MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, borçlu olmadığının tespiti ile bedelsiz kalan senetlerin iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmada hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten sonra, dosya incelenmiş ve Dairemizin 2011-17249 E. 2013-19518 K. gereğince eksikliklerin giderilmesi için dosya geri çevrilmiştir.İşlem tamamlandıktan sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendi, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, 30.07.2008 vade tarihli, tanzim tarihi bulunmayan 75.000.00 TL.bedelli senet (bono) ile 30.08.2008 vade ve 11.07.2008 tanzim tarihli 75.000.00TL.bedelli bonolorın davacıdan ceza ve hapis yatırma tehdidiyle, manevi baskı ve ikrah altında alınmış senetler olduğunu ileri sürerek, bu senetlerin karşılığında borçlu bulunmadığının tesbitine ve geçersiz senetler için ödenen bedellerin ödeme tarihinden itibaren iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı işveren, dava konusu senetlerin senet borçluları tarafından şirkette çalıştıkları dönemde çeşitli hileler yaparak kendi lehlerine menfaat sağlamaları ve davalı şirket yetkililerinin bunu fark etmesi sonucu şirket aleyhine doğmuş ve ilerde doğacak olan tüm maddi ve manevi zararın tazmini amacıyla davalı ve diğer çalışanların kendi rızaları ile verdikleri senetler olduğunu, senet bedellerinin iş aktinden veya İş Kanunundan doğan bu alacaktan kaynaklanmadığını, davanın kambiyo senedine ve limited şirketle ilgili olması nedeniyle Ticaret Mahkemesinin görevi dahilinde olduğunu, davalı tarafın itirazi kayıtsız ödediği senet bedellerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın usûle aykırı olarak açıldığını, diğer yandan da satış elemanı olarak şirkette çalışan davacı ve diğer senet borçlusunun çeşitli zamanlarda yaptıkları usûlsüz ve hileli satışlarla elde edilen paraları kendi adlarına tahsil ettiklerini, davacı ve diğer satış elemanının hileli işleriyle ilgili olarak hukuki yollara başvurmanın tehdit olmadığını, 900,00 TL.maaşla işçi olarak çalışan davacının senet bedellerinin ihtirazi kayıtsız olarak sürelerinde ödeyebildiğini, bu durumda müzayaka iddiasının da dayanaksız kaldığını ileri sürerek davanın esastan reddini savunmuştur. Mahkemece, senetlerin bir ceza kovuşturması sırasında hapis cezası tehdidi altında ve ceza davasından vazgeçme karşılığında alındığı, ceza davasına konu edilen zararlandırıcı eylemin ne olduğu, verilen zararın ne şekilde ve ne miktar olduğu yolunda kayıt, belge, bilirkişi raporu v.b. bir kanıt bulunmadığı, bu durumda senetlerin kambiyo senedi olarak geçerli olmadığı, tehdit ve murazaka altında alındığı ve senetteki borç ilişkisinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.Davaya konu senetlerin, davacının da aralarında olduğu bazı işçilerin satış bedellerinin bir kısmını şirket kayıtlarına yansıtmayarak menfaat temin ettikleri iddiasına dayalı olarak düzenlendiği tartışmasızdır. Davacı işçi ve bazı diğer işçiler müdafi aracılığıyla poliste ve savcılıkta verdikleri ifadelerinde olayı ikrar etmişler ve zarar karşılığı olarak davaya konu her iki senedin imzalandığını kabul etmişlerdir. Ceza yargılaması sırasında müşteki beyanında 30.07.2008 ve 30.08.2008 vade tarihli iki adet senedin, zarar karşılığı olarak belirlenerek ödendiğini, zararın karşılandığını belirterek şikayetten vazgeçtiğini bildirmiştir. Bunun üzerine ceza yargılaması sonunda davacı işçinin de aralarında olduğu sanıkların ikrarları ve yargılama sırasında zararı ödemeleri sebebiyle etkin pişmanlık hükümleri de uygulanarak indirim yapılmak suretiyle mahkumiyetlerine dair karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmiş ve karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Ceza davası içeriğine ve davacının müdafi aracılığıyla alınan açık anlatımına göre işyerinde satış elemanı olarak görev yapmış olan davacının bazı ürünlerin satış bedellerinin bir kısmını kasaya koymayarak kendisine aldığı sabittir. Davacı işçinin sözü edilen haksız eylemi sebebiyle işverenin bir zararının olduğu da kuşkusuzdur.Ceza dosyası ve davalı vekilinin cevap dilekçesi içeriğine göre davacı işçinin de aralarında olduğu diğer bazı çalışanların borçlu ve kefil olarak adlarının yer aldığı 30.07.2008 ve 30.08.2008 vade tarihli 75.000,00TL bedelli iki adet senet (bono) düzenlenmiştir. Senetlerin salt davacı işçinin zararı için değil, diğer işçilerin de işverene verdikleri zarar kapsamında müşterek borçluluk esasına göre düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bu noktada temel sorun, ceza yargılamasında şikayetten vazgeçme baskısıyla düzenlendiği anlaşılan senetlerden dolayı davacı işçinin ne kadar borçlu olduğu noktasında toplanmaktadır. Zira senetlerin düzenlendiği aşamada işverence gerçek zarar miktarı belirlenmemiştir. Davalı şirket temsilcisi yargılama sırasında, “600.000,00TL de desek imzalayacaklardı” şeklinden anlatımda bulunmuştur. Bu durumda senetlerin her bir işçinin işverene verdiği zarar noktasında ayrıştırılmaksızın düzenlendiği sabittir. Davalı işveren davacının haksız eylemleri sonucu uğradığını ileri sürdüğü zarar miktarını kanıtlamak durumundadır. Bu yönde dosyaya işveren kayıtları sunulmuş olup, mahkemece sözü edilen kayıtlar değerlendirilmeksizin karar verilmesi hatalıdır. Konunun uzmanı olan mali müşavir bilirkişi marifetiyle davacının yapmış olduğu satış bedellerinin ne kadarının işveren kayıtlarına geçirilmediği belirlenmeli ve sonucuna göre davacının sorumlu olduğu tutar belirlenerek bu miktar yönünden bir karar verilmelidir. Öte yandan davaya konu senet bedeli davacı dışındaki diğer işçilerin verdiği zarar iddialarını da kapsadığından davacının senet sebebiyle sorumlu olduğu miktar belirlenmeli ve davacının senetten dolayı işverene yaptığı ödemenin fazla olması durumunda iadeye dair karar verilmelidir. İşverene aynı anda üç işçinin zarar verdiğinin iddiaya konu olması ve davacının hazırlık soruşturması sırasında 25.000,00TL bedelli dört ayrı senet imzaladığını açıklamasına karşın, ceza yargılaması sırasında şikayetçi vekili tarafından tüm sanıklar için 75.000,00TL bedelli iki ayrı senet imzalandığının açıklanması sebebiyle davacının diğer sanıklarla birlikte müştereken borçlu olduğu davaya konu senet sebebiyle ödemek zorunda kaldığı tutar tespit olunmalıdır. Davacı işçinin senet sebebiyle ödemek zorunda kaldığı tutar, işverene verdiği zarardan fazlaysa menfi tespit ve iade isteğine dair bu davanın tespit edilecek miktar üzerinden kabulüne aksi halde reddine dair hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL. duruşma parasının karşı tarafa yükletilmesi ile peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy