MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25/04/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Saadet Kurşun ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemenin gerekçeli kararında aynen;
“ T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” denilmektedir. Mahkememizin kararında belirtilen tüm hususlar, Anayasanın 141/3. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK 297. maddesi gereğince, aşağıda gösterilen gerekçelere dayanmaktadır;
Davacı Alacaklarının Ödenmemesi hukuksal nedenine dayalı olarak Alacak davası açmıştır. O halde bu dava 4857 Sayılı İş Yasasının 32. vd. maddeleri uygulanarak çözüme kavuşturulacaktır.
Davacı iddiaları, davalı taraf savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak bilirkişi Ahmet Seçkin'den rapor alınmış, mahkemenin kanaatine uyan bu raporda ayrıntılı belirtildiği üzere; davacının davalı şirket aleyhine 55.472,99 TL alacak için itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmekte hakkı bulunduğu, alacak miktarı uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilmekle alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda gösterilen gerekçeler ve tüm dosya içeriği birlikte nazara alınmış ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde gerekçe oluşturulmuştur.
Mahkemenin gerekçeli kararında “T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” şeklinde bir açıklama yapılmış ise de, mahkemenin kararı tamamen gerekçeden yoksundur.
Salt tarafların iddia ve savunmalarının yazılması ve içeriği dahi açıklanmayan bilirkişi raporuna atıf yapmak gerekçe değildir.
İddia ve savunma tartışılmamış, alacak kalemlerinin niteliği ve kabulün gerekçesi açıklanmamıştır.
Mahkemece gerekçesiz karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25/04/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
-
Full & Egal Universal Law Academy