MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı asıl davada, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret alacağı, izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine, karşı davada ise maddi tazminat ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı-karşı davacı şirket avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı-karşı davalı İsteminin Özeti:
Davacı-karşı davalı vekili, davacı işçinin 06/07/2006 tarihinden iş akdinin feshedildiği 16/7/2013 tarihine kadar davalı işverende koordinatör olarak çalıştığını davalı işyerinde mesainin haftanın 6 günü 09,00-18,00 olmasına rağmen davacının haftanın 6 günü 24,00e kadar Cuma Cumartesi ve Pazar geceleri ise gece 0,20’ye kadar çalıştığını fazla çalışma ücretinin ödenmediğini milli bayram ve genel tatil günlerinde de aynı çalışmanın devam ettğini davacının aylık net ücretinin 2500 TL olduğunu ayrıca bir öğün yemeğin işverence verildiğini davacının aylık ücretinin 897,20 TL lik kısmının bankadan kalanının ise elden ödendiğini 1/1/2013 tarihinden itibaren her ay elden ödenmesi gereken 1602,28 TL ücret alacağının ödenmediğini, maaş bordrolarının da gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından yapılan feshin 6 günlük hak düşürücü sürede yapılmadığını, davacını hiç yıllık izin kullanmadığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı-karşı davacının Cevabı ve isteminin Özeti:
Davalı işveren vekili, davacının servis şefi olduğunu garsonu yönlendiren ve servis veren kişi olduğunu, koordinatör olmadığını dava konusu alacaklarının zaman aşımına uğradığını davacının bahsettiği mesai sürelerinin gerçek olmadığını davalı işyerinde fazla mesai olmadığını, Haziran ayında ek 3 saat fazla mesai yapıldığını ücretininde ödendiğini davacı tarafından belirtilen ücreti kabul etmediklerini davacının ücret alacağı bulunmadığını davacının ahlak, güven ve gizlilik kurallarını ihlal ettiği hususunun 5/7/2013 tarihinde öğrenildiğini 9/7/2013 tarihinde iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini davacının daha evvel davalı firmada çalışan ve davalı ile aynı sektörde rekabet halinde olan Hakan Bahar isimli şahıs ile davalıya ait gizli bilgileri paylaştığını, iş akdinin 16. Maddesinde yer alan rekabet yasağı maddesini ihlal ettiğini davalının davacının rekabet yasağı ihlalini 5/7/2013 tarihinde öğrendiğini, aynı gün Haziran 2013 maaşı 21 günlük izin ücreti ve iyi niyetle yapılan ek 1000 TL ödeme ile toplam 3293 TL ödendiğini iş akdinin 5/7/2013 tarihinde sona erdiğini ancak işten ayrılış bildirgesini 15/7/2013 tarihinde verildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Karşı dava olarak ise davacının daha evvel davalı firmada çalışan ve davalı ile aynı sektörde rekabet halinde olan ... isimli şahıs ile davalıya ait gizli bilgileri paylaştığını iş akdinin 16.maddesinde yer alan rekabet yasağı maddesini ihlal ettiğini, davalının davacının rekabet yasağı ihlal etmesi sebebi ile iş akdinin 17.maddesinde yer alan cezai şartı ihlal ettiğini 2012 yılında ... Fuarcılık (480.000) Toyota ODD ikramları (111.400), Türkiye Futbol Federasyonu (45.955 ) Özel Acente ikramlarının ( 29.250) davalı tarafça yapıldığını 2013 yılında ise ... a ait AÜktivitem Cateringe davacının bu işleri yönlendirdiğini fiyat bilgisinin davacı/ davalı tarafından paylaşıldığını bu şekilde davalı/ karşı davacının 666.605 TL olduğunu hem bu zararı hem de sözleşmede yazan cezai şartı davacı/ karşı davalının ödemesi gerektiğini belirterek maddi tazminat ile manevi tazminat ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, cezai şarta ilişkin talep haklarını saklı kalmasını talep ve dava etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı işçinin 06.07.2006 - 15.07.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde net 2.000,00 TL ücret karşılığı çalışmış olduğu kabul edilerek her ne kadar davalı işverenlik tarafından 666,605 TL tutarında zarar ifade ettiği beyan edilmişse de kayıtların incelenmesinde; iddia edilen zarara yönelik olarak 3.333,00 TL tutarında ciro elde edilmesi gerekirken bu tutarları doğrulayacak hizmet satışlarının gerçekleştirilmemiş olduğu ve davalı işverenin son üç yıl karlılığı incelendiğinde en yüksek kârı 2012 yılında yapmış olduğu ve bu kârı ise onlarca şirkete yapılan hizmet satışlarından elden etmiş olduğu bu çerçevede sadece 4 adet firma ile yapılan ticaret gereği 666,605 TL tutarında zarar edilmiş olduğu iddiasının yerinde olmadığı ve davalı işverenlik kayıtlarında iddia edilen şirketlerin iş iptalleri ile ilgili herhangi bir maliyete yazışma yahut ihtarata rastlanmadığı,haklı nedenle feshin ispatlanmadığı, 25.07.2013 tarihli şirket antetli yazıda davacının savunmasının alındığı, davalı şirketin 09.07.2013 tarihli ihtarında 23.05.2013 tarihinde düzenlenecek organizasyonun farklı bir firmaya yönlendirilmesi sebebi ile davacının iş akdinin 25/II-e bendi uyarınca haklı nedenle derhal feshedildiği beyan edilmişse de bu ihtarda davacının imzası bulunmadığı gibi davacıya tebliğ edildiğinde dair bir bildirimde bulunmadığı ve feshin 6 günlük hak düşürücü sürede yapılmadığı, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanı ve araçla personel takip kartlarına göre fazla mesai yaptığı, kullanmadığı izinleri bulunduğu, ödenmeyen ücret alacağı olduğu, yapılan ödemelerin mahsup edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karşı davada ise maddi tazminat ve yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 6098 sayılı TBK.’nun 396. Maddesi uyarınca “İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.
İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.
Türk Borçlar Kanunu md. 444’de yer alan düzenlemede işçinin sahip olduğu ve rakip işletmelerde kullanılması işverene zarar verecek bilgilerin müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında olabileceği öngörülmüştür. Müşteri çevresine ilişkin bilgiler genel olarak, müşterilerin ad ve soyadları, meslekleri adres ve telefon numaraları, yaptıkları alışverişin cins ve miktarları gibi bilgilerden oluşmaktadır. İşçinin işverenin müşteri çevresine ait bilgileri haiz olması halinde rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasını haklı gösteren neden, işçinin müşteri çevresi ile kişisel ilişki kurması, onların kişisel özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilmesi ve bu bilgileri rakip bir işletme içinde kendi lehine ekonomik bir değer olarak kullanma ihtimali bulunması, bu bağlamda eski işverenin müşteri çevresinde azalmaya neden olacak olmasıdır.
“İşçinin müşterileri tanıması, müşteri çevresi hakkında bilgi edinmesi”; işçinin işverenin müşterilerini bizzat tanıması veya onlara ait adres telefon gibi önemli bilgileri öğrenmiş olmasını ifade etmektedir. Ancak burada, müşterilere ait bilgiye sahip olma imkânı tespit edilirken, işçinin işyerindeki konumuna bakılması ve müşterilere ait her tür sıradan bilgiye değil özelliği olan ve önemli bilgilere ulaşılıp ulaşılmadığının dikkate alınması gerekecektir.
İşçinin işverenin müşterilerin tanıması, müşteri çevresi hakkında bilgi edinmesi ile işçinin iş sırlarına nüfuz etmesi, üretim sırları hakkında bilgi edinmesi hallerinin bulunması hususlarının işverene önemli bir zarar verme olanağı yaratırsa, burada sadakat borcuna aykırılık sözkonusu olacaktır. İşçinin işverenin müşterilerini tanıması veya iş sırları hakkında bilgi edinmesi ile buna göre müşteri çevresini aynı faaliyet alanında başka bir firmaya yönlendirmesi işverene önemli bir zarar verme olasılığı arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. Bunun içinde müşterilerin yönlendirildiği iddia edilen firmanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi, işverenin müşterilerinin bu firma ile ticari ilişki kurup kurmadığının araştırılması gerekir.
Diğer taraftan Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması gereği işverenin haklı nedenlerle fesih hakkının bulunduğu durumlarda, fesih hakkının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca hak düşürücü süre içinde kullanılması gerekir. Bu hak düşürücü süre, feshe yetkili makamın önüne geldiği tarihte başlar. Kısaca hak düşürücü süre, işverenin feshe yetkili makamın öğrendiği tarihten itibaren başlatılmalıdır.
Dosya içeriğine göre davalı-karşı davacı, davacı-karşı davalı işçinin 2013 yılında daha önce işyerinde ayrılan bir işçinin kurduğu firmaya davalı şirketin müşterilerini yönlendirerek, sadakat ve rekabet yasağı borcuna aykırı davrandığını savunarak feshin haklı nedene dayandığını savunmuş ve karşı dava olarak da maddi zararının tahsilini talep etmiştir. Delil olarak ise davacının telefon kayıtlarına, banka hesap hareketlerine, internet ortamında yayınlanan fotoğraflara ve ayrılan işçinin kurduğu aynı faaliyet alanında iştigal eden şirketin kayıtlarına dayanmıştır. Davacı-karşı davalının daha önce işyerinde çalışan ve ayrılıp aynı faaliyet alanında şirket kuran ... ile telefon görüşmesi yaptığı sabittir. Keza davacının banka hesap hareketlerine göre 29.05.2013 tarihinde ve 30.05.2013 tarihinde 1.000,00 ‘er Tl lik adı geçen tarafından havale edildiği görülmektedir. Keza 26.07.2013 tarihinde de 1.500,00 TL lik başka bir havale olduğu belirtilmiştir. Gerek telefon kaydı, gerekse banka hesap hareketlerine ve sunulan internet kayıtlarına göre davacının davalı işveren ile aynı faaliyet alanında faaliyet gösteren ve daha önce işyerinde çalışıp ayrıldığı anlaşılan Hakan Bahar’ın kurduğu firma ile bağlantı içinde olduğu açıktır. Davalı-karşı davacı işveren şirketin yıllar itibari ile matrah ve vergi miktarlarını da sunmuştur. Bu miktarlara göre davalı-karşı davacının 2012 yılına göre 2013 yılında matrahında ciddi bir azalma olduğu da görülmektedir.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre öncelikle davalı-karşı davacının dava dışı müşterilerin yönlendirildiği şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı için hükme esas bilirkişi raporu bu yönü ile eksik incelemeye dayanmaktadır. O nedenle mahkemece davalı-karşı davacı şirket ile dava dışı ... tarafından kurulduğu iddia edilen ... Gıda Yemek Tur. San. Ldt. Şti işyerine ait tüm defterler dosya getirtilmeli ve davalı-karşı davacı şirketin 20012-2013 dönemine ilişkin müşteri çevresi araştırılarak davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacının müşteri çevresinin bu şirkete yönlendirip yönlendirmedikleri araştırılarak bunun sonucuna göre davacının uğradığı maddi zarar tespit edilmelidir.
Diğer taraftan davalı-karşı davacının müşterilerinin yönlendirildiğinin sabit olması, davacı-karşı davalının sadakat borcuna aykırı davrandığının tespit edilmesi halinde ise feshe yetkili makamın öğrendiği tarih araştırılarak feshin hak düşürücü süre içinde kullanılıp kullanılmadığının da araştırılması ve sonucuna göre kıdem ve ihbar tazminatına karar verilmesi gerekir.
Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy