MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.12.2012 gün ve 2012/32447 Esas, 2011/40930 Karar sayılı kararı ile “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 87/son maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildikten sonra ıslah yoluyla müddeabihin arttırılmasının mümkün olmadığı, ancak, olayımızda davacının dava dilekçesinde talep konusu alacaklardan fazlaya ait haklarını saklı tutmadığı gibi, davayı da kısmi dava olarak açmadığı, davacının dava konusu yapmadığı ve saklı tutmadığı kısımlardan zımnen vazgeçmiş ve isteklerini miktarla sınırlandırmış sayılacağı(YHGK.’un 2004/4-200E. 2004/227 K.), davacı, isteyebileceği ücretleri dava dilekçesiyle sınırlandırdığından ve fazlaya ait taleplerini saklı tutmadığından fazlaya ilişkin isteklerinin reddi gerektiği, yerel mahkemece 6100 Sayılı HMK’nun 109. maddesi gerekçe gösterilerek tamamlanmamış işleme yeni yasanın uygulanacağı belirtilmiş ise de, davanın 24.12.2008 tarihinde karara bağlandığı ve temyize konu işlemlerin HMK.’un yürürlüğe girişinden önce tamamlandığı, bu nedenle 6100 Sayılı HMK.’un 109. maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmadığı” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “bozmanın hakkaniyete, hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğu, her ne kadar dava dilekçesinde belirtilmemiş ise de halin icabından davanın kısmi dava olarak açıldığının belli olduğu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması ibaresinin dava dilekçesinde şeklen bulunmamasının sonuca etkili olmadığı, 6100 sayılı düzenleme ile bu haksız uygulamadan vazgeçildiği” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 87/son maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildikten sonra ıslah yoluyla müddeabihin arttırılmasının mümkün olmadığı, ancak, olayımızda davacının dava dilekçesinde talep konusu alacaklardan fazlaya ait haklarını saklı tutmadığı gibi, davayı da kısmi dava olarak açmadığı, davacının dava konusu yapmadığı ve saklı tutmadığı kısımlardan zımnen vazgeçmiş ve isteklerini miktarla sınırlandırmış sayılacağı(YHGK.’un 2004/4-200E. 2004/227 K.), davacı, isteyebileceği ücretleri dava dilekçesiyle sınırlandırdığından ve fazlaya ait taleplerini saklı tutmadığından fazlaya ilişkin isteklerinin reddi gerektiği, yerel mahkemece 6100 Sayılı HMK’nun 109. maddesi gerekçe gösterilerek tamamlanmamış işleme yeni yasanın uygulanacağı belirtilmiş ise de, davanın 24.12.2008 tarihinde karara bağlandığı ve temyize konu işlemlerin HMK.’un yürürlüğe girişinden önce tamamlandığı, bu nedenle 6100 Sayılı HMK.’un 109. maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmadığı” gerekçesi ile verdiği bozma kararı 1086 sayılı HUMK zamanındaki içtihatlara uygun olup, mahkemece direnme kararı ile halin icabından kısmi dava olduğu şeklinde yorum getirildiği, direnmenin yerinde HUMK uygulamasına uygun olmadığı gibi yeni yorum ve kavramın tartışılması Hukuk Genel Kurulu’na ait olduğu anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 21.10.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.