MAHKEMESİ : ANKARA 18. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/04/2014
NUMARASI : 2013/20-2014/296
DAVA :Davacı, kıdem tazmiantı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, Haziran 2008 tarihinde davalıların temsilcisi olduğu Ukrayna'da yerleşik ERS Makine Mühendisi olarak çalışmaya başladığını, en son aldığı aylık net ücretinin 3.500 USD olup, Temmuz 2008-Mart 2009 ücretlerin ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından iş akdinin 30.03.2009 tarihinde feshedildiğini, iş akdi süresince haftanın 7 günü 08.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını, ulusal bayramlarda çalışıp, dini bayramlarda ilk gün izinli olup, diğer günler mesaiye devam ettiğini, davalılardan F.. Y..'nun ERS firmasının sahibi(hissedarı) olup, şirket yönetiminde aktif görev almakla, aynı zamanda işveren vekili konumunda olduğunu, yine davalı Y.. Y..'nun işçilerin tüm ödemelerini kendi hesabından yapmakla, işçilerin alımı, ulaşımı ve sair çalışma durumlarını tayin ve kontrol ile görevli olup, üstlendiği görev itibariyle işveren vekili durumunda olduğunu, hatta ücretleri ödeyen olmakla bizatihi işveren de sayılması gerektiğini, davalıların aynı zamanda baba-oğul olduklarını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Y.. Y.. vekili; müvekkili ile davacı arasında akdi veya fiili hiçbir ilişkisinin olmadığını, müvekkilinin işveren veya işveren vekili olmadığı gibi davacıyı işe alanın da müvekkili olmadığını, öncelikle davanın husumet nedeniyle reddini savunduklarını, müvekkilinin M. Teknik Yazılım Bilgisayar İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, davacının işvereni olarak belirttiği ERS isimli şirket ile hiçbir fiili veya hukuki bağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı F.. Y.. vekili; husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda bozmaya uyularak; Davalı Y.. Y.. hakkında davanın husumetten reddine, tahkikat yapılıp diğer davalı F.. Y.. yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresi içersinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup, 176. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği; 177/1 maddede ise ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği belirtilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesindeki kuralın ve bu kapsamda tahkikat kavramının irdelenmesinde yarar vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147 ve izleyen maddeleri hükümlerine göre, tahkikat evresi, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafları duruşmaya çağırmasıyla başlar; tarafların veya vekillerinin duruşmada dinlenmelerinden sonra, gerektiğinde çekişmeli hususlar hakkında tarafların delillerinin toplanmasıyla ve bunların incelenmesiyle sona erer. Tahkikat evresinin ardından, sözlü yargılamanın da (Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 186 ve devamı) tamamlanmasından sonra, davanın hüküm verilecek derecede aydınlanmış olması halinde hüküm verilir ve tefhim edilir. Buna göre, tahkikat kavramı, layihalarla yeterince aydınlanmamış olan bir davada, tarafların duruşmaya çağrılmalarıyla başlayıp, çekişmeli yönlere ilişkin taraf delillerinin toplanmasıyla biten ve uygulamada, davaların tamamına yakın bölümünde gerçekleşen bir evreyi ifade etmektedir. Vurgulanmalıdır ki; tahkikat evresi, bozmanın içerik ve kapsamına göre, bazı hallerde bozmadan sonra da gerçekleşebilir. Ancak, 177. maddedeki " Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. " ifadesinden, Kanunun, tahkikat ve hüküm arasında düzenlediği sözlü yargılama evresinde ıslaha izin vermediği sonucu çıkarılabilmektedir. Kısaca ister usule ilişkin ve isterse esasa yönelik bozma kararı verilsin bozmadan sonra araştırma yapılarak tahkikat devam ediyor ise bozmadan sonra ıslah mümkün kabul edilmelidir. Ancak esasa ilişkin bozma kesin ve araştırma yapılmasını gerektirmeyen, kısaca tahkikat yapılmasını gerektirmiyor ise bozmadan sonra ıslah kabul edilmemelidir.
Dosya içeriğine göre mahkemece verilen ilk karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından davalı Y.. Y..'nun taraf sıfatı bulunmadığı ve diğer davalı F.. Y.. bakımından ise davacı ile arasında iş ilişkisi bulunduğu ve işçilik alacakları yönüden bu davacının iddiası üzerinde durularak delilleri toplanıp sonuca gidilmesi gerektiği yönünde bozulmuş ve uyulan bozma kararı sonrası deliller toplanıp davacı tarafın tazminat ve alacakları bilirkişi raporu ile hesaplanmıştır. Bu hesap raporu üzerine de davacı vekili belirlenen tazminat ve alacaklarını ıslah sureti ile arttırarak talepte bulunmuştur. Bozma içeriğine göre bozmadan sonra araştırma yapılmış ve tahkikat devam etmiştir. Tahkikat devam ettiğine göre davacı tarafın ıslah işleminin kabulü gerekirken Mahkemece "bozmadan sonra ıslah mümkün değildir" gerekçesi ile davacının ıslah talebinin reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy