MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, ihbar tazminatı, maddi tazminat ve manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yemek sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, şirkette yapılan yemeklerin müşterilere şirkete ait araçlarla servis edildiğini, müvekkili şirketin ...'nın çeşitli yerlerinde bulunan müşterilerine yemek servisi yapabilmek için 5 adet şoför ve 2 adet muavin çalıştırdığını, davalının da bu şoförlerden biri olduğunu, müvekkili şirketin ... Mühendislik ve Ticaret A.Ş. ile yaptığı anlaşma çerçevesinde 09.04.2007 tarihinde saat 17.00 de kokteyl organizasyonu gerçekleştirmek üzere hazırlık yaptığını, tüm çalışanların ve şoförlerin bu durumu bildiğini, 09.04.2007 sabahı tüm şoförlerin iş başı yaptığını, saat 13.40 sıralarında 5 şoför ve 2 muavinin arabalarının anahtarlarını bırakarak hep beraber işyerini terk ettiklerini, şoförlerin işi terk etmeleri neticesinde müvekkili şirketin büyük bir maddi külfet altına girdiğini, dışarıdan günlük şoförler bulunarak ekstra ücret ödemesi yapıldığını, ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle bazı müşterilerin şirketten yemek alımını durdurduklarını, davalının ihbar öneline uymadan işten ayrılmasından dolayı ihbar tazminatı ödemesi gerektiği gibi müvekkili şirketin maddi ve manevi zararlarını da tanzim etmesi gerektiğini iddia ederek ihbar tazminatı, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş akdinin davacı işveren tarafından feshedildiğini, davalı ve diğer işçilerin işten çıkarıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında davacı işverenin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık söz konusudur.
İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür.
Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır.
Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez.
Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir.
Fesih bildiriminde “fesih” sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir. İşçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. Dairemizce, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden “işverenin feshi” olarak değerlendirilmektedir.
Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır.
Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İşçinin 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
Somut olayda; davacı işveren davalı işçinin ihbar önellerine uymadan işyerini terk ettiğini iddia ederek ihbar tazminatı talep etmiştir. Davalı işçi ise savunmasına dayanak kıldığı ihtarnamesinde özetle; işveren Mehtap Çataltepe’nin kendisi ile beraber çalışan işçilere hakaret ettiğini, bunu şikâyet etmek için hakarete maruz kalan işçilerle birlikte Çalışma Bakanlığı’na gittiklerini, Çalışma Bakanlığı’nda kendileri ile ilgilenilmeyip iş mahkemesine dava açmalarının söylendiğini, geri dönüşte işverenin kızının içeri giremeyeceklerini söylediğini, istifa dilekçesi imzaladıkları takdirde eşyalarını alıp gidebileceklerini söylediğini, bu şekilde iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini savunmuştur.
Davacı işçi ile aynı işyerinde ve aynı görevde çalıştığı anlaşılan davalı tanıkları özetle; davalı işçinin iddiasını doğrulamışlar, davalı ile aynı muameleye maruz kaldıklarını, işverenin kendilerine hakaret ettiğini, şikâyet için gidip işyerine tekrar döndüklerinde işyerine alınmadıklarını beyan etmişlerdir.
Davacı tanıkları ise özetle; davalı işçinin aracın anahtarını işyerine bıraktığını, işyerinin karşısında beklediğini beyan etmişlerdir.
Davalı işverene karşı davası olan tanıklara ait dosyalarda Dairemizin 2010/7196 Esas 2012/31588 Karar ve 2008/37762 Esas 2009/617 Karar sayılı ilamları ile işverenin iş akitlerini haksız olarak feshettiği sonucuna varılmış, davacı-karşı davalı işverenin talepleri reddedilmiş, davalı-karşı davacı olan işçilerin feshe bağlı tazminat haklarının kabulüne, bir işçinin işverenin hakaret etmesi nedeni ile manevi tazminat alacağı talebinin kabulüne karar verilmiş ve bu hükümler Dairemizce de onanarak kesinleşmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; fesih tarihi olan 09.04.2007 tarihinde, işin görülmesi sırasında davalı işveren vekili Mehtap Çaltepe’nin davalı işçinin de aralarında bulunduğu işçilere hakaret ettiği, bunun üzerine işçilerin işveren vekilini şikâyet için Çalışma Bakanlığı’na gittikleri, geri dönüşte davacı işverenin davalı işçi de dâhil olmak üzere çalışanları işyerine almadığı, bu şekilde davacı işverenin iş akdini haksız olarak feshettiği anlaşılmakla ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy