işyerinden istifaen ayrılıp 3 gün sonra işe girdiği anlaşılan davacının, iş akdini haklı nedenle feshettiğinin kabulüne yasal olanak yoktur. Davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; fazla mesai ücret hesabı yapılan bilirkişi raporunda tanıkların en erken 2003 Mayıs ayından itibaren çalışma şeklini bilecek durumda olduğundan hareketle bu tarihten sonrası dönemden fesih tarihine kadar alacak hesabı yapılmıştır. Olağandışı fazla çalışma iddiasını ispatla yükümlü olan davacı taraf olup bu tanıkların işyerindeki çalışmalarının en geç 2005 Yılı sonunda neticeye erdiğinin anlaşılması karşısında, olağandışı fazla mesai alacak iddialarının 2006-2008 dönemi için kanıtlanamadığı gözetilmeksizin anılan bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy