MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27/09/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ...... ile karşı taraf adına Avukat .... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 31.07.2003-26.01.2012 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde ağır vasıta şoförü olarak çalıştığını, haksız olarak işten çıkarıldığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin, yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi sebebi ile tazminatsız ve bildirimsiz olarak haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili kurumlarına yaptığı şikayet sonrasında davacının 31 günlük eksik yıllık izin ücreti ile son ay çalışmasına ait ücreti alacağının 02.07.2012 tarihinde davacının banka hesabına yatırıldığını, davacının çalışması boyunca maaşlarının düzenli olarak ödendiğini, ihtirazı kayıt olmadan tüm yıllara ait maaş bordrolarının davacı tarafından imzalandığını, işin niteliği gereği fazla mesai yapmasının mümkün olmadığını, davacının ileri sürdüğü şekilde çalışmasının trafik denetimleri nedeniyle mümkün olmadığını, ücret alacaklarında zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, zamanaşımı süresinin göz önünde tutulması gerektiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları, delillerin neler olduğu, hangi delile hangi sebeple üstünlük tanındığı tartışılmadan, hükme/ hesaplamalara etki edecek unsurların ( ücret, hizmet süresi vb. ) neler olup, hangi sebeple bu sonuçlara ulaşıldığı açıklanmadan soyut bir gerekçe oluşturulmuştur. Bu şekilde oluşturulan gerekçe Anayasa' nın ve Yasa' nın anladığı anlamda gerekçe değildir. Karar bu yönü ile hatalıdır.
2- Davalı vekilince dosyaya sunulan ve siyah klasör içerisinde yer alan işyeri kayıtları incelenip, değerlendirilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
3- Davacı fazla çalışma yaptığını ve genel tatillerde çalıştığını iddia ederek alacak taleplerinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece davacı tanık beyanları dikkate alınarak alacaklar hesaplanmış, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen takoğraf kayıtları üzerinde ise uzmanlığı bulunmadığı belirtilerek inceleme yapılamadığı ifade edilmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin sunduğu takoğraf kayıtları uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek incelenmeli ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerle bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra fazla çalışma ve genel tatil alacakları hakkında bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA,
davalı yararına takdir edilen 1.350.00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesi ile peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy