MAHKEMESİ: GEBZE 2. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/06/2013
NUMARASI: 2013/185-2013/396
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, dava hakkında görevsizlik kararı vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, işyeri yetkilileri tarafından davacıya iş akdinin feshedileceği ancak yasal haklarının ödenebilmesi için bir sözleşme imzalaması gerektiğinin söylendiğini, 07/02/2013 tarihli iş sözleşmesinin mutabakat yoluyla feshi ve feshin sonuçlarına ilişkin sözlemenin baskı ve kandırma ile imzalatıldığını, hukuki bilgiye sahip olmaması ve davalı şirket yetkililerinin kötü niyetli davranacaklarını düşünmediğinden sözleşmeyi imzaladığını, iş akdi feshedilen davacının sözleşmeye şerh düşerek imza attığını, yanıldığını ve kandırıldığını anlayınca da noter aracılığı ile davalı şirkete sözleşmeyi feshettiğine dair ihtarname gönderildiğini, işverenin amacının açacağı davaları etkisiz hale getirmek olduğunu, sözleşmeyi imzaladığından dolayı işsizlik sigortasından da yararlanamadığını, ikale sözleşmesi olarak geçen bu sözleşmenin, davacının işten ayrılma iradesi yokken imzalatıldığını, yasal haklarını alabilmesi için bu sözleşmeye imza atması gerektiğinin söylendiğini, yapılan feshin anlaşmalı fesih olmadığını, iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini belirterek, davacının iş akdinin feshinin haksız ve geçersiz olduğunun tespitine ve davacının işe iadesine, işe iade kararına rağmen davacının bir ay içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gerekli tazminat miktarının 8 aylık ücret olarak tespitine, kararın kesinleşmesine kadar olan dönem için 4 dört aylık ücret ve diğer hakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, işverene müracaat ederek tazminatları ödenmek suretiyle işten ayrılmak istediğini söylemesi üzerine isteğinin kabul edildiğini, taraflar arasında ikale sözleşmesi yapılarak tazminatlarının ödendiğini, iş sözleşmesi sona eren davacının ibraname ve feragatname imzaladığını, her ne kadar baskı ve kandırma ile ikale sözleşmesinin imzalatıldığı iddia edilmiş ise de, davacının tek yanlı ve mücerret iddialarla ikale sözleşmesini feshetmesinin hukuken geçerli olmayacağını, makine mühendisi olan davacının imzaladığı sözleşmenin ne olduğunu okuyabilecek ve anlayabilecek tahsilde olduğunu, sözleşme yapılmadan davacının ayrılması halinde kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin mümkün olamayacağını, davacının iş sözlemesi feshini müteakip imzaladığı ibraname ve feragatnamedeki özel hakem(tahkim) şartı nedeniyle mahkemenin görevsizliğine ve davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı vekilinin davalının tahkim itirazına karşı aralarında imzalanan tahkim sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu nedenle iş mahkemesinin görevli olduğunu iddia ettiği, ancak davacı iradesinin fesada uğratıldığı yönünde davacı iddiasından başka delil bulunmadığı, hayatın olağan akışına göre iş akdi feshedilen ve hakları ödenen kişinin bu aşamadan sonra işverenin etkisinde kaldığı iddiasının inandırıcı olmadığı, taraflar arasındaki hakeme gitme yönündeki sözleşmenin açık ve geçerli olduğu, buna göre tarafların öncelikle özel hakem heyetine müracaat etmeleri gerektiği anlaşılmakla, HMK 116 ve 4857 sayılı yasanın 20. maddesi gereğince görevsizlik kararı verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Tahkim sözleşmesi veya şartı; borçlar hukuku anlamında bir sözleşme olduğu için, sözleşmeler için genel şartların tahkim sözleşmesinde de bulunması ve aranması gerekir. Özellikle sözleşme özgürlüğünü olumsuz biçimde sınırlayan nedenlerden Borçlar Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri tahkim sözleşmesinin geçerlilik incelemesi sırasında doğrudan gözönünde tutulmalıdır.
Tahkim sözleşmesinin ahlaka aykırı olması halinde geçerliğinden söz edilemez. Bu hal genellikle tahkim sözleşmesinde bir tarafın diğeri üzerinde ekonomik ve sosyal üstünlüğünü kullanarak tahkim sözleşmesinde eşitliği kendi lehine bozacak hususlar kabul ettirmesi veya taraflardan birine hakemlerin yarıdan fazlasını veya tamamının seçme imkanının verilmesi hallerinde kendini gösterecektir (Dr. Yavuz Alangoya, Medeni Usul Hukukumuzda Tahkimin Niteliği ve Denetlemesi, İstanbul-1973, Sh. 86). Bu şekilde yapılan bir tahkim sözleşmesi Borçlar Kanunu’nun. 20. maddesi gereğince batıl olacaktır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş isede mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına göre isabetli değildir.
Taraflar arasındaki “ fesih sözleşmesi ” başlıklı iş sözleşmesini sona erdiren belgenin 07.02.2013 tarihli olduğu görülmektedir. Tahkim hükmünü de içeren “ ibraname ve feragatname ” başlıklı sözleşme ise 08.02.2013 tarihini ihtiva etmekte olup tarih kısmının tahrif edildiği, üzerinde oynandığı dosyadaki belge örneğinden anlaşılmaktadır.Bunun yanısıra belgedeki tahkim şartının incelenmesinde “ ....... fesih halinde işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı ve feshin haksız olduğu iddiası ile 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi gereğince dava açmak istemesi halinde .... ” ibaresinden de açıkça anlaşılacağı üzere bu belgenin yukarda bahsi geçen “ fesih sözleşmesi ” (ikale sözleşmesi)nden önce imzalandığı açıkça anlaşılmaktadır.
Yine sözleşmede geçen “....yukarda belirtilen hak ve alacaklarımı aldım. Hiçbir hak ve alacağım kalmadı...hiçbir hak ve alacağım kalmamakla beraber bu konularda her türlü hak ve alacağımdan da feragat ediyor ve herhangibir dava ve talepte bulunmamayı taahhüt ediyorum.işçinin hizmet akdinin gerek 4857 sayılı iş kanununun 17 maddesi gereğince ve gerekse 25 maddesi gereğince veya sair nedenlerle işveren tarafından feshi halinde işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı ve feshin haksız olduğu iddiası ile 4857 sayılı iş kanununun 20 maddesi gereğince dava açmak istemesi halinde işçi üç kişiden oluşan özel hakemde davasını açacaktır. İş bu hizmet akdi bu hususta tarafların rızaları ile yapmış oldukları bir tahkim anlaşması hükmündedir. Dava açmak isteyen işçi önce kendi hakimini seçerek, işverenden de 3 gün içinde hakemini seçmesini ister. Taraf hakemleri 3 gün içinde üçüncü hakem seçiminde anlaşamazlarsa dava açacak işçinin talebi halinde üçüncü hakem Belek Turizm Yatırımcıları Birliği tarafından seçilir......” ibarelerinden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin davacı işçi üzerinde, ekonomik ve sosyal üstünlüğünü kullanarak tahkim sözleşmesinde eşitliği kendi lehine bozacak hususlar kabul ettirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, anılan belgede, işçinin
işveren aleyhine dava açmayacağı belirtilmiştir.İşçinin, feshin geçersizliğini ileri sürerek işe iade davasını açma hakkı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı yasanın 2.maddesi son fıkrasına göre yasa ile getirilen bu hakkın değiştirilmesini veya ortadan kaldırılmasını öngören sözleşme hükümleri de geçersizdir.
Yukarıda belirtilen hususlar karşısında söz konusu belge ve içerdiği tahkim şartının geçerliliğinden bahsedilemez. Taraflar arasında hukuken geçerli bir tahkim şartının varlığından sözedilemeyeceğinden, geçersiz tahkim şartına dayanılarak mahkemece görevsizlik kararı verilemez.
İş mahkemelerinin görev ve yetki konusunun kamu düzenine ilişkin olduğu da dikkate alınarak işin esasına girilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.