MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile asgari geçim indirimi, yıllık izin ücreti ve yol ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı ile davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı asil özetle; 20.03.2010 tarihinde işe başladığını ve bir fiil eksiksiz olarak 07.08.2012 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, 1.000,00 TL ücret almasına rağmen işverenin asgari ücret üzerinden ...'ya bildirimde bulunduğunu, haftalık 45 saat üzerinde çalıştırıldığını ve fazla mesai ücreti ödenmediğini, dini ve milli bayram günlerinde ve hafta sonlarında çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini, aylık 140,00 TL yol ücreti ve asgari geçim indiriminin de ödenmemesi ve bu durumun düzeltilmemesi sonucu iş akdini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. Maddesi gereğince 13.08.2012 tarihinde feshettiğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi, yıllık izin ücreti ve yol ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davacının 17.04.2010 tarihinde mağaza içi satış elemanı olarak çalışmaya başladığını, davacının 599,71 TL ücretle işe başladığını ve asgari ücrete yapılan zamlar sonucu son dönemde 753,99 TL Net ücret aldığını, davacının banka hesabına her ay ücretine ilaveten asgari geçim indirimi ücretlerinin de ödendiğini dolayısı ile asgari geçim indirimi alacağının olmadığını, davacının müvekkil şirkette yaklaşık 2 yıl 4 ay çalıştığını ve bu süre içinde 18 gün senelik izin kullandığını, davacının ücretli izin talebinde bulunduğunu ancak bu izinleri kullanmadan haksız olarak iş akdini feshettiğini, davacının izin ücreti hak ve alacağının bulunmadığını, davacının şirket aracı ile işe gelip gittiğini dolayısıyla müvekkil şirketten yol ücreti alacağı bulunmadığını, davacının 09:00-18:00 saatleri arasında çalıştığını ve 1 saat yemek molası ile 2 defa 15'er dakikadan çay molası yaptığını, pazar günleri hariç haftanın 6 günü çalıştığını, davacının haftalık ... saatinin günlük 7,5 saatten toplam 45 saat olduğundan fazla mesai ücreti alacağı bulunmadığını, müvekkil şirkette milli ve dini bayramlarda ... yapılmadığından davacının bu günlere ilişkin alacağının da olmadığını, davacının İş akdini 07.08.2012 tarihinde istifa ederek kendisinin sonlandırdığını ve kıdem tazminatı alma hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davacı işçi tarafından gerçekleştirilen feshin haklı olduğu gerekçesiyle kıdem tazminatı ve asgari geçim indirimi taleplerinin kabulüne diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Somut uyuşmazlıkta; davacı asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini iddia etmiş, davalı işveren ise, davacının banka hesabına her ay ücretine ilaveten asgari geçim indirimininde ödendiğini dolayısı ile asgari geçim indirimi alacağının olmadığını,savunmuştur.
Davalı bu hususta davacıya ait banka hesap dökümlerinin bankadan celbedilmesini talep etmiş, mahkemece bankaya bu konuda müzekkere yazılmasına rağmen, banka dökümleri gönderilmemiş ve mahkemece bir daha banka dökümleri istenmemiştir.
Dosyada mübrez bordrolar incelendiğinde; ücret bordroların hepsinde asgari geçim indirimlerinin tahakkuk ettirildiği ancak bordroların hepsinde davacının imzası olmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece; davacıya ait banka hesap dökümleri tekrar istenip, banka kayıtları ile bordrolardaki tahakkuk miktarları karşılaştırılarak sonucuna göre asgari geçim indirimi alacağı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin, HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olduğunun ve infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy