MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve temettü alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.12.2012 gün ve 2010/34321 Esas, 2012/43290 Karar sayılı kararı ile “davacının davalı işyerinde 29.09.1978-20.08.1987 tarihleri arasında 647 sayılı kanuna tabi olarak, 21.08.1987-30.12.1997 ve 15.06.2000-15.05.2008 tarihleri arasında İş Kanuna tabi işçi olarak 3 dönem halinde çalıştığı, 30.12.1997 tarihinde iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshedildiği, buna karşı idari yargıda dava açtığı, mahkeme kararı üzerine 15.06.2000 tarihinde yeniden işe başladığı, ancak 21.08.1987-30.12.1997 tarihleri arasındaki dönemine ilişkin iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek, tasfiye edildiğinden, 15.06.2000 tarihinde yeniden işe alınmasının yeni bir iş sözleşmesi olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işçi olarak çalıştığı, ikinci ve üçüncü dönem çalışmalarının bir bütün kabul edilerek, son ücrete göre kıdem tazminatı hesaplandığı, oysaki davacının ikinci dönem çalışmasının tasfiye edildiğinden, son dönem çalışması için Emekli Sandığı tarafından işçiye ödenen 9.405,10 TL kıdem ödemesi mahsup edilerek, bu dönem için hak kazandığı bakiye 7.124,27 TL kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekirken, daha fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “ikinci dönem çalışmalarından 30.12.1997 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek, tasfiye edildiği, bu tasfiye edilen dönem için Emekli Sandığı tarafından davacıya ödenen kıdem ödemesinin mahsubunun yapılması gerektiği belirtilmiş ise de; davacının bu dönem ile ilgili fesih nedeniyle İdare Mahkemesi’nde dava açtığı, davayı kazanması sonucu, davacı eski işine iade edildiği, iade sebebiyle kendisine ödenen kıdem ve ihbar tazminatını faizi ile birlikte davacıdan geri alındığı, tasfiyenin gerçekleşmediği” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “davacının davalı işyerinde 29.09.1978-20.08.1987 tarihleri arasında 647 sayılı kanuna tabi olarak, 21.08.1987-30.12.1997 ve 15.06.2000-15.05.2008 tarihleri arasında İş Kanuna tabi işçi olarak 3 dönem halinde çalıştığı, 30.12.1997 tarihinde iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshedildiği, buna karşı idari yargıda dava açtığı, mahkeme kararı üzerine 15.06.2000 tarihinde yeniden işe başladığı, ancak 21.08.1987-30.12.1997 tarihleri arasındaki dönemine ilişkin iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek, tasfiye edildiğinden, 15.06.2000 tarihinde yeniden işe alınmasının yeni bir iş sözleşmesi olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işçi olarak çalıştığı, ikinci ve üçüncü dönem çalışmalarının bir bütün kabul edilerek, son ücrete göre kıdem tazminatı hesaplandığı, oysaki davacının ikinci dönem çalışmasının tasfiye edildiğinden, son dönem çalışması için Emekli Sandığı tarafından işçiye ödenen 9.405,10 TL kıdem ödemesi mahsup edilerek, bu dönem için hak kazandığı bakiye 7.124,27 TL kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekirken, daha fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece “ikinci dönem çalışmalarından 30.12.1997 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek, tasfiye edildiği, bu tasfiye edilen dönem için Emekli Sandığı tarafından davacıya ödenen kıdem ödemesinin mahsubunun yapılması gerektiği belirtilmiş ise de; davacının bu dönem ile ilgili fesih nedeniyle İdare Mahkemesi’nde dava açtığı, davayı kazanması sonucu, davacı eski işine iade edildiği, iade sebebiyle kendisine ödenen kıdem ve ihbar tazminatını faizi ile birlikte davacıdan geri alındığı, tasfiyenin gerçekleşmediği” gerekçesi ile direnilmiş olup, işe iade kararı sonrası ödenen kıdem ve ihbar tazminatının işverene iade edilmesi karşısında tasfiyenin gerçekleşmediği, bu nedenle direnmenin doğru olduğu, her ne kadar bozma sonrası gerekçe yeni hüküm şeklinde ise de davanın kısmi dava olması nedeni ile belgenin sonuca etkili olmadığı, açılacak ek davada da değerlendirilebileceğinin gözden kaçırıldığı, yerel mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.10.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.