MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı vekili, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.10.2013 gün ve 2011/31115 Esas, 2013/21857 Karar sayılı kararı ile “dosya içeriğine göre davacı davalıya ait şube işyerinde çalışırken, davacının bilgisi olmadan davalı dava dışı 3. kişi ile acente sözleşmesi kapsamında şubeyi devrettiği, davacının kayıt üzerinde davalı yönünden çıkışının yapıldığı ve acente işverene giriş kaydının yapıldığı, davacı işçinin aynı işyerinde ve aynı işte çalışmasına devam ettiği, davalı ile dava dışı acente arasındaki sözleşmenin incelenmediği, gerçekten bir işyeri devri olup olmadığı, davalının gerçek anlamda işverenlik sıfatının devir nedeni ile son bulup bulmadığı araştırılmadığı, ister işyeri devri kabul edilsin, isterse dava dışı acentenin sözleşmeye göre gerçek işveren sıfatı bulunmadığı, davalının işverenlik sıfatının devam ettiği kabul edilsin, iddia edilen ve kayden çıkış gösterilen tarihte fesih ve bunun sonucu olarak feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının talep edilebilme koşulu gerçekleşmediğinden, bu isteklerin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak davalı ile dava dışı acente arasında işyeri hizmet akdi devri olup olmadığı, davalının işverenlik sıfatının muvazaa olgusu kapsamında devam edip etmediğinin araştırılması ve ret gerekçesinin buna göre kurulması gerekeceği, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın feshe bağlı haklar olan kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı yönünden kabulünün hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “davalı ile dava dışı acenta arasındaki sözleşmenin 26/b maddesine göre davalı şirket tarafından dava dışı acentaya işyerinde çalışanların sözleşmelerinin feshedilerek devredileceğinin belirtilmiş olması ve bu sözleşmeye istinaden davalı tarafından kuruma davacının iş akdinin diğer nedenlerle fesih olarak bildirilmek sureti ile kayıtlardan çıkışının yapılmış olması ve dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre işyerinin acenta tarafından işletilmeye başlandığı esnada çalışanlara belge imzalatılmak istenmesi karşısında davalı şirket ile dava dışı acenta arasındaki işlemin muvazaalı olduğu kabul edilse bile muvazaanın işlemin tarafı olmayan iyiniyetli 3. Kişilere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, bunun dışında davalı şirket ile dava dışı acenta arasında işçinin bilgisi olmaksızın, iş akdinin daha sonraki bir tarihte kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi durumunda işçiyi muvazaayı ispat külfeti altına sokacak şekilde - ki muvazaanın varlığını iddia eden bu iddiayı ispatlamak zorundadır- yapılan işlemin de işçi aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığı dolayısıyla bu nedenle davacının dava dışı acentadaki çalışmasının yeni bir iş akdine dayalı olarak devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı şirket ile dava dışı acenta arasındaki işlemin işyeri devri olup olmadığı veya davalı şirketin işverenlik sıfatına muvazaa olgusuna dayalı olarak devam edip etmediğinin araştırılmasına gerek görülmediği, kaldı ki aynı nitelikte işlem yapılmak sureti ile iş akdi davalı şirket tarafından feshedilen ve acentada çalışmaya devam etmekte iken kıdem ve ihbar tazminatının tahsili istemi ile dava açan bir başka işçinin açmış olduğu davanın yapılan yargılaması sonucunda aynı şekilde değerlendirme yapılarak davanın kıdem ve ihbar tazminatını da içerecek şekilde kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2011/2899 Esas 2013/10833 Karar(*) sayılı ilamı ile onanmak sureti ile kesinleştiği” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “dosya içeriğine göre davacı davalıya ait şube işyerinde çalışırken, davacının bilgisi olmadan davalının dava dışı 3. kişi ile acente sözleşmesi kapsamında şubeyi devrettiği, davacının kayıt üzerinde davalı yönünden çıkışının yapıldığı ve acente işverene giriş kaydının yapıldığı, davacı işçinin aynı işyerinde ve aynı işte çalışmasına devam ettiği, davalı ile dava dışı acente arasındaki sözleşmenin incelenmediği, gerçekten bir işyeri devri olup olmadığı, davalının gerçek anlamda işverenlik sıfatının devir nedeni ile son bulup bulmadığı araştırılmadığı, ister işyeri devri kabul edilsin, isterse dava dışı acentenin sözleşmeye göre gerçek işveren sıfatı bulunmadığı, davalının işverenlik sıfatının devam ettiği kabul edilsin, iddia edilen ve kayden çıkış gösterilen tarihte fesih ve bunun sonucu olarak feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının talep edilebilme koşulu gerçekleşmediğinden, bu isteklerin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak davalı ile dava dışı acente arasında işyeri hizmet akdi devri olup olmadığı, davalının işverenlik sıfatının muvazaa olgusu kapsamında devam edip etmediğinin araştırılması ve ret gerekçesinin buna göre kurulması gerekeceği, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın feshe bağlı haklar olan kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı yönünden kabulünün hatalı olduğu” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup muvazaa olgusunun resen dikkate alınması gerektiği, bu nedenle direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 30.06.2014 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy