MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde ....04.2012-27.05.2013 tarihleri arası kasap olarak çalıştığını, günde 14 saate varan çalışmalar yaptığını, hafta tatillerinde, resmî tatillerde, bayram tatillerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını ve işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdinin müvekkili tarafından noter kanalıyla haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile iş akdini sonlandırdığından kıdem tazminatı talebinin haklı nedene dayanmadığını, fazla mesai ücretlerinin ve diğer talep edilen ücretlerin bankadan ödendiğini ve ücret bordrosunda gösterildiğini, davacının başkaca alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak ve davacının fazla mesai alacağı bulunmadığından iş akdini haklı nedenle feshetmediği, yılık izin alacağı bulunmadığı ancak resmî tatillerde çalıştığı gerekçesiyle, ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebinin kabulüne, kıdem tazminatı ile fazla mesai ve yıllık izin taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla ... yapıp yapmadığı ve iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle haklı olarak feshedip feshetmediği hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla ... yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla ... alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla ... olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla ... ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla ... yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla ... alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla ... ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla ... yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, işverence dosyaya sunulan imzasız bordrolar nedeniyle davacının fazla mesai alacağının bulunmadığı kabul edilemez. Kaldı ki, davacının ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunduğu saptanmıştır. Bu durumda dahi, fesih hatalı olup, kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine reddi hatalıdır.
Diğer taraftan, davacının fazla mesai alacak talebi, fazla mesainin bordrolarda gösterilip, bankaya ödendiği gerekçesiyle reddedilmiş ise de, bordrolarda yer alan tahakkuklar maktu nitelikte olup davacı imzasını taşamamakta ve bankaya yapılan ödemelerde fazla mesai kalemi açıkça gösterilmediğinden davacının bu ödemelere ihtirazı kayıt koyma şansı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davacının fazla ... saatleri tanık beyanlarına göre hesaplanıp, bordrolarda gözüken miktarlar mahsup edildikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, imzasız bordrolara itibarla karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy