MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil alacağı ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 21/09/2010 tarihinde işe başladığını ancak sigortasının 12/11/2010 tarihinde yapıldığını, davalı şirkette mağaza satış danışmanı olarak 26.07.2013 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, 26.07.2013 günü hiçbir sebep gösterilmeden işten çıkarıldığını, bunun üzerine davacının ... 5. Noterliğinden 30.07.2013 tarihli 11814 yevmiye numarasıyla davalı şirkete alacaklarının ödenmesi için ihtarname çektiğini, neticesinde hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin en son aylık net maaşının 2.017,00 TL olduğunu, maaşın bir kısmının elden geri kalanının bankadan ödendiğini, mesai saatlerinin haftalık programa göre 14.00-22.00, 10.00-18.00, 10.00-22.00 saatleri arasında değiştiğini, hafta içi 1 gün haftalık iznini kullanmak zorunda bırakıldığını, çalıştığı fazla mesai karşılığının kendisine ödenmediğini, müvekkilinin aylık 270 TL yemek parası aldığını, milli bayramlarda ve resmi tatil günlerinde çalıştığını, dini bayram günlerinde ise bayramın en fazla ikinci gününe kadar izin verildiğini, üçüncü günü davacıdan çalışmasının istendiğini, bu tatil ve izin günlerinin ücret karşılığının davacıya ödenmediğini, asgari geçim indiriminin maaşından ayrı olarak müvekkiline verilmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, asgari geçim indirimi ücreti alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının çalışma süresinin, çalışma koşullarının, ücretinin SGK kayıtlarında gözüktüğü gibi olduğunu, davacı ... ...'in davalı şirket aleyhine dava açtığını, davalı şirket ile tanıklar arasında husumet bulunduğunu, Sosyal Sigortalar Kurumunun kayıtları esas alınmak suretiyle yapılan bilirkişi hesaplamasına göre hüküm kurulması gerektiğini, davacının işten kendisinin ayrıldığını, işten ayrılırken davalı şirket yetkilisi ...'ı ölüm ile tehdit ettiğini ve hakarette bulunduğunu, kendisini işten kovdurmaya çalışan davacının bu amacına ulaşamayınca işten ayrılıp gittiğini, ardından şirkete ihtarname gönderdiğini, müvekkili şirket tarafından ... 23.Noterliğinin 02/08/2013 günlü ihtarname ile cevap verildiğini, davacının çalıştığı süre boyunca her türlü işçilik hak ve alacaklarını aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı vekili davacının müvekkilini ölüm ile tehdit ettiği ve hakaret ettiğini ileri sürmüş ise de, bu hususun kanıtlı olmadığı, işveren tarafından istifa nedenine dayanılmış ise de, işçinin istifa etttiği hususunun da kanıtlanamadığı, tanık anlatımları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının kabulüne, ödenen prim miktarının fazla mesai alacağını ziyadesi ile karşıladığı gerekçesiyle davacının fazla mesai alacağı talebinin reddine, diğer işçilik alacklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında fazla mesai ücreti alacağının hesabı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Satış temsilcileri genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışmaktadırlar. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğine göre davacının satış temsilcisi olarak sabit ücret+ prim usulü çalıştığı sabittir. Mahkemece, davacıya ödenen aylık prim alacağının hesaplanan aylık fazla mesai ücretini karşıladığı gerekçesi ile fazla mesai ücreti reddedilmiş ise de; yukarıda belirtilen ilke kararı gereğince fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (%50) hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.