MAHKEMESİ : 2. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı vekili, işe iade kararı sonrası işe başlatılmayan davacı işçinin fark kıdem tazminatı ve işe başlatmama tazminatının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, “tarafların aralarında imzalamış oldukları 28.12.2010 tarihli protokolün mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu, mahkeme ibrazı ile mahkeme içi sulh niteliği kazandığı, mahkemece taraflar arasındaki sulh sözleşmesinde tazminat ve ücretler konusunda anlaşma olmasına rağmen bu hususun karara bağlanmadığı, feshin geçersizliği ve işe iadenin kabulü halinde, işe başlatmama tazminatının ve boşta geçen süre ücret alacağının talep olmasa da res'en ve miktar belirtmeksizin karar altına alınması gerektiği, ancak bu konuda karar verilmediği ve kesin hüküm bulunduğu gerekesi ile davacının işe başlatmama tazminatının, davacı her ne kadar usulüne uygun şekilde işverene müracaat edilmesine rağmen işveren tarafından işe başlatılmadığını ileri sürmüşse de; taraflar arasında görülüp karara bağlanan feshin geçersizliğine ve işe iadeye ilişkin dava dosyasında tarafların yüzüne karşı verilen kararın gerekçeli karar yazımı ve kesinleşmesinden sonra taraflara tebliğ olunmadığı, 4857 sayılı Kanunu’nun 21. maddesinde bu konuda getirilen ayrık düzenleme nedeniyle işçinin başvuru süresinin kesinleşen kararın tebliği ile başlayacağı, bu itibarla fark kıdem tazminatına ilişkin talebin işe iadeye ilişkin süreç tamamlanmakla değerlendirileceği” gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.10.2012 gün ve 2012/27101 Esas, 2012/32366 Karar sayılı kararı ile “davalı işverenin imzaladığı protokole davacı işçinin güvendiği, davacı işçi açısından ortada korunması gereken bir güven bulunduğu, güven nedeni ile davacı işçi işe başlayacağını sanmakta ve bu nedenle işe başlatmama tazminatını protokolde öngörmemekte, boşta geçen sürenin de olmadığını kabul ettiği, davalı işveren işe başlatmadığına göre güven sorumluluğunu gerektirdiği şekilde davacının kaybettiği haklarından sorumlu olması gerektiği, davacının talep ettiği işe başlatmama tazminatı ile işe başlatılmadığı tarihe göre fark kıdem tazminatı isteğinin değerlendirmeye tabi tutularak kabulü gerektiği, protokol kapsamında verilen feshin geçersizliği ve işe iade kararında, işe başlatmama tazminatı yönünden olumlu yada olumsuz bir karar verilmediğinden, bu kararın bu davada istenen işe başlatmama tazminatı yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, başvuru ve başlatılma konusunda tarafların iradesinin birleştiği, artık burada temyiz edilmeyeceği kabul edilen ve kesinleşen feshin geçersizliği ve işe iade kararının kesinleşme şerhli ilamının tebliğinin ve başvurunun bu tebliğden itibaren aranmasının gereği bulunmadığı” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, önceki gerekçeler ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “davalı işverenin imzaladığı protokole davacı işçinin güvendiği, davacı işçi açısından ortada korunması gereken bir güven bulunduğu, güven nedeni ile davacı işçi işe başlayacağını sanmakta ve bu nedenle işe başlatmama tazminatını protokolde öngörmemekte, boşta geçen sürenin de olmadığını kabul ettiği, davalı işveren işe başlatmadığına göre güven sorumluluğunu gerektirdiği şekilde davacının kaybettiği haklarından sorumlu olması gerektiği, davacının talep ettiği işe başlatmama tazminatı ile işe başlatılmadığı tarihe göre fark kıdem tazminatı isteğinin değerlendirmeye tabi tutularak kabulü gerektiği, protokol kapsamında verilen feshin geçersizliği ve işe iade kararında, işe başlatmama tazminatı yönünden olumlu yada olumsuz bir karar verilmediğinden, bu kararın bu davada istenen işe başlatmama tazminatı yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, başvuru ve başlatılma konusunda tarafların iradesinin birleştiği, artık burada temyiz edilmeyeceği kabul edilen ve kesinleşen feshin geçersizliği ve işe iade kararının kesinleşme şerhli ilamının tebliğinin ve başvurunun bu tebliğden itibaren aranmasının gereği bulunmadığı” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup bozma doğrultusunda kesinleşen kararlar bulunduğu, bozmanın Yargıtay İş Dairelerinin uygulamasına uygun olduğu, bu nedenle direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 09.12.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy