MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının yurt içi satış elamanı olarak 01/05/2009 tarihinde işe başladığını, 30/01/2012 tarihinde işveren tarafından iş akdinin haksız ve sebep gösterilmeksizin sona erdirildiğini, aylık ücretinin 2.100,00 TL net olduğunu, davalı işyerinde hafta içi sabah 08:00-18:30' a kadar ve hafta sonu ise saat 08:30 da işe başlayarak öğlen 13:00 'a kadar çalıştığını, şehir dışı çalışma söz konusu olduğunda sabah 06:00’dan 01:00’ a kadar çalıştığını, bu çalışmalar neticesinde hak etmiş olduğu fazla çalışma ücretinin ve milli bayram ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, asgari geçim indirimi ve genel tatil ücretinin davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 01/05/2009 tarihinde çalışmaya başladığını ve 30/01/2012 tarihinde iş yerini terk ettiğini ve bir daha görevine gelmediğini, davacının akrabasının aracılığıyla şirkete girdiğini ve şirketle ilgili sektörü ve ürünlerin tanıması için her türlü eğitimin verildiğini, müşteriler ile birebir ilişki yürüttüğünü, müşteri çevresine hakim olduktan sonra eşi ve erkek kardeşi adına rakip bir şirket kurduğunu, müvekkili şirketin çalıştığı firmalardan aynı şartlarla mal temin ettiğini, bu durumun öğrenilmesi üzerine 30/01/2012 tarihinde yazılı savunma talep edildiğini ancak davacının işyerini terk ettiğini, davalı müvekkilinin 03/02/2012 tarihinde devamsızlık nedeniyle mazeretini bildirmesi ve eşinin çalıştığı işle ilgili savunma vermesi için davacıya ihtarname keşide edildiğini, davacının bu hususlarda beyanda bulunmadığı gibi ... 2. Noterliğinden iş akdinin haksız feshedildiği gerekçesiyle ihtarname keşide ettiğini, daha sonra iş akdinin müvekkili şirket tarafından 29/02/2012 tarihli ihtarname ile tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının herhangi bir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının 01/05/2009-30/01/2012 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığı, davacının en son aylık ücretinin tanık beyanları ve ilgili meslek odalarından gelen yazı cevapları dikkate alındığında 2.750,00 TL olduğu, davalı iş verenin iş akdini haksız yere fesih ettiği, aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacı işçinin talep edebileceği alacak kalemlerinin usul ve yasaya uygun olarak hesaplandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının iş akdinin 30/01/2012 tarihinde hangi tarafça feshedildiği ve haklı sebebe dayalı olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
Sadakat borcu, bir başkasının menfaatini koruma ve buna zarar verecek davranışlardan kaçınma borcudur(TBK. Mad. 396/1). İş sözleşmesini diğer sözleşmelerden farklı kılan taraflar arasındaki bağımlılık ilişkisi nedeni ile sadakatin varlığıdır. Sadakat bağı işveren işçiyi gözetme, işçiye ise işverenin menfaatlerini koruma, zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğü yükler.
İşçinin 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar(Dairemizin 28.04.2008 gün ve 2007/34009 Esas, 2008/10347 Karar sayılı ilamı).
Dosya içeriğine göre, dava dışı ... ve Mobilya Aksesuarları firması adına davacının eşi tarafından davalı işverenin müşterisi ... Mobilya Ltd. Şti.‘ne fiyat teklifi verildiğinin tespit edilmesi üzerine, davalı işverenin 30/01/2012 tarihinde davacının yazılı savunmasını istediği, bunun üzerine davacının savunma vermeyerek eylemli olarak işten ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten sonra davalı işverenin devamsızlık tutanakları tanzim ederek ve bu nedenle daha sonra iş akdini haklı sebeple feshettiğini bildirmesi sonuca etkili değildir. Kaldı ki, dosya kapsamında davalı işverenin 12/01/2012 tarihinde ... Mobilya Ltd. Şti.’ne çeşitli malzemelere ilişkin fiyat teklifi verdiği, 13/01/2012 tarihinde ise davacının eşi tarafından hazırlanan ve bu malzemeleri de kapsar şekildeki fiyat teklifinin aynı şirkete ... ve Mobilya Aksesuarları firması tarafından verildiği görülmektedir. Mahkemece dinlenen bir kısım davalı tanıkları da, davacının eşinin davalı şirkete ait müşterilere daha düşük fiyattan teklif verdiğine ilişkin beyanda bulunmuştur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları ile güveni kötüye kullandığı da sabittir. Bu sebeplerle, davacının kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy