MAHKEMESİ : . İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı vekili, iş sözleşmesi ile çalışan davacının avukatlık ücretinin ödenmediğini belirterek, bu ücretin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.11.2012 gün ve 2010/29072 Esas, 2012/38681 Karar sayılı kararı ile “Avukatlık Kanunun 164 /son maddesi avukat-müvekkil ilişkisinde değerlendirilecek bir hüküm olup hizmet akti ile çalışan ve işçi sıfatını taşıyan avukat açısından bağlayıcı olmadığı, bu itibarla işçi sıfatındaki avukatın yaptığı görev sonucu işveren lehine oluşacak vekalet ücretinin kime ait olduğu hususunun Avukatlık Kanununa göre değil taraflar arasındaki iş sözleşmesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının girdiği davalarda işveren lehine tahakkuk edecek vekalet ücretinden pay alacağına dair açık bir sözleşme hükmü olmadığı gibi, sözleşmenin eki niteliğinde bir belge ya da yönetmelikte bulunmadığı, açıklanan bu sebeplerle davacının davasının reddi yerine kabulünün hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “Avukatlık yasasının 164 /son maddesi amir hüküm olup sözleşme ile değiştirilemeyecek ve sözleşmelerde yer almamasının sonucu etkili olmayacak bir hüküm olduğu, avukatın mesleğini avukatlık kanunlarına göre yaptığı, bu nedenle avukatlık yasasının tüm hükümlerinden yararlanması gerektiği” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir. Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “Avukatlık Kanunun 164/son maddesi avukat-müvekkil ilişkisinde değerlendirilecek bir hüküm olup hizmet akti ile çalışan ve işçi sıfatını taşıyan avukat açısından bağlayıcı olmadığı, bu itibarla işçi sıfatındaki avukatın yaptığı görev sonucu işveren lehine oluşacak vekalet ücretinin kime ait olduğu hususunun Avukatlık Kanununa göre değil taraflar arasındaki iş sözleşmesine göre belirlenmesi gerektiği, davacının girdiği davalarda işveren lehine tahakkuk edecek vekalet ücretinden pay alacağına dair açık bir sözleşme hükmü olmadığı gibi, sözleşmenin eki niteliğinde bir belge ya da yönetmelikte bulunmadığı, açıklanan bu sebeplerle davacının davasının reddi yerine kabulünün hatalı olduğu ” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 09.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy