MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı vekili, davacı işçinin ödenmeyen prim, yıllık ücretli izin, sosyal yardım ve fazla mesai ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 31.05.2012 gün 2010/13088 Esas, 2012/19095 Karar sayılı kararı ile “mahkemece davacının 18.09.2001 tarihli yönetim talimatı ile ücretine fazla çalışma ücretinin de dahil olduğunun kabul edilmesi doğru ise de, davacının davalının savunmasında belirttiği üzere yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürün talimatı altında çalıştığı anlaşıldığından kendi mesaisini kendi belirleyen konumda üst düzey yönetici olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu, ... 2. İş Mahkemesinin 2006/4 değişik iş sayılı dosyasında da davalı kayıtlarına göre giriş çıkış saatleri tespit edildiğinden davacının normal mesaisinin haricinde çalıştığı bir başka deyişle fazla çalışma yaptığının anlaşıldığı, davacının mesaisini kendisinin belirlemediği fazla çalışma ücreti alacağını hak ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmalı, yönetim talimatı gereği fazla çalışma alacağının ücretine dahil olduğu kabul edilerek yıllık 270 saat mesai alacağının tenzili ile bakiye fazla çalışma alacağı hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, ilk karardaki gerekçe ile “davacının avukat olarak çalıştığı, Ücret derecesinde yer alan pozisyonlarda görev yapan yöneticiler için fazla mesai uygulamasının 01.10.2001 tarihinden itibaren kaldırıldığı ve ücretlerinde yeni düzenleme yapılacağının belirtildiği, bu uygulamanın davacının işe başladığı tarihte başladığı, davacının herhangi itirazının bulunmadan yıllarca çalıştığı, görevi itibariyle fazla mesai konusundaki düzenlemeyi bilebilecek konumda olduğu, kaldı ki davacının puantaj cetvelinin incelenmesinde (yemek ve istirahat süreleri mahsup edildiğinde) günlük bir saat kadar fazla mesai yaptığı, dilekçe hazırlaması, duruşmaları için hazırlık yapması gibi işler ve davalı şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında işverenin bu konuda davacıya fazla çalışması yönünde talimat vermesinin beklenemeyeceği, buna göre davacının çalışma sürelerini kendisi ayarladığı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “mahkemece davacının 18.09.2001 tarihli yönetim talimatı ile ücretine fazla çalışma ücretinin de dahil olduğunun kabul edilmesi doğru ise de, davacının davalının savunmasında belirttiği üzere yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürün talimatı altında çalıştığı anlaşıldığından kendi mesaisini kendi belirleyen konumda üst düzey yönetici olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu, ... 2. İş Mahkemesinin 2006/4 değişik iş sayılı dosyasında da davalı kayıtlarına göre giriş çıkış saatleri tespit edildiğinden davacının normal mesaisinin haricinde çalıştığı bir başka deyişle fazla çalışma yaptığının anlaşıldığı, davacının mesaisini kendisinin belirlemediği fazla çalışma ücreti alacağını hak ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmalı, yönetim talimatı gereği fazla çalışma alacağının ücretine dahil olduğu kabul edilerek yıllık 270 saat mesai alacağının tenzili ile bakiye fazla çalışma alacağı hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece “davacının avukat olarak çalıştığı, Ücret derecesinde yer alan pozisyonlarda görev yapan yöneticiler için fazla mesai uygulamasının 01.10.2001 tarihinden itibaren kaldırıldığı ve ücretlerinde yeni düzenleme yapılacağının belirtildiği, bu uygulamanın davacının işe başladığı tarihte başladığı, davacının herhangi itirazının bulunmadan yıllarca çalıştığı, görevi itibariyle fazla mesai konusundaki düzenlemeyi bilebilecek konumda olduğu, kaldı ki davacının puantaj cetvelinin incelenmesinde (yemek ve istirahat süreleri mahsup edildiğinde) günlük bir saat kadar fazla mesai yaptığı, dilekçe hazırlaması, duruşmaları için hazırlık yapması gibi işler ve davalı şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında işverenin bu konuda davacıya fazla çalışması yönünde talimat vermesinin beklenemeyeceği, buna göre davacının çalışma sürelerini kendisi ayarladığı” gerekçesi ile direnilmiş olup, davacının fazla mesai yaptığı kabul edilse bile bu mesaisi karşılığının kararlaştırılan ücret içinde kaldığı anlaşıldığından, sonuç itibari ile direnmenin doğru olduğu, yerel mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, 16.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.