MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve genel tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.09.2012 gün ve 2012/25506 Esas, 2012/29701 Karar sayılı kararı ile “davalı işverenin şikayet etmesi üzerine davacı hakkında feshe konu olay ile ilgili olarak açılan ceza davası sonucunda; ... 7.Asliye Ceza Mahkemesince 23.06.2009 tarih ve 2007/409 E., 2009/601 K. sayılı kararı ile sanığın, hatır icabı şikayetçinin ürünlerini ... ve çevre il ve ilçelerde müşterilere teslim ettiği, şikayetçi ile aralarında hizmet ilişkisinin bulunmadığından bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraatına karar verilmiş ise de; söz konusu kararın şikayet eden tarafından temyiz edildiği, henüz kesinleşmediği, hal böyle olunca feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığının tespit edilebilmesi amacıyla ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesinin zorunlu olduğu, mahkemece, ilgili ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “ceza dosyasının sonucunun verilecek kararı etkileyecek nitelikte bağlayıcı bir hüküm içermediği, ceza mahkemesince para tahsilatı yapılıp işverene teslim edilip edilmediği konusunda herhangi bir tespit yapılmadığı, mahkememiz dosyasında da bulunan belgeler ve işverenin dayandığı mal bedellerinin davacıya ödendiğine dair müşteri dilekçeleri bulunmakta ise de hem ceza dosyasında hem mahkememiz dosyasında bu dilekçe sahiplerinden dinlenenler dilekçelerin kendileri tarafından verilmediğini beyan ettikleri, bu beyanlar dikkate alınarak ortada feshi gerektirir bir işçi eylemi olmadığı kabul edilerek hüküm kurulduğu, kaldı ki şikayetin mahkememizde dava açıldıktan sonra yapıldığı, aynı dosyada yapılan değerlendirmeye göre işçinin işvereni tehdit ettiği saptanmış ve Ceza verilmişse de bu eylemin de fesihten sonra yapıldığı, dolayısı ile feshin haklı olup olmadığı noktasında sonucu değiştirecek nitelikte bir eylem olmadığı” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “davalı işverenin şikayet etmesi üzerine davacı hakkında feshe konu olay ile ilgili olarak açılan ceza davası sonucunda; ... 7.Asliye Ceza Mahkemesince 23.06.2009 tarih ve 2007/409 E., 2009/601 K. sayılı kararı ile sanığın, hatır icabı şikayetçinin ürünlerini ... ve çevre il ve ilçelerde müşterilere teslim ettiği, şikayetçi ile aralarında hizmet ilişkisinin bulunmadığından bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraatına karar verilmiş ise de; söz konusu kararın şikayet eden tarafından temyiz edildiği, henüz kesinleşmediği, hal böyle olunca feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığının tespit edilebilmesi amacıyla ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesinin zorunlu olduğu, mahkemece, ilgili ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece “ceza dosyasının sonucunun verilecek kararı etkileyecek nitelikte bağlayıcı bir hüküm içermediği, ceza mahkemesince para tahsilatı yapılıp işverene teslim edilip edilmediği konusunda herhangi bir tespit yapılmadığı, mahkememiz dosyasında da bulunan belgeler ve işverenin dayandığı mal bedellerinin davacıya ödendiğine dair müşteri dilekçeleri bulunmakta ise de hem ceza dosyasında hem mahkememiz dosyasında bu dilekçe sahiplerinden dinlenenler dilekçelerin kendileri tarafından verilmediğini beyan ettikleri, bu beyanlar dikkate alınarak ortada feshi gerektirir bir işçi eylemi olmadığı kabul edilerek hüküm kurulduğu, kaldı ki şikayetin mahkememizde dava açıldıktan sonra yapıldığı, aynı dosyada yapılan değerlendirmeye göre işçinin işvereni tehdit ettiği saptanmış ve Ceza verilmişse de bu eylemin de fesihten sonra yapıldığı, dolayısı ile feshin haklı olup olmadığı noktasında sonucu değiştirecek nitelikte bir eylem olmadığı” gerekçesi ile direnilmiş olup, ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin sonuca etkisi bulunmadığı, bu nedenle direnmenin doğru olduğu, yerel mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine 04.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy