MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı-birleşen dosya davacısı asıl davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti, izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine, birleşen davada yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı -birleşen dosya davalısı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili asıl davada,davacının davalı işyerinde 03.08.1998-31.12.2009 tarihleri arasında matbaa sektöründe ustabaşı olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini ve ... 9. İş Mahkemesi’nin 2010/40 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığını, açılan bu işe iade davasının kesinleştiğini ve süresi içerisinde davalı işverene başvurduğunu, davalı işverenin ... 19. Noterliği’nin 14.12.2011 günlü ihtarı ile işe geri başlama daveti yaptığını, davalı işyerine bizzat giderek işe başlama iradesini sergilediğini, davalı işveren ile yapmış olduğu görüşmede bazı uyuşmazlıkların çözümlenmesi gerektiğini ve yapılacak iş ve ücret konusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini sözlü olarak vurguladığını, davalının ise eski işini veremeyeceğini ve eski makinelerin yenilenmesi nedeniyle uygun makine olmadığını, maaş konusunda eski maaşın aynı şekilde uygulanacağını belirttiğini, ücretini ısrarla belirtmediğini, taraflar arasında ücret uyuşmazlığının yaşanması nedeniyle davalı işverenin emri vaki davranarak tek taraflı olarak verilen ücreti kabul ettirmeye çalıştığını, haklarını yasaya göre değil de yönetim hakkını kullanıyorum diyerek hukuksuz şekilde bertaraf etmeye çalıştığını, davalı işverenin sırf iş güvencesi tazminatlarından kurtulmak amaçlı işe davet etmesi nedeniyle boşta geçen 4 aylık sürenin kıdemine eklenmesi gerektiğini, ayrıca iş güvencesi tazminatlarını da hak etmiş durumda olduğunu, işyerinde hafta içi ve Cumartesi günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada ortalama 4 gün 21.00-22.00’a kadar çalıştığını, çalıştığı süre boyunca asgari geçim indirimi alacağını alamadığını, bazı izinlerini kullandığını, bazılarının fesih nedeniyle alacak haline dönüştüğünü ileri sürerek ihbar-kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süreye dair ücret ve diğer sosyal haklar, ücretli izin, asgari geçim indirimi ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiş, işbu dosya ile birleşen 2014/483 Esas sayılı dosyasında ise;asıl dosyada talep etmediği bakiye yıllık izin alacağı ücretini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı işyerinin 31.12.2009 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatını ödemek suretiyle davacının iş akdine son verdiğini, ancak davacı tarafından açılan işe iade davasının kabul edilerek Yargıtay’ca onandığını, davacı tarafından işe iade amacıyla davalı şirkete başvurulduğundan ... 19. Noterliği’nin 14.12.2011 günlü ihtarname ile davacının işe davet edildiğini, 19.12.2011 günü aynı ücret ve aynı statüde olmak üzere işe başlamasının istendiğini, ihtarın 15.12.2011 tarihinde davacıya ulaştığını, ancak davacının işe başlamak üzere başvurmuşken ... 17. İcra Müdürlüğü’nün 2011/20467 Esas sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhine yapılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davacının hem boşta geçen 4 aylık ücretini ve hem de iş güvencesi tazminatını talep ettiğini, davacının işe başlatma talebini 16.12.2011 tarihinde işyerine gelerek bildirdiğini, gönderilen ihtarnamede olduğu gibi 19.12.2011 günü işbaşı yapmasının davacıya şifahen söylendiğini, oysa işe başlatılmaması halinde talep edilebilecek iş güvencesi tazminatını da içeren icra takibinin ise 20.12.2011 tarihli olduğunu, davacının tüm amacının işe iade kararının kendisine sağladığı 8 aylık ücret tutarını haksız yere tahsil etmek olduğunu, 19.12.2011 tarihinde işbaşı yapması bildirildiği halde davacının işbaşı yapmadığının işyerinde tutanak altına alındığını, bu sebeple yapılan feshin haklı hale geldiğini, davacının davalı şirketi tamamen ibra ettiğini, davacının imzasını taşıyan ücret bordrolarında asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğinin sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının usulüne uygun işe iade başvurusu üzerine işe başlatılmadığı, işe başlatılmaması neticesinde boşta geçen 4 aylık sürenin de ilavesiyle hizmet süresinin 11 yıl 8 ay 27 gün olduğu, davalının davacıyı işe başlatma hususunda samimi olmadığı, davalı işverence iş akdinin haksız ve bildirimsiz feshedildiği fark kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının yıllık izin alacağı ile fazla mesai ücret alacağının yapılan ödemelerden mahsubu ile davacının bakiye yıllık izin ve fazla mesai ücret alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren ... iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur.
İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini (1) ay içinde işçiye bildirmesi gerekir.Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa dahi, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı Yasanın 56 ncı maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalıya başvurusu üzerine davalı tarafca 14.12.2011 tarihli ihtarname ile davacı işe davet edilmiş, davacı bunun üzerine 16.12.2011 tarihinde işyerine gitmiş, davacı 20/12/2011 tarihinde işe iade davasının mali sonuçlarına yönelik takip yapmış ve 23.12.2011 tarihinde davacıya işe davet konusunda ikinci ihtarname yollanmıştır. Davacının dosyadaki hizmet döküm cetvelinden anlaşıldığı üzere aslında işe başvurduğunda ve işe başlamak üzere işverene gittiğinde başka işyerinde çalıştığı ve dava tarihi itibariyle de bu yerde çalışmasına devam ettiği anlaşılmakla işe başlamada samimi olmadığı gibi davacının iyiniyetinden de söz edilemez. 4857 sayılı İş Kanununun 21/7.maddesi uyarınca işçinin başlamaması halinde fesih geçerli hale geleceğinden işçi boşta geçen ücret alacağına hak kazanamaz. Dolayısıyla 4 aylık sürenin de kıdemine eklenmesi olanaklı değildir. Davacının feshin geçerli hale geldiği 31.12.2009 tarihine göre 4 aylık süre ilave edilmeden tazminat ve alacaklarının hesaplanması, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen ücret alacağının ise reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.