MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, prim ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş, davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1.5.2010-1.9.2013 tarihleri arasında satış elamanı olarak çalıştığını, davalı işyerinden psikolojik baskı yapılması, maaşında artırım yapılmaması, çalışanlar arasında ayrımcılık yapılması nedeni ile ayrılmak zorunda kaldığını, 1.050,00 TL. maaş aldığını, tazminat ve hakkettiği alacaklarını istemesine rağmen ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, prim ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacıya zam yapılmaması haklı nedenle fesih imkanı vermediğini, davacı kendi isteği ile ayrıldığından ihbar tazminatına hak kazanmadığını, mesai iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, net ücetinin 1.050 TL. olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukukî esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukukî dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme gerekçesinde “Dosya kapsamından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmıştır.” şeklinde tespitte bulunmuş, yapılan bu tespitin dayanakları açılanmamıştır. Öyle ki kararda dayanak alınan bilirkişi raporunda dahi fesih konusunda herhangi bir açıklamanın bulunmadığının görülmesine ve belirtilmesine karşın yine de bu konuda gerekçe oluşturmamıştır. Yine hükme dayanak bilirkişi raporunda davacının en son ücret alacağının hesaplanmasına karşın gerekçede bu talebin reddedilme nedeni açıklanmamış, bu yönüyle de karar temyizen denetlenememiştir. İddia ve savunmaları tartışmayan, taleplerin kabulündeki hukuki dayanakları açıklamayan karar, Anayasa’nın ve HMK.’nun amaçladığı anlamda gerekçe taşımadığı için adil yargılanma hakkını ihlal edeceğinden salt bu nedenle hatalıdır.
Ayrıca, dava dilekçesinden ve dosya içeriğindeki istifa dilekçesinden iş akdinin davacı tarafça sonlandırıldığının anlaşılması ve Kanuna göre ihbar tazminatının, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olamaması karşısında bu yönüyle ihbar tazminatının gerekçesiz ve kanuna aykırı olarak kabulü de isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle usule ve kanuna aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.