MAHKEMESİ : UZUNKÖPRÜ 1. ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2014
NUMARASI : 2013/615-2014/13
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Bozma kararı uyarınca Mahkemenin yapacağı işlemler HMK. nun 373/3. maddesinde belirtilmiştir.
Mahkemece dava dosyası yeniden esasa kaydedildikten sonra bozma ilamını taraflara tebliğ edip, duruşmada hazır bulunan tarafa/ taraflara bozmaya karşı diyeceklerini sorup, Yargıtay’ın uyulup uyulmayacağına karar verilip, bozmaya uyulursa bozma gereği yerine getirilir, direnme kararı verilirse, taraflara son diyecekleri sorulup, hiçbir değişiklik yapılmadan önceki karar tefhim edilir.
Hüküm sonucunun ne şekilde oluşturulacağı ve neleri içereceği HMK. nun 297/2. maddesinde “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “ hükmünü taşımaktadır.
Bu hüküm genel olarak hüküm sonucuna ilişkin olup, basit yargılamaya tabi davalar açısından hüküm sonucunun tefhimi HMK. nun 321. maddesinde “ Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. “ şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Bu iki hükme göre basit yargılamaya tabi bir davada duruşmada tefhim edilecek hüküm sonucu hem HMK. nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımalı, hem de gerekçeli olmalıdır.
Somut dava dosyası bu yasal düzenlemeler ışığında değerlendirildiğinde;
Öncelikle Mahkemece bozma ilamı duruşmada okunmuş ise de, bozmaya uyulup, uyulmadığına ilişkin bir ara kararı alınmadan, duruşma bitirilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına ilişkin açık bir ara kararı alınmadan hüküm kurulması hatalıdır.
Mahkemece 16.01.2014 tarihli duruşmada hüküm özeti gerekçesi açıklanmadan aynen;
“1- Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
2-Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına” hüküm özeti oluşturulup, tefhim edilmiştir.
Duruşmada gerekçenin açıklanmamasının nedeni belirtilmeden, tarafların hak ve borçları açıklanmadan hüküm özetinin tefhimi HMK. nun 297/2 ve 321. maddelerine aykırıdır.
Ayrıca T.C. Anayasa’sının 141 inci maddesi uyarınca, Mahkeme kararı gerekçeli olmak zorundadır. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur.
Mahkemenin gerekçeli kararında dava dilekçesi ile davalı savunması özetlenmiş, bozma ilamından bahsedilmiş, gerekçe olarak da sadece “ ….Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyularak dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. “ şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Mahkemenin bu açıklaması Anayasanın 141. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde amaçlanan gerekçe değildir.
Neticeten T.C. Anayasa’sının 141. maddesi ile HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımayan, HMK. nun 297/2 ve 321. maddesine uygun tefhim içermeyen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy