MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin fark kıdem ve ihbar tazminatı ile fark ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.02.2013 gün ve 2010/45106 Esas, 2013/6153 Karar sayılı kararı ile “somut olayda, davacının iş akdinin 2005 yılında ücretinin düşürülmesi amacıyla feshedildiği, çalıştığı yer değişmediği halde başka bir şirketten giriş çıkış yapıldığı, bu arada kıdem ve ihbar tazminatları ödenmiş olsa da bu işlemlerin muvazaalı olarak yapıldığının mahkemenin de kabulünde olduğu, kıdem ve ihbar tazminatları ödenmiş olsa da muvazaa nedeniyle tasfiyeden söz etmek mümkün olmayacağından davacının 31.12.2005 tarihinden önceki çalışma döneminin de kıdem süresinde dikkate alınması gerektiği, davacının 1986-30.4.2008 tarihleri arasında aynı işyerinde, aynı holdinge bağlı işverenler nezdinde fasılasız çalışması nedeniyle emekli olarak işten ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazandığı, mahkemece yapılacak işin, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, davacının 2008 yılında fesih tarihi itibariyle eğer ücretinde düşürme yapılmasaydı alması gereken ücret ne idiyse o ücret tespit ettirilerek, tespit edilen ücret üzerinden kıdem tazminatının 1986 yılından emeklilik nedeniyle iş akdinin feshedildiği dönem hizmet süresi olarak kabul edilerek hesaplattırılması, 2005 yılında ödenen kıdem tazminatı yasal faiziyle ve 2008 yılında ödenen kıdem tazminatı ise faiz işletilmeden mahsup edilmeli, ücretinin düşürülmesi İş Kanununun 22.maddesine göre işçinin yazılı rızasına bağlı olduğundan kanuna aykırı olarak yapılan bu işlem nedeniyle davacının fark ücret alacağının da hesaplattırılması gerektiği, davanın reddinin hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “davacının ücretinin düşürülmesine rıza göstererek 3 yıl gibi uzun bir süre düşük ücretle çalıştığı, düşük ücrete göre hesaplanan tazminatları ihtirazı kayıtsız olarak imzaladığı, dolayısıyla işverenin bu uygulamasını zımni olarak kabul ettiği, yine aynı davalı işyerine karşı açılan aynı mahiyetteki seri davalarda verilen ret kararının Yargıtay’ca onanmış olması karşısında aynı mahiyetteki bu kararın bozulması hakkaniyete ve eşitlik ilkelerine aykırı düştüğü” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “somut olayda, davacının iş akdinin 2005 yılında ücretinin düşürülmesi amacıyla feshedildiği, çalıştığı yer değişmediği halde başka bir şirketten giriş çıkış yapıldığı, bu arada kıdem ve ihbar tazminatları ödenmiş olsa da bu işlemlerin muvazaalı olarak yapıldığının mahkemenin de kabulünde olduğu, kıdem ve ihbar tazminatları ödenmiş olsa da muvazaa nedeniyle tasfiyeden söz etmek mümkün olmayacağından davacının 31.12.2005 tarihinden önceki çalışma döneminin de kıdem süresinde dikkate alınması gerektiği, davacının 1986-30.4.2008 tarihleri arasında aynı işyerinde, aynı holdinge bağlı işverenler nezdinde fasılasız çalışması nedeniyle emekli olarak işten ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazandığı, mahkemece yapılacak işin, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, davacının 2008 yılında fesih tarihi itibariyle eğer ücretinde düşürme yapılmasaydı alması gereken ücret ne idiyse o ücret tespit ettirilerek, tespit edilen ücret üzerinden kıdem tazminatının 1986 yılından emeklilik nedeniyle iş akdinin feshedildiği dönem hizmet süresi olarak kabul edilerek hesaplattırılması, 2005 yılında ödenen kıdem tazminatı yasal faiziyle ve 2008 yılında ödenen kıdem tazminatı ise faiz işletilmeden mahsup edilmeli, ücretinin düşürülmesi İş Kanununun 22.maddesine göre işçinin yazılı rızasına bağlı olduğundan kanuna aykırı olarak yapılan bu işlem nedeniyle davacının fark ücret alacağının da hesaplattırılması gerektiği, davanın reddinin hatalı olduğu” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup gerekçede gösterilen ret kararlarının onanmasının mahkemenin kabulünde olan muvazaa olgusunu ortadan kaldırmadığı, direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 04.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy