MAHKEMESİ : KONYA 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/09/2011
NUMARASI : 2010/685-2011/323
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 11.07.1997 tarihinde davalıya ait işyerinde Fen İşleri Müdürlüğü emrinde şoför olarak çalışmaya başladığını, çalışmasını arada taşeron firmalara işyerinin hizmet ihalelerine bağlı olarak işçileri ile birlikte devredilmek suretiyle aynı işyerinde sürdürerek emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı 03.08.2010 tarihine kadar aralıksız sürdürdüğünü, son net ücretinin 1.088 TL olduğunu, emekli olmak amacıyla iş akdini feshettiğini, yaşlılık aylığı bağlandığını, kıdem tazminatının ödenmediğini iddia ederek 2.000 TL kıdem tazminatının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı belediye vekili, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı ile belediye arasında herhangi bir iş akdi bulunmadığını, belediyenin ihale yoluyla hizmet aldığını, müteahhit firma ile davacı arasında bir iş akdi varsa muhatabının çalıştığı şirket olduğunu, davacının 01.01.2007-31.12.2007 arasında G.., 01.01.2008-30.10.2008 arasında T...... 07.01.2009-31.12.2009 arasında T..., 01.01.2010-30.06.2010 arasında Ö... şirketi bünyesinde hizmet alımı kapsamında müteahhit firma elemanı olarak çalıştığını, müvekkili belediyece ihale yoluyla işin tümüyle devrinin yapıldığını ve işverenlik sıfatı kalmadığını, sigorta primleri ve diğer özlük haklarının ihale üzerinde kalan şirketçe ödendiğini, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davanın muhatabının müvekkili olmadığını, İş Kanunu madde 2 içeriğinden bahsedilerek, davanın belediye açısından reddi gerektiğini, teknik şartnamede tüm sosyal ve özlük haklarının yükleniciye ait olduğunun açıkça belirtildiğini savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, taleple bağlı kalınarak 2.000 TL kıdem tazminatının akdin sona erme tarihi olan 03.08.2010 tarihinden işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Karar davalı belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-İhbar olunanlar ile davalı belediye arasında asıl – alt işveren ilişkisi olduğuna dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığı gibi, dava dilekçesinde bildirilen çalışma döneminde davacı adına çalışma bildirilen işyerleri ile davalı belediye arasında ne tür bir ilişki olduğu dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. İlk derece mahkemesi kararında bu konuda herhangi bir açıklama olmadığı gibi, raporda da açıklık bulunmamaktadır.
Mahkemece, davalı belediye ile davacı adına çalışma bildirilen tüm işverenler arasındaki ilişki araştırılarak, asıl – alt işveren ilişkisinin tespiti halinde sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
2-Davacı vekili, müvekkilinin emekli olduğunu iddia ederek kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren faiz hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece de taleple bağlı kalınarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 2.000 TL kıdem tazminatının akdin sona erme tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 120nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin on birinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Mahkemece somut olayda, yukarıdaki açıklama çerçevesinde anılan belgenin işverene verilip verilmediği araştırılıp değerlendirilmeden, yazılı şekilde iş akdinin sona erme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.
3-Her eda davasının aynı zamanda bir tespit de içerdiği gözetilerek, davacı alacaklarının karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin düşünülmemesi yerinde değildir.
4-Kabule göre de, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilirken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinin yürütmesini durduran Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun 30.06.2011 gün ve 2011/321 sayılı yürütmeyi durdurma kararı gereğince, nispi vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğinin düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy