MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı vekili, davacı işçinin ücretlerinin ödenmemesi nedeni yapılan icra takibine dvalının haksız itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.02.2012 gün ve 2009/45165 Esas, 2012/6003 Karar sayılı kararı ile “öncelikle davacının davalı işyerinde üç ay ... gün çalıştığı ve aylık ücretinin 6.500.00 TL olduğu uyuşmazlık konusu olmadığı, bu süre ve miktara denk gelen 21.666.00 TL için icra takibi yapıldığı, ancak yine davacının kabulünden ve banka kaydından bir aylık ücretinin davacıya ödendiğinin de uyuşmazlık dışı olduğu, böyle olunca ödenen 6.500.00 TL indirilerek kalanının kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu indirim yapılmadan takibe konu tüm miktar için takibin devamına, ikinci olarak hakkın özü tartışmalı olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin ve üçüncü olarak da davacının takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda reeskont faizi istediği, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. Maddesi uyarınca en yüksek mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı talebini aşmamak üzere bu şekilde karar verilmemesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, faiz konusundaki bozmaya karşı bir gerekçe kurulmadan “davacının çalışma süresinin 3 ay 10 gün değil, 14/07/2008-24/11/2008 tarihleri arasında 4 ay 10 gün olup, davacı tarafından 1 aylık ödenen ücret 6.500,00 TL düşüldükten sonra kalan miktar olan 21.666,00 TL için takip yapıldığı 21.666,00 TL'nin ücreti ödenmeyen 3 ay 10 güne karşılık geldiği, dolayısıyla bozmanın usul ve yasaya uygun olmadığı ayrıca bozma ilamında da belirtildiği şekilde taraflar arasında çalışılan süre ve ücret konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı dolayısıyla alacağında likit olduğu” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
1. Dairemizin “öncelikle davacının davalı işyerinde üç ay ... gün çalıştığı ve aylık ücretinin 6.500.00 TL olduğu uyuşmazlık konusu olmadığı, bu süre ve miktara denk gelen 21.666.00 TL için icra takibi yapıldığı, ancak yine davacının kabulünden ve banka kaydından bir aylık ücretinin davacıya ödendiğinin de uyuşmazlık dışı olduğu, böyle olunca ödenen 6.500.00 TL indirilerek kalanının kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu indirim yapılmadan takibe konu tüm miktar için takibin devamına, ikinci olarak hakkın özü tartışmalı olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin ve üçüncü olarak da davacının takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda reeskont faizi istediği, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. Maddesi uyarınca en yüksek mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı talebini aşmamak üzere bu şekilde karar verilmemesinin hatalı olduğu” gerekçesi ile verilen karara karşı yerel mahkemece faiz konusundaki bozmaya karşı bir gerekçe kurulmadan “davacının çalışma süresinin 3 ay 10 gün değil, 14/07/2008-24/11/2008 tarihleri arasında 4 ay 10 gün olup, davacı tarafından 1 aylık ödenen ücret 6.500,00 TL düşüldükten sonra kalan miktar olan 21.666,00 TL için takip yapıldığı 21.666,00 TL'nin ücreti ödenmeyen 3 ay 10 güne karşılık geldiği, dolayısıyla bozmanın usul ve yasaya uygun olmadığı ayrıca bozma ilamında da belirtildiği şekilde taraflar arasında çalışılan süre ve ücret konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı dolayısıyla alacağında likit olduğu” gerekçesi ile direnilmiş olup, hizmet süresinin 4 ay 10 gün ve ücret alacağının belirli ve likit olması karşısında indirim ve icra inkar tazminatı yönünden direnmenin doğru olduğu, yerel mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, yerinde bulunmayan davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde bulunmamıştır.
2.Ancak davacı vekili ücret alacağını takibe koyarken takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasını talep etmiştir. Dairemizce bu husus bozma sebebi yapılarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. Maddesi uyarınca en yüksek mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı talebini aşmamak üzere bu şekilde karar verilmemesinin hatalı olduğu” belirtilmiş, mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmamış ve bu nedenle kararın bu yönü ile hatalı ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın HMK.’un 370 ve geçici 3/1 maddesi yollaması ile HUMK’nun 436/2. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddeleri uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararda hüküm fıkrasının 1. bendinde yazılı olan “İtirazın iptaline ... 6. İcra Müdürlüğünün 2008/8296 esas sayılı takip dosyasında icra takibinin devamına takip miktarının %40 kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” cümlesinin icra takibinin ibaresinden sonra gelmek üzere “ücret alacağına takip tarihinden en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere avans faizi uygulanması sureti ile” cümlesinin eklenmesine, hükmün 1. Bendinin “İtirazın iptaline ... 6. İcra Müdürlüğünün 2008/8296 esas sayılı takip dosyasında icra takibinin ücret alacağına takip tarihinden en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere avans faizi uygulanması sureti ile devamına takip miktarının %40 kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy