(4857 S. K. m. 2, 6) (1475 S. K. m. 1, 14)
Dava: Davacı vekili, davacı işçinin davalı Belediyeye ait işyerinde diğer davalı şirket işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğunu belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve fazla çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenlerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının Altındağ Belediyesi'nde temizlik işçisi olduğunu, Belediyenin temizlik işlerini ihale yoluyla şirketlere verdiğini, emsal kararlarda belediye temizlik işlerinin ihalesine dair sözleşmelerin alt-asıl işveren ilişkisi olup, asıl işveren davalı Belediyenin 1475 sayılı yasının 1/son maddesi ve 4857 sayılı yasanın 2. maddesine göre alt işveren olan diğer davalıyla birlikte davalı Belediyenin asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunu, davacının iş akdinin feshedildiği tarihe kadar vardiyalı sürekli çalıştığını, , iş akdinin haksız feshedildiğini, ihbar ve kıdem tazminatıyla diğer işçilik alacaklarının ödenmediğini, Ankara 27.İcra Müdürlüğünde takibe geçilip davalıların itirazıyla durdurulduğunu belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenlerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Efekent End. Mak.Kim. Müd. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ve diğer davalı belediye arasında ihale ile alınan atık toplama işine ilişkin sözleşme yapılıp, buna göre davacıyla belirli süreli hizmet akdi yapıldığını, ücret dışında başkaca bir ödeme ve mali yükümlülük bulunmadığını, sözleşmenin sona erme süresinin davacı tarafça bilinip sürenin sona ermesiyle sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, kıdem ve ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, fazla çalışma yaptırılmadığını, hafta tatillerinin hafta içinde kullandırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işçilerin tamamının çalıştırılmadığını, bu günlere isabet eden çalışmaların karşılığının bordroyla zamlı ödendiğini, puantaj kayıtlarının tutulduğunu, yıllık izinlerin izin defterine göre tutulduğunu belirtirken,
Davalı Altındağ Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalıyla aralarında katı atıkların toplanması ve taşınması işi için ihale sonunda sözleşme imzalandığını, belediyenin ihale makamı olup, diğer davalıyla asıl-alt işveren ilişkisi kurulmadığını, çalışan işçilerin diğer davalı işçileri olduğunu, ihale süresi sona erdiğinde bir
kısım işçilerin yükleniciyle birlikte gittiklerini, bir kısmının alt işverenler değişmesine rağmen idarede çalışmaya devam etmediğini, bir kısmının devam ettiği, işe alınma, çalıştırılma ve diğer sosyal hakların belirlenmesinde belediyenin etkisi bulunmadığını, diğer davalıyla muvazaalı sözleşme olmadığını, davanın reddi gerektiğin savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davacının davalı şirket işçisi olarak ihale ile alınan temizlik işlerinde çalıştığı, davalı şirketin, davalı Belediye'den ihale usulü ile temizlik işlerini almış olup, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, her ne kadar davalı vekilleri davacının ihale sözleşmesi sona erdikten sonra yeni ihaleyi alan şirkette çalışmaya devam ettiklerini iddia etmişlerse de dinlenen tanık beyanlarından, Çalışma Bakanlığından yazısından ve emsal dosyalar nazara alındığında davacının iş akdinin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen işçilik alacakları olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve fazla mesai alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalılar vekilleri tarafından cevap nedenleri ile temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları bu yöndedir.
Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkan dahilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hallerde sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işveren geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir.
Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce asıl işveren alt işveren ilişkisin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması ve ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez.
Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işverene nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri alt işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulünü gerektirir. İşyeri devride de devralan işveren kendi dönemindeki süre ve devraldığı işverende gerçekleşen işçilik alacaklarından, devreden işverende kendi dönemindeki gerçekleşen işçilik alacaklarından sorumludur.
1475 sayılı Yasanın 14/2. maddesi hükmü, 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde belirtilen işyeri devrini de içine alan daha geniş bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Gerçekten maddede işyerlerini devir veya intikalinden söz edildikten sonra
yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli
denilmek suretiyle uygulama alanı 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesine göre daha geniş biçimde çizilmiştir. O halde kıdem tazminatı açısından asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından işyerinden ayrılan alt işveren ile daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukuki veya fiili bir bağlantı olsun ya da olmasın kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve kendi dönemi ile sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumluluğu kabul edilmelidir.
Sonuç olarak, tarafların fesih konusunda irade açıklamaları veya fesih işlemi yerine geçecek işlemleri olmadığı sürece, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi yerinde olur. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını devralmış sayılır. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçinin feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşulları gerçekleşmiş sayılmaz.
Buna karşın süresi sona eren alt işverence işçinin iş sözleşmesinin feshi konusunda irade beyanı açıklaması, fesih işlemi yerine geçecek işlemler yapılması halinde yapılan fesih bildirimi ile iş ilişkisi sona ereceğinden işçinin daha sonra yeni alt işveren yanındaki çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. Bu ihtimalde feshe bağlı hakların talep koşulları gerçekleşeceğinden feshin niteliğine göre hak kazanma durumunun değerlendirilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre davalılara arasındaki hizmet alım sözleşmesi 30.09.2009 tarihinde sona ermiştir. Gerek davacı işçi ve gerekse davalı alt işveren bu tarihte veya bu tarihten önce fesih konusunda bir irade açıklamasında bulunmamışlardır. Mahkemece gerekçede belirtilen ve incelenmesi için geri çevrilme kararı verilen Çalışma Bakanlığı Bölge Çalışma Müdürlüğü iş müfettiş raporu fesih tarihinden çok önce gerçekleşen feshe ilişkin olup, davacı açısından emsal teşkil etmemektedir.
Davacının ihale bitimi ara vermeksizin 01.10.2009 yeni ihaleyi alan alt işveren nezdinde yanı işte çalışmaya devam ettiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. Yukarda açıklandığı üzere ortada tarafların fesih iradesi bulunmadığından ve alt işverenler arasında açıklandığı gibi işyeri devri sözkonusu olduğundan, davacının 30.09.2009 tarihi itibari ile feshe bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı taleplerinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy