MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2014
NUMARASI: 2011/290-2014/289
DAVA:Davacı, asıl davada kıdem tazminatı, izin ücreti, ücret ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine, karşı davada ise % 40'dan az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı kısmen hüküm altına almış, karşı
davanın karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin 26.12.2004, 26.03.2006 tarihlerinde davalı sendikanın Marmara Bölge Başkanlığına seçildiğini, 27.05.2007 tarihinde yapılan Genel Kurulda ise Sendika Genel Sekreterliğine seçildiğini, müvekkilinin Genel Sekreter seçildiği Genel Kurulun tüm sonuçları ile Ankara 1. İş Mahkemesi 2009/374 E., 2009/152 K. sayılı ilamıyla iptal edildiğini, müvekkilinin bu durum üzerine Marmara Bölge Başkanlığına dönmesi gerekirken Genel Merkez tarafından görevine dönmesinin fiilen engellendiğini, Marmara Bölge Yönetiminin Mahkeme kararı ile yönetime gelen Genel Merkez tarafından yeniden atandığını, Mahkeme kararı ile eski Bölge Başkanlığı görevine geri dönen müvekkilinin istifa etmediği halde yerine M.. Ş..'in atandığını, Yönetim Kurulu Üyeliklerine de yeni isimlerin atandığını, 2010 yılına kadar hak etmiş olduğu alacaklarının ödenmediğini, göreve başladığı ve çalıştığı dönem boyunca 2009/Temmuz-2010/Haziran ayı dahil her ay 1.703,19 TL ücret ve her ay ödenen 100 TL telefon yardım ödemesi ve üç aylık ikramiye olan 5.110 TL'nin kendisine ödenmediğini, beş yıllık izin alacağı ile kıdem tazminatının da ödenmediğini, ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ikramiye alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davanın Ankara'da açılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davalı sendikadan hiçbir alacağının bulunmadığını, davacının geçmiş yıllara ilişkin alacaklarını Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/28787 sayılı dosyası ile fazlasıyla tahsil ettiğini, davacının eski seçilmiş yöneticilerinden olduğunu, Marmara Bölge Başkanlığına seçimle geldiğini, davacı 26/03/2006'da sendikanın Marmara Bölge Şube Başkanlığına seçimle geldiğini, bu görevi sürerken 27/05/2007 tarihinde de Sendika Merkez Genel Kuruluna seçildiğini, bu görevi de Ankara 1. İş Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olan 23.06.2009 tarihine kadar sürdürdüğünü, davacının profesyonel yönetici konumunda çalışmış biri olarak iş yasası hükümlerine göre değil sendikalar yasası hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının kıdem tazminatı hakkının bulunmadığını, yasal olarak hizmet süresine binaen alabileceği bedelin "Hizmet Ödeneği" olduğunu, davacının hizmet ödeneği miktarı da dahil olmak üzere tüm alacaklarını sendikadan fazlasıyla tahsil ettiğini, hiçbir alacağı bulunmadığını, izin bakımından sendikaların profesyonel yöneticilerinin, çalışma süre ve zamanlarını kendilerinin belirlediğini, tüm izinlerini, çalışma zamanını kendisinin belirleyerek kullandığını, izin alacağı talebinin kötü niyetli olduğunu, yıllık izin talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı karşı davasında; davacı karşı davalının yasal yönetimin haberi olmadan yaptığı icra takibi sonucu İstanbul/Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/28787 sayılı dosyasından 59.751.56 TL asıl alacak, 4.661.42 TL ikramiye alacağı, 8.743.23 TL işlemiş faiz (%28 oranında ) olmak üzere toplamda 73.156.21 TL'lik ödeme emri gönderdiğini, Alacak sebebi olarak ücret ve ikramiye alacakları gösterilmesine rağmen bu alacaklara da "en yüksek mevduat faizinin" (%28 oranında) uygulandığını, oysa ki; ücret alacaklarına uygulanması gereken faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini, bu sebeple haksız bir yüksek faiz uygulandığını, öte yandan Oleyis Sendikası’nın davacı- karşı davalıya belirtilen miktarda borcu bulunmadığı bu sebeple de kayıtlara göre, ana para üzerinden 31.353.83 TL fazla para tahsil ettiğinin belirlendiğini, Davacı-karşı davalının sendikadaki görevini kötüye kullanarak yaptığı haksız tahsilin kötü niyete dayalı olduğundan %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hüküm edilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, hizmet ödeneği kıdem tazminatı niteliğinde olduğu , 4857 sayılı İş Kanunun 112. maddesi uyarınca bunun hesabının kıdem tazminatının usul ve esaslarına tabi olduğu ,davacının, 26.12.2004 - 08.07.2009 dönemi için hak kazandığı hizmet ödeneği ve yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne ; davalı Sendika tarafından davacıya aylık ücret ve ikramiyelerin ödendiği tespit edildiğinden ücret ve ikramiye alacağı taleplerinin reddine; usulüne uygun harcı yatırılarak açılmış bir karşı dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davalı vekili süresinde verdiği yukarıda detaylıca açıklanan 18.05.2011 hakim havale tarihli cevap dilekçesi ile karşı dava açmış, ancak karşı dava harcını yatırmamıştır.
Mahkemece karşı dava hakkında “ usulüne uygun harcı yatırılarak açılmış bir karşı dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına “ şeklinde karar verilmiştir.
Cevap lâyihasının esas defterine kaydedilmesi gerekir. Bu nedenle, cevap lâyihası ile açılan karşılık davanın da, cevap lâyihasının mahkeme esas defterine kaydedildiği tarihte açılmış sayılması gerekir (HUMK. md. 178) Fakat uygulamada, cevap lâyihası esas defterine kaydedilmediğinden, cevap lâyihasının hâkim tarafından mahkeme kalemine havale edildiği tarihte karşılık dava açılmış sayılmaktadır.
Karşılık dava müstakil (ayrı) bir davadır. Bu nedenle, karşılık davalar müstakil davalar gibi harca tâbidir. Hüküm verilirken de, karşılık davadan ayrı karar ve ilâm harcı alınır.
Davanın açılma zamanına ilişkin ilkeyi içeren 06.02.1984 gün ve 7/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını karşılık davanın açılma zamanı hakkında da uygulamak gerekir.
Buna göre karşılık dava, harca tâbi değilse,hâkimin cevap lâyihasını havale ettiği tarihte açılmış sayılır. Ancak, cevap layihâsının davalı tarafından daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine verildiği kalemce belgelendirilmiş ise, karşılık davanın o tarihte açıldığının kabulü gerekir. Karşılık dava, harca tâbi ise, harcın ödendiği tarihte açılmış sayılır. Ancak, karşılık davayı da içeren cevap lâyihası harç alınmadan dava dosyasına konulmuş ve işleme tâbi tutulmuş ise, karşılık davanın açıldığından şüphe etmemek gerekir. Bu halde, davalıya (karşılık davacıya) karşılık davanın harçları Harçlar Kanununun 30. maddesindeki usul doğrultusunda ödetilerek/ tamamlattırılarak karşılık davaya da bakılmaya devam edilir. ( Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Bası syf. 3952 vd. )
Somut olayda davalı cevap dilekçesi ile birlikte karşı dava açmış ve dilekçe süresinde hakim havalesi ile dosyaya girmiştir. Bu tarihte dilekçe dosyaya girdiğine göre, dilekçe artık davalı- karşı davacının hakimiyet alanından çıkmış olup, mahkemece karşı dava talebi bilahare farkedilse dahi davalı-karşı davacıya karşı dava yönünden dilekçeyi harçlandırmak için Harçlar Kanununun 30. maddesindeki usul doğrultusunda önel verilerek hasıl olacak sonuca göre karşı dava yönünden bir karar verilmesi gerekirken “ karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç;
Temyize konu kararın yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-karşı davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 11.09.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy