MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret, boşta geçen süre ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... Turizm Otelcilik San. Ve Tic. A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Şirketinde 20/11/1990-03/04/2009 tarihleri arasında aylık net 1.400,00 TL maaş ile aşçı olarak çalıştığını, yol ve yemek hizmetinin davalı şirketçe karşılandığını, haksız yere işten çıkarıldığı için ... 4. İş Mahkemesi 2009/366 E ve 2009/929 K. sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığını, dava neticesinde işe iade kararı verilerek kararın kesinleştiğini, davacının kesinleşen karara istinaden ... 3. Noterliğinin 25.11.2011 tarih ve 12342 yevmiye numaralı işe iade talebini içerir ihtarname gönderdiğini, işverenin işe başlama davetine olumlu karşılık verdiğini, müvekkilinin davalı işverenin ... adresindeki işyerine bizzat giderek işe başlama iradesinde bulunduğunu, ancak davalı işverenin gerçek bir işe başlama daveti yapmadığını anladığını, davacının işe iadesi sonrasında 2009 yılına ait Ocak, Şubat, Mart ve 3 günlük maaşının hala ödenmediğini, eski yıllara ait olan bu maaş alacaklarının derhal ödenmesi, ücret uyuşmazlığının çözümlenmesi, fazla çalışma ücreti, resmi ve genel tatil ücretleri ile dini bayram ücreti alacaklarının da çözüme kavuşturulması gerektiğini davalı işverene beyan etmesine rağmen, davalı işverenin bu talepleri dikkate almadığını, davalı ... Şirketi'nin o tarihte ...'de bulunan işyerinin tüm çalışanlarını, diğer davalı ... Turizm Şirketi üzerine devrettiğini ve işçiler arasında belirsizliğin söz konusu olduğunu öğrendiğini, güncellenmiş ücretinin ne olacağının bildirilmediğini, davalı işverenin gerçek bir işe başlatma amacı olmadığından müvekkilinin iş güvencesi tazminatlarını hak ettiğini, bu nedenle kıdem süresine 4 aylık olan sürenin de eklenmesi gerekeceğini, müvekkilinin Pazartesi günü haftalık iznini kullandığını, diğer günler ise hafta içi 4 gün hafta sonu 2 gün normal mesaisinin 08.00-18.00 saatleri arası olduğunu, davalı işverenin işlerinin yoğunluğu nedeniyle Perşembe gününden Pazar akşamına kadar her gün ortalama 22.00-23.00 saatlerine kadar çalıştığını, işyerinin turizm sektöründe olması nedeniyle tüm resmi ve dini bayramlarla genel tatillerde çalıştığını, tatil ve fazla çalışma ücretini davalı şirketin ödemediğini, 90 günlük yıllık izin alacağı bulunduğunu iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Turizm Paz. İşletmecilik ve Tic. A.Ş. vekili; davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, davacının müvekkili şirkette çalışmasının bulunmaması nedeniyle herhangi bir alacağının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın sıfat yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Turizm Otelcilik San ve Tic. A.Ş. vekili; davacının imzasına havi ve ihtirazi kayıt içermeyen ücret bordroları incelendiğinde davacının aylık maaşının brüt 1.175,00 TL, net 1.021,00 TL olduğunun anlaşılacağını, davacının iş akdinin 03/04/2009 tarihinde ihbar önelli olarak feshedildiğini, 04/04/2012 tarihinden itibaren işe gelmediğini, bu hususun davacı hakkında tutulan devamsızlık tutanakları ile sabit olduğunu, 06/04/2012 tarihinde ... 1. Noterliğinin 06.04.2012 tarihli 4790 yevmiye numarası ile kendisine ihtarname gönderildiğini, davacının ihbar süresi içinde çalışmadığını, ihbar süresi içinde kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen çalışmayan davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, zamanaşımına uğrayan kısımlar dışlanarak fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının bordrolarına yansıtılmak suretiyle ödendiğini, bakiye izninin 51 gün olduğunu, 90 günlük izin hakkı bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının işe iade davası kesinleştikten sonra, yasal süresi içinde müvekkili şirkete iade için başvurduğunu, müvekkili şirketin de yine yasal süresi içinde işe başlamasını kendisine bildirdiğini, ancak davacının bunun üzerine müvekkili şirkete iş başına geldiğinde işçilik alacaklarının kendisine ödenmesini öncelikli olarak şart koştuğunu, davacının 2,5 yıldır başka bir şirkette zaten sigortalı olarak çalıştığını, henüz müvekkili şirkette çalışıp çalışmayacağı konusunda karar vermediğini bildirdiğini, şirketin finans müdürünün işçilik alacakları ile ilgili Yönetim Kurulu ile görüşeceğini beyan etmesi üzerine müvekkili şirketten ayrıldığını ve bir daha gelmediğini, akabinde de iş bu davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin işe iade davetinin samimi olduğunu, ancak davacının işe iade talebinde samimi olmadığını, davacının işe başlatmama tazminatı hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili ve davalı ... Turizm Otelcilik San. Ve Tic. A.Ş. vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı ve davalı ... Turizm Otelcilik San. Ve Tic. A.Ş.'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Uyuşmazlık davalılar arasında organik bağ olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak bunun için gerçekten de işyeri devrinin hukuki işleme dayanması, görünüşte devir içermemesi gerekir.
Diğer taraftan organik bağ ilişkisinde işveren sıfatı olan kişinin, işçinin iş sözleşmesinden veya iş kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi söz konusudur. Bu durumda kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilir.
Bu anlamda; kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme(haklarının alınmasını engelleme-iş güvencesi hükümlerinden yararlandırmama), tarafta muvazaa (hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil söz konusudur. Bu durumların sözkonusu olduğu halde kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ ise adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.
Somut uyuşmazlıkta dosya içerisindeki bilgi ve belgeler,tanık beyanları değerlendirilip, gerekirse iş yerinde keşif yapılarak davalılar arasında organik bağ olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme davalı ... Turizm Pazarlama ve İşletmecilik A.Ş. hakkında husumet nedeniyle red kararı verilmesi hatalıdır.
3- Taraflar arasında yıllık izin ücretinin ödenip ödenmediği konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Davacının iş akdinin sona erdiği nisan ayına ait bordroda davacıya yıllık izin adı altında ödeme yapıldığı ancak yapılan bu ödemenin yıllık izin ücretinden mahsubu gerekirken hatalı olarak mahsup yapılmadan karar verildiği anlaşılmakla kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4- Davacı tarafından fazla mesai alacağı talebinde bulunulmuştur, dosya arasında bulunan bordroların bir kısmında fazla mesai adı altında tahakkuklar bulunmakla birlikte mahkemece, bu ayların fazla mesai hesabında dışlanması gerekirken mahsubu yoluna gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.