(4857 S. K. m. 24)
Dava: Davacı-karşı davalı işçi, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının, davalı ve karşı davacı Mor Teknik Mümessillik İthalat İhracat Ticaret A.Ş. ise ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, dava ve birleşen dava kısmen kabul edilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı (birleşen dosyanın davalısı) işçi ile davalı (birleşen dosyanın davalısı) Wirtgen Ankara Makine Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. M. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı/Birleşen dava davalı İsteminin Özeti:
Davacı/birleşen davalı, iş sözleşmesinin fiilen sona erdirildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve ücret alacağının tahsilini talep etmiş, açılan birleşen davaya yönelik ise davanın reddini istemiştir.
B) Davalı/Birleşen dava davacı Cevabının Özeti:
Davalı/birleşen dava davacı, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiğini savunarak davanın reddini talep etmiş, karşı dava ile de haksız fesih nedeniyle davacı/birleşen dava davalı ve birleşen davalıdan ihbar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
C) Birleşen Dava Davalı Cevabının Özeti
Birleşen dava davalı, davanın reddini talep etmiştir.
D) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna dayanılarak sonuç olarak davacı işçinin haksız olarak iş sözleşmesini sona erdirdiğinden bahisle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Kararı davacı (birleşen dosyanın davalısı) işçi ile davalı (birleşen dosyanın davalısı) Wirtgen Ankara Makine Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
F) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı-birleşen dava davalı ile birleşen davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı/birleşen dava davacı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, şirketin yönetim kurulu başkanının rahatsızlanması sonucu şirket ortakları arasında çıkan uyuşmazlıkta işyerinde şirket yetkilileri tarafından taciz edildiğini, şahsına karşı hakaret içeren sözler ve davranışlar nedeniyle çalışamaz duruma geldiğini, güvensiz bir iş ortamı yaratıldığını, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, fiilen sona erdirilen iş sözleşmesini kendisinin de feshettiğini, haklarının ödenmediğini çalışmasının fiilen istenilmediğinin ifade edildiğini iddia etmiştir.
Ayrıca 12.02.2008 tarihli noter ihtarı ile de şirkette bilgisayarlı muhasebe işlerinde görev yapmakta iken hiçbir gerekçe gösterilmeden şirketin muhasebe kayıtlarını tutmakta olduğu bilgisayarın 09.02.2008 tarihinde mesai saatleri dışında alınıp götürüldüğünü, iş yapamaz konuma getirildiğini, 11.02.2008 tarihinde işyerine gittiğinde bilgisayarın götürülmüş olduğunu gördüğünü, 12.02.2008 günü şirkete gittiğinde ise bilgisayarın henüz getirilmediğini, bu durumu sorması üzerine bilgisayarın yönetim kurulu üyesi Sibel Alp'in bilgisi dahilinde götürüldüğünün beyan edildiğini, Sibel Alp ve serbest mali müşavir Celal Demir ile yaptığı telefon görüşmesinde sana ihtiyacımız yok biz bu işi kendimiz yapacağız denilerek iş aktinin feshedildiğinin beyan edildiğini, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle bir kısım alacaklarının ödenmesini ihtar etmiş olup ihtarın davalı işverene 13.02.2008 tarihinde ulaştığı görülmüştür.
Davalı/birleşen dava davacı işveren ise davacının, muhtemelen birleşen dava davalı şirketin cazip iş teklifine inanarak davalı şirkette çalışmakta iken Şubat ayı başında işe gelmediğini, şirket yetkililerinin arayarak neden işe gelmediğini sorduklarında ise artık şirkette çalışmayacağını sözlü olarak beyan ettiğini, ancak daha sonra noter ihtarı gönderdiğini, bu ihtar üzerine karşı ihtar olarak iş sözleşmesinin feshedilmediğini ve derhal işe başlaması gerektiğinin bildirildiğini, iş sözleşmesinin şirket tarafından feshedilmediğini, davacının işine gelmeyerek zımnen feshettiğini fesih hususunda ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını savunarak asıl davanın reddini talep etmiş, birleşen dava ile de işçinin haksız feshi nedeniyle davacı işçi ve fesihten sonra çalıştığı davalıdan ihbar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Birleşen dava davalı şirket vekili ise davanın reddini talep etmiştir.
Davacı işçi tanıkları davacının iddiası doğrultusunda beyanda bulunmuş olup davacının işten ayrıldığını belirtmişlerdir.
Dinlenen davalı tanığı ise bir kısım işçilerin birleşen dava davalı şirketin kurulmasından sonra kendi istekleri ile ayrılarak bu şirkete geçtiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, netice itibariyle davacının bir başka işyerinde daha iyi şartlarda iş bulduğu için işten ayrıldığı sonucuna ulaşıldığını, davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçe ile fesih sebebini değiştirerek ödenmemiş işçilik alacaklarını gerekçe olarak gösterdiğini ancak iş sözleşmesini fesheden tarafın dayandığı fesih sebebi ile bağlı olduğunu ve bunu değiştiremeyeceğini belirterek davacı/birleşen dava davalı işçinin yapmış olduğu feshin haksız olduğundan bahisle asıl dava yönünden ücret alacağı hüküm altına alınmış diğer talep edilen alacakların ise reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece fesih hususunda ulaşılan sonuç yerinde değildir.
Şöyle ki; dosya kapsamından ve dinlenen tanık beyanlarından, davalı şirket sahibi olan Ö. O. A.'in, yeni kurulan birleşen dava davalı şirketin genel müdürlüğünü de yaptığı ve yeni kurulan şirket adına bazı faaliyetleri de yerine getirdiği ancak adı geçenin 2007 yılının ikinci döneminde rahatsızlanması ve bu rahatsızlığı neticesinde vesayet makamına intikal edilmesi neticesinde davalı şirkette bir yönetim boşluğu oluştuğu, özellikle adı geçenin kızının yönetimi ele alıp işyerine gelerek çalışanlar üzerinde baskı kurduğu, bu baskı sonucunda da işyerinde gerginliklerin meydana geldiği, söz konusu gerginliklere ilişkin dosyada tutanakların bulunduğu, bu gerginliklerin davalı tanığının beyanlarından da anlaşıldığı, davalı şirket çalışanları yönünden sözü edilen baskıların çekilmez hal aldığı ve neticesinde teknik serviste görevli bazı çalışanların işyerinden ayrılmaya başladıkları ve benzer talepli davalar açtıkları görülmüştür.
Ayrıca şirkette meydana gelen bu yönetim boşluğu sonucunda da birleşen dava davalı şirketle aralarında hukuki süreçlerinde başladığı ve devam ettiği anlaşılmıştır.
Bu bağlamda şirket çalışanı olup aynı nedenlerle dava açan H. A.'ın Ankara 9. İş Mahkemesince 15.11.2011 tarih ve 2008/145 E., 2011/1338 K. sayılı kararı ile E. O.'ın Ankara 6. İş Mahkemesinin 27.12.2010 tarih ve 2008/180 E., 2010/97 K.sayılı kararının iş bu dava dosyası ile aynı gün yapılan temyiz incelemesi neticesinde düzeltilerek onandığı görülmekle Dairemizce de oluşan yönetim boşluğu ve şirket yetkilileri tarafından yapılan baskı ve hakarete tamiz sözler nedeniyle davacılar yönünden iş sözleşmesinin devamının çekilmez hal aldığı ve bu hali ile davacı işçilerin feshinin haklı nedenlere dayandığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki davacının da 12.02.2008 tarihinde keşide ettiği ihtarda da belirttiği üzere bilgisayarlı muhasebe görevlisi olup elindeki bilgisayarın alınmış olması göz önünde bulundurulduğunda davalının savunduğu üzere 18.02.2008 tarihli vesayet makamı tarafından alınan bilgisayar olmadığı, 09.02.2008 tarihinde elinden alındığı ve bunun alınma nedenine ilişkin de herhangi bir delilin ibraz edilmediği, sadece 18.02.2008 tarihinde yapılan keşif sırasında vesayet makamı tarafından el konulduğu belirtilmiştir.
Oysa iddia edilen tarih ile savunulan tarih arasında 9 günlük süre olduğu görülmüştür.
Bu nedenlerle davacı iddiası, dinlenen tanık beyanları ve davacı işçinin keşide etiği ihtar ve dosya kapsamı gözetildiğinde şirket yetkilileri tarafından davacının taciz edildiği, hakarete tamiz sözlere maruz kaldığı, elinden bilgisayarının alındığı görülmüş ve neticesinde davacı işçi tarafından iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 24. maddesi kapsamında haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla mahkemenin, davacı işçinin feshinin haksız olduğu yönündeki değerlendirmesi hatalıdır.
Hizmet süresi yönünden ise davacı işçi dava dilekçesinde ve keşide ettiği ihtar ile davalı işyerinde 01.01.2004 tarihinde işe başladığını iddia etmiş ise de hizmet cetvelinden giriş tarihinin 01.06.2007 tarihi olduğu görülmekle çalışma süresi konusunda davacı tanıklarının yeniden dinlenilerek tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde bir sonucu varılması gerekmektedir.
Tespit edilecek bu süreye göre de davacı işçinin işçilik alacaklarının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde işçinin, çalışma süresinin 1 yılın altında kabul edilmesi de hatalıdır.
Davalı tarafından davacıya işyerinde çalıştığı dönemler itibariyle işyerinde genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı, yine ayrıldığı gün itibariyle işyerinden bakiye ücret alacağının olup olmadığı konularında yemin teklif edilmiş olup davacı asilin 28.12.2011 tarihinde yapılan duruşmada genel tatil günlerinde işyerinde çalıştığı, ödenmemiş ücret alacağının bulunduğu şeklinde yemin ettiği halde mahkemece, söz konusu yemin dikkate alınmaksızın davacının genel tatil alacağının reddine karar verildiği görülmüştür.
Yeminin bir bütün olup bölünemeyeceği ve kesin delil olduğu göz önünde bulundurularak yemin edilen hususlarla ilgili olarak tüm alacaklar açısından hüküm kurulması gerekirken bir kısmının reddine karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca, davacının fazla çalışma alacağı reddedilmiş ise de çalışma saatlerine göre ara dinlenme süresinin 1 saat yerine 1,5 saat olarak düşüldüğü görülmüştür.
Tanık beyanları gözetildiğinde ve 1 saat ara dinlenme süresi tenzil edildiğinde davacının haftada 2 saat üzerinden fazla çalışma alacağı takdiri gerekirken hatalı değerlendirme ile reddine karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
3- Yukarıda fesih hususunda açıklanan durum göz önüne alınarak birleşen dava yönünden ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
G) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy