MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1999-22/02/2012 tarihleri arasında biyolog olarak çalıştığını, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, tarafına ödenen kıdem ve ihbar tazminatının gerçek ücret üzerinden ödenmediğini, fazla çalışma karşılıklarının ödenmediğini iddia ederek fark kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili işyerinde 26/12/2011-31/01/2012 tarihleri arasında biyolog olarak çalıştığını, işyerinin kapanması sebebiyle iş akdinin feshedildiğini, alacaklarının tamamının ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davalı işyerinde 12 yıl 2 ay 22 gün hizmeti bulunan davacının tazminat hakkından vazgeçecek şekilde davranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işçi lehine yorum ilkesi de dikkate alınarak mevcut belgeler ve tanık beyanlarından iş akdine tazminatlara hak kazanacak şekilde işverenlik tarafından son verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı fazla çalışma iddiasını tanık deliline dayalı olarak ispatlamıştır. Dosya içeriğindeki muhtelif tarihli imzalı ve imzasız bir kısım ücret bordrosunda fazla mesai tahakkuklarının yer aldığı görülmüştür. Hükme dayanak bilirkişi raporunda bu tahakkuklar değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle eksik incelemeye dayalı hesap raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacının davalı işyerindeki çalışma süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı, davalı işyerinde 1999 yılından 22.02.2012 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiştir.
Hükme dayanak bilirkişi raporunda davacının 01.12.1999-22.02.2012 tarihleri arasında 12 yıl, 2 ay, 22 gün çalıştığı tespit edilmiştir. Davalı bu tespite karşı davacının 01.12.2004 tarihinden önce çalıştığı işyerlerinin Şirketlerine ya da Şirketlerinin devraldığı Sağlık Vakfı İktisadi İşletmesi ile alakalı olmadığı, bu nedenle hizmet süresinin hatalı hesaplandığı yönünde itirazda bulunmuştur. Uyuşmazlık konusu dönemde davacının farklı işverenliklerde kayıtlı olduğu görülmüştür. Mahkemece hizmet süresine ilişkin davalının bu somut itirazı ek rapor alınarak giderilmediği gibi kararda da karşılanmamıştır. Bu yönüyle karar eksik incelemeye dayalıdır.
4-Hükme dayanak bilirkişi raporunda dosyaya mübrez 31.03.2012 tarihli ve 5.012,89 TL. lik çekin davacıya verildiğinden bahisle bu tutarın hesaplamalarda mahsup edileceği açıklanmıştır.
Hesap raporunda ise 22.02.2012 tarihli ibraya konu nakden ve defaten alındığı açıklanan 8.246,47 TL. ile kıdem tazminatı ile 1.814,28 TL. ihbar tazminatını ilgili kalemlerden mahsubunun yapıldığı, ancak 31.03.2012 tarihli çek bedelinin mahsup işlemine tabi tutulmadığı görülmüştür. Konunun açıklığa kavuşturulması, çek bedelinin ilgili alacak kaleminden mahsubu ile sonuca gidilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy