MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1- Dosyadaki bilgi ve belgelere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre taraflar vekillerinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2 – Mahkemece yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın hüküm fıkrasında hüküm altına alınan hak ve alacaklara ilişkin olarak aynen;
“HÜKÜM : 1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-16.272,60 TL Net Kıdem Tazminatının fesih tarihi olan 06/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile,
3-4.838,05 TL Net İhbar Tazminatının 3.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren yasal faizi ile,
4-%40 hakkaniyet indirimi ile 28.808,00 TL net fazla çalışma alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile,
5-1.648,70 TL Net Genel Tatil Alacağının 500,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile,
6-863,94 TL Net yıllık izin alacağının 500,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, “ şeklinde bir hüküm kurulmuştur.
Duruşmada tefhim edilen hüküm özetinde hüküm altına alınan hak ve alacakların “ davalıdan alınarak davalıya verilmesine “ karar verilmiş ise de ıslah ile artırılan kısımlar açısından faiz yürütülüp, yürütülmeyeceği de açık olmadığı gibi, bu husus gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yazılmamış, eksik bırakılmıştır.
Hükümde, hüküm altına alınan alacakların kimden tahsil edileceğine ilişkin bir açıklık da bulunmamaktadır. Bu nedenle hüküm yazılışı itibarı ile eksik ve HMK. nun 297. maddesindeki düzenlemeye aykırı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK. nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ:
Hüküm fıkrasının ilk 6 bendinin tamamen çıkartılarak, yerlerine;
“ HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-16.272,60 TL. net kıdem tazminatının fesih tarihi olan 06/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte,
3-4.838,05 TL. net ihbar tazminatının 3.000,00 TL. sinin dava tarihi olan 19.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakiyesinin ıslahda faiz talep edilmediğinden faizsiz olarak,
4- 28.808,00 TL. net fazla çalışma alacağının dava tarihi olan 19.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
5-1.648,70 TL. net genel tatil ücreti alacağının 500,00 TL. sinin dava tarihi olan 19.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakiyesinin ıslahda faiz talep edilmediğinden faizsiz olarak,
6-863,94 TL. net yıllık izin alacağının 500,00 TL. sinin dava tarihi olan 19.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakiyesinin ıslahda faiz talep edilmediğinden faizsiz olarak, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, “ bentlerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 05/06/2017 oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Yerel mahkemece, davacının ıslah dilekçesi üzerine açıkça faiz istemediği halde ıslah ile arttırılan miktarlara faiz yürütmesi nedeni ile verdiği kararın davalı tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile açıkça talep olmadığı gerekçesi ile ıslah ile arttırılan miktarlara faiz yürütülmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmasına ve yeniden yargılama gerektirmediğinden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Öncelikle konu tartışmalı olduğundan ve konu Hukuk Genel Kurulu önüne geldiğinden yerel mahkemenin direnme hakkının elinden alınarak düzelterek onama kararı verilmesi usule aykırıdır.
Diğer taraftan, Islah, karşı tarafın onayına ve yargıcın kararına bağlı olmaksızın bir tarafın usule ilişkin yaptığı işlemleri, gerekli giderleri vermek koşuluyla yasada belirtilen süre içerisinde yöntemine uygun biçimde tamamen veya kısmen düzeltilmesini sağlayan hukuksal bir işlemdir.
Normatif düzenleme, HMK .’un 176. maddesine göre;
“(1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.”
Kısmen ıslahta davada daha önce yapılmış olan belli bir usuli işlemin düzeltilmesi söz konusudur. Kısmen ıslaha uygulamada sıklıkla dava konusunun (müddeabihin) arttırılması biçiminde rastlanmaktadır. Davanın kısmen ıslahı ile davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sağlanır.
Kısmi ıslah sureti ile dava konusunun arttırılması ile kısmi dava dilekçesinde belirtilen miktarın arttırılmasına ilişkin usul işlemi düzeltilmekte ve dava tam eda davası niteliğini almaktadır. Dava dilekçesinde faiz istemi var ise ıslah ile miktar arttırıldığından ayrıca ıslah dilekçesinde faiz istenmesine gerek bulunmadığı gibi ıslah ise arttırılan isteklere temerrüt varsa temerrüt tarihinden faiz yürütülmesi gerekir. Zira kısmi ıslah da olsa ıslah bir ek dava değildir, bu dilekçe ile dava dilekçesinde kısmi olarak istenen miktar düzeltilmiştir.
Yerel mahkemenin ıslah ile arttırılan miktarlara faiz yürütmesi isabetli olduğundan kararın onanması gerekirdi. Çoğunluk görüşüne açıklanan gerekçe ile katılınmamıştır. 05/06/2017
Full & Egal Universal Law Academy