MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 19/12/2011 de davalı işyerinde işe başladığını, inşaat mühendisi olup tekniker olarak çalıştığını, iş akdine göre aylık 3,000-TL ücret alacağının iş akdinin kurulduğu tarihten fesih tarihine kadar ödenmediği gibi iş akdinin 09/05/2013 tarihinde hiçbir haklı gerekçe yokken feshedildiğini, 09/09/2013 tarihli ihtarnameyle alacakların ödenmesi talep edilmişse de herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağı istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili tarafından tanınmadığını ve müvekkilinin işyerinde hiçbir zaman çalışmadığını, iş akdinin imzalandığı ve işten çıkarıldığı iddialarının hiçbirinin gerçekle ilgisi olmadığını ve bu durumun SGK ve işyeri belgeleriyle sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalının ... Büyük Şehir Belediyesinden aldığı çeşitli ihaleler kapsamında gerekli ekipman ve personele sahip olduğunu ispatlamak açısından yani sadece ihale prosedürünü gerçekleştirmek, buradaki şartnamelerde yazılı personel sayısını ikmal etmek üzere davacı ile anlaşma yaptığını, dolayısıyla davacının sadece sözleşmede ve taahhütnamede yazılı ücreti talep edebileceği, emsal ücret yahut görev niteliğine uygun bir çalışma yapılmadığı için iddia edilen ücret tutarını talep edemeyeceği, davacı niteliklerini ve diplomasını kullandırarak bunun sorumluluğunu üstlenerek bir ücrete hak kazanmış olup, bu ücret de taahhütnamede belirtilen ücret olduğu, 20/12/2011 tarihli taahhütnamede bu ücret 837 TL olarak yazılı olduğu, davacının ücretinin ödendiğinin ispat yükü ise işveren ait olup, işverenin bu ücretlerin ödendiği ispatlanmadığından davacının ücret alacağına hak kazandığı, çalışma süresi 456 gün olarak belirtilmiş ise de, iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilmesi için yazılı bir şekilde yapılması, çalışılan işin objektif koşullara göre belirli süreli iş olması gerektiği hususları dikkate alındığında iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunun kabulü gerektiği, noterde verilen taahhütname bu kapsamda bir iş sözleşmesi olarak değerlendirilmediği, ücretin ve asgari bir çalışma süresinin taahhüt edildiği, bir taahhütname olarak değerlendirildiği, sözleşmenin belirsiz süreli olması nedeniyle tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispatı ise işverene ait olduğu ve işverenin bu hususta herhangi bir ispatlayıcı delil bildirmemesi nedeniyle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesine ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Uyuşmazlık taraflar arasında iş ilişkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İş hukukunda çalışma olgusunu iddia eden işçi, karşılığı ücretin ödendiğini de işveren kanıtlamalıdır. Çalışma olgusu ve iş ilişkisi her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, müvekkilinin 19/12/2011 ila 09/05/2013 arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını ileri sürmüş, davalı vekili ise, davacının davalıya ait işyerinde herhangi bir çalışması ve taraflar arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece davacı ile aynı günde, aynı iddialarla ve aynı mahkemeye dava açan ve temyiz incelemesi de Dairemizce aynı gün yapılan, Dairemizin 2015/10364, 10365 ve 10367 esas sayılı dosyalarının davacılarının davalıya ait işyerinde 456 gün süre ile ve asgari ücret ile çalışacaklarına dair verdikleri taahhütname ile davalının işyerinde sigortalı olarak çalışıldığına dair sigorta kayıtları eldeki dosyada mevcut olmadığı halde gerekçede belirtilen dosyalarda bulunan bu olgular eldeki bu dosyada da varmış gibi bu hususlar tartışma ve değerlendirme konusu yapılmıştır. Oysa ki, eldeki iş bu dosyada, davacının davalıya verdiği bir çalışma taahhütnamesi mevcut olmadığı gibi, davacının 19/12/2011 ila 09/05/2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığına dair sigorta kaydı da bulunmamaktadır. Ayrıca, davacının, davalıya ait işyerinde çalıştığını ileri sürdüğü bu tarihler arasında dava dışı başka işyerlerinde sigortalı olarak çalıştığı dosya içerisindeki sigorta kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Her ne kadar hükme esas bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının beyanları nazara alınarak iddia gibi davacının 19/12/2011 ila 09/05/2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı kabul edilerek tazminat ve alacak hesaplanmış ise de, bu kabulde de isabet bulunmamaktadır. Zira, davacı tanığı olarak dinlenen tanık ..., Dairemizce aynı gün temyiz incelemesi yapılan 2015/10365 esas sayılı dosyanın davacısı olup beyanına itibar edilemez. Diğer davacı tanığı, tanık İdris’in ise, davacının davalı işyerinde çalışmasına veya davalı ile arasında bir iş ilişkisi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı bulunmamaktadır. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan diğer maddi olgular göz önünde tutulduğunda, davacı taraf, davalıya ait işyerinde çalıştığını veya davalı ile arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunduğunu ispatlayamamıştır. Hal böyle olunca, davanın tümden reddi yerine dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile kısmen kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy