MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ve hafta tatili ücreti, prim alacağı ile ... alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 31.05.2010 tarihinde küfür ve hakaretlerle diğer 11 mağaza çalışanı ile birlikte işten çıkarıldığını, her ay 550,00 TL maaş aldığını, ayrıca kendisine 135,00 TL yemek ücreti ödendiğini, Mayıs ayı içerisinde 250,00 TL avans aldığını ve 300,00 TL maaş alacağı kaldığını, 150,00 TL prim alacağının ödenmediğini, davalı işyerinde sabah saat 10.00 - akşam 22.00 saatleri arasında çalıştığını ve mesailerinin ödenmediğini, ayrıca resmi tatil ulusal ve dini bayram ile genel tatil günlerinde de çalışıldığını ve ücretlerinin ödenmediğini, 12 saat çalışılan işyerinde 30 dakika 1 kez yemek molası ve 15 dakikalık 2 kez çay molası verildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, genel tatil, hafta tatili, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin, prim alacağı ve mobing tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı savunmasında bulunduklarını, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ve arkadaşlarının 29/05/2010 tarihinde zam talebinde bulunduklarını, biraz sabretmelerinin söylenmesi ve zam taleplerinin karşılanmaması üzerine 31/05/2010 tarihinde toplu olarak işi terk ettiklerini, takip eden günlerde izinsiz ve mazeretsiz devamsızlıkları olduğunu, bu devamsızlıklarının haklı mazeretini bildirerek işbaşı yapmaları konusunda ihtarname gönderildiği halde haklı gerekçe bildirmeksizin işe gelmediklerini, zam talebinde bulundukları anda hiçbir şekilde davacı ve arkadaşlarına küfür ve hakaret edilmediğini, işten kovulduklarına ilişkin herhangi bir söz söylenmediğini, zam talebinin de haklı sebep olmadığını, davacıya fazla mesai yaptırılmadığını, hafta ve genel tatillerde çalıştırılmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, işyerinde asgari ücretle çalıştığını, prim uygulaması bulunmadığını, yemek yardımının da iddia edilen tutarda olmadığını, davacıya herhangi bir baskı ve hakaret edilmediğini savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı işyerinde 6 yıla yakın çalışması bulunan davacının işyerini terk etmesi için herhangi bir nedenin varlığının belirlenemediği, davacının her türlü yasal hakkından yoksun kalacak biçimde işyerini terk etmesinin hayatın olağan ilkelerine aykırı olduğu, davacının fazla çalışma yaptığı, genel tatil günlerinde çalıştığı ancak ücretlerinin ödenmediği, ödenmesini talep ettiğinde davalı işveren tarafından işten çıkarıldığı, davalı işverenin yasal ispat külfetini yerine getirmediği bu nedenle davalı işverenin feshinin haksız olduğu, yıllık izin alacağının bulunduğu, fazla çalışma yapıldığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığı ancak ücretlerinin ödenmediği, mobing sebebiyle tazminat talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içinde taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği, ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Yine 4857 sayılı Kanun'u da, 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nun 14. maddesinde öngörüldüğü gibi ücretin peşin ödeneceği öngörülmemiştir. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır.
İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir.
4857 sayılı İş Kanununun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.
Somut olayda, davacının, davalı işyerinde tatil günleri dahil 10.00-22.00 arası günde 12 saat süreyle çalışmakta iken sürekli davalı şirket yetkililerinin küfürlü hakaretlerine, aşağılamalarına ve psikolojik baskılarına muhatap olduğunu, uzun süre maaşlarına zam yapılmaması, çalışma saatlerinin düzenlenerek vardiyaya dönüştürülmesi ve ödenmemiş haklarının ödenmesi konusunda görüşmek için şirket sahibinin yanına gidildiğinde sinkaflı sözlerle iş akitlerinin feshedildiğini ileri sürdüğü, davalı tarafın ise davacının 29/05/2010 tarihinde zam talebinde bulunduğunu, biraz sabretmelerinin söylenmesi ve zam taleplerinin karşılanmaması üzerine 31/05/2010 tarihinde toplu olarak işi terk ettiklerini, takip eden günlerde izinsiz ve mazeretsiz devamsızlıkları olduğunu, bu devamsızlıklarının haklı mazeretini bildirerek işbaşı yapmaları konusunda ihtarname gönderildiği halde haklı gerekçe bildirmeksizin işe gelmediklerini, zam talebinde bulundukları anda hiçbir şekilde davacı ve arkadaşlarına küfür ve hakaret edilmediğini, işten kovulduklarına ilişkin herhangi bir söz söylenmediğini, zam talebinin de haklı sebep olmadığını iddia ettiği anlaşılmıştır. İşverenin maaş ve mesai saatleri ile ilgili görüşmede davacı ve arkadaşlarını hakaret ederek kovduğuna dair birbirine tanıklık eden ve işverene karşı davası olan davacı tanık beyanlarından başka delil olmadığı, bu durumda, iş sözleşmesinin davacı işçinin, işverence işyerinden kovularak ve işverence haksız olarak feshedildiği olgusunun ıspatlanamadığı ortadadır. Ancak yapılan yargılama sırasında davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı olduğu tesbit edilmiş olup, bu alacakların ödenmemiş olması, iş sözleşmesinin işçi tarafından 4857 sayılı Kanun'un 24/II. maddesince haklı sebeple feshedilmesi şartlarını oluşturur. İşverence tutulan devamsızlık tutanakları işçinin haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiği tarihten sonra tutulduğundan bu tutanaklara itibar edilmesi mümkün değildir. İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedilmesi halinde ise ihbar tazminatı ödenmez.Açıklanan nedenlerle, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshedildiği kabul edilerek ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
3- Islah dilekçesinde davacı tarafından her bir alacak kaleminin ne kadar ıslah edildiği belirtilmeden toplu bir miktar belirtmek suretiyle ıslah yapılması da ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy