MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi alacağı, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25/04/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekilli, davacının davalı işyerinde 04/03/1996-30/07/2013 tarihleri arasında ithalat ihracat müdürü olarak aralıksız çalıştığını, başlangıçta çalıştığı ... San ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2001 yılında davalı Firmaca satın alındıktan sonrada çalışmaya devam ettiğini, aylık ne ücretinin 3.000.-TL olduğunu, ancak asgari ücret olarak gösterildiğini, maaşının asgari ücret kısmının bankaya yatırılıp geri kalanın elden ödendiğini, son maaşının 210,33.-TL kısmının bankaya yatırıldığını, ancak bakiye 2.789.-TL ücretinin ödenmediğini, davacının 29/07/1995 tarihinde evlendiğini ve 1997 ve 1998 doğumlu iki çocuğunun olduğunu, eşinin çalışmadığını, ancak AGİ ücretinin ödenmediğini, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini ve davacının işyerinde hafta içi ve Cumartesi günleri sabah 08:00 den gece geç saatlere kadar çalıştığını, Pazar günleri ise tatil yaptığını, çalıştığı süre boyunca izin kullanmadığını, ulusal bayram ve genel tatillerde sabah 08:00 den gece geç saatlere kadar çalışmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, davacıya öğle ve akşam yemeğinin işyerinde verildiğini, dini bayramlarda 1.000.-TL olmak üzere iki kez ikramiye ödendiğini, çalıştığı birim itibariyle gümrük işlemlerinin tatile bağlı olarak askıya alınamadığını ve davacının belirttikleri şekilde çalıştığının aşikar olduğunu, ücret bordrolarında aynı pozisyonda çalışanların farklı ücret aldıklarını ... isimli çalışanın maaşının 4.000.-TL olarak gösterildiğini ve eşitliğe aykırı davranıldığını, aynı pozisyonda çalışanların maaşlarının SGK bildirimlerinde farklı olması nedeniyle davacının davalı işveren başvurup netice alamayacağını anlayınca iş akdinin haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, Şirketin merkezinin İstanbul ve işin yapıldığı... olduğundan İstanbul veya... İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte işçilik alacaklarından yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve AGİ alacağı talepleri yönünden zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının hizmet sözleşmelerinden görüleceği üzere davalı işyerinde 01/09/2001 tarihinde çalışmaya başladığın, 30/07/2013 tarihine kadar çalıştığı iddiasını doğru olmadığını, davacının en son 860,36.-TL net ücret aldığını, bunun dışında elden ücret ödemesi yapılmadığını, davacının davalı şirket çalışanı ...'ın işveren vekili konumunda olduğunu ve Şirketin tüm mali işlerini ve muhasebe ve banka işlemlerini yaptığını, ... ile aynı konumda olmadığını, davacının ithalat ve ihracat müdürü olarak çalışmadığın, davalı şirkette ihracat müdürlüğü adı altında bir birim olmadığını, davacının yazıhane personeli olarak çalıştığını, bu görev içinde gümrük işlerinin takibini de yaptığını, verilen yetkinin de bu amaçla verildiğini, davacının kıdem tazminatı talebinin haksız olduğunu, 08/07/2013 tarihinden itibaren izin almaksızın ve bilgi vermeksizin işe gelmediğini, davacıya 24/07/2013 tarihinde ihtarname keşide edildiğini ve mazeretinin belgelendirmesini istendiğini, davacının bu ihtara karşı 30/07/2013 tarihli ihtarname ile iş akdini feshettiğini bildirdiğini, ancak davacının iş akdinin davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedilmiş olduğunu, davacıya tüm ücretlerinin ödendiğini, davacının eşinin ... Vergi Dairesinde basit usulde ticari kazancı olan vergi mükellefi olduğunu kendi ve çocukları için AGİ tutarının maaşına yansıtılarak ödenmekte olduğunu davacının AGİ alacağının bulunmadığını, davacının gece gümrükte mesai yapmasının söz konusu olmadığını, davacının yaptığı işin gümrük beyannamesinin açılması ve kapatılması işi olduğunu ve elektronik imza ile internet üzerinden yapıldığını, davacının haftada 5 gün çalıştığını, Cumartesi, Pazar işe gelmediğini, hafta içi ise 08:30-17:00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışmasının olmadığını, davacının UBGT günlerinde çalışmadığını ve ücret alacağı olmadığını, davalı şirkette dini bayramlarda prim ödenmesi uygulanması ve akşam yemeği verilmesinin söz konusu olmadığını, tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak; davacının davalı işverene gönderdiği fesih bildiriminin iş verene 01/08/2013 tarihinde tebliğ edilmesiyle fesih iradesinin işverene ulaştığı feshin davacı işçi tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, davalı işverenin bu tarihten sonra 05/08/2013 tarihinde noter ihtarnamesi ile iş akdini feshettiğini ileri sürdüğü ancak iş akdi davacı işçi tarafından feshedildiğinden, ikinci kez iş akdinin feshi söz konusu olmayacağı için davalının bu iddiasının yerinde olmadığı, ayrıca davalı işveren davacının 2013 temmuz ayında 13 gün devamsızlığına dair tutanak düzenlendiğini iddia etmiş ise de, devamsızlık tutanaklarının ... adlı kişilerce iş yerinde tek yanlı olarak düzenlendiği anlaşıldığından tüm dosya kapsamıyla devamsızlık iddiasının yerinde olmadığı, bu hususlar ve tanık anlatımları, bilirkişi raporu ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı işverenin davacının ücretini SGK ya gerçekten az bildirdiği, ayrıca fazla mesai ve tatil ücretlerini ödemediği, yıllık izinlerini kullandırmadığı veya ücretini ödemediği, geçim indirimi ödemesi yapmadığı sübut bulduğundan, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK.nun 297/2. maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü içermektedir.
Hüküm fıkrasında kabul edilen alacakların bir kısmında yürütülecek faizin nevînin belirtilmemesi, yıllık ücretli izin alacağının yasal faiz oranı yerine en yüksek banka mevduat faiz oranına göre hüküm altına alınması, keza faiz başlangıç tarihlerinin aynı fıkrada “hüküm tarihinden” veya “karar tarihinden” şeklinde tereddüd uyandıracak farklı kelimelerle belirtilmesi hususları usul ve kanuna aykırı olup, bu yanlışlar infazda tereddüde yol açabilecek niteliktedir.
Bu hususlarda sadece davalı temyizi olduğundan yine karar tarihinden ancak nev’î belirtilerek faiz yürütülmelidir.
3-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları ise 818 sayılı Borçlar Kanununun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 6098 Sayılı TBK.’un 147. Maddesi ise ücret gibi dönemsel nitelikte ödenen alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olacağını belirtmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151 inci maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir(818 sayılı BK.128).
Somut uyuşmazlıkta; davacının asgari geçim indirimi alacağının olduğu sabittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu alacak yönünden ücretin eki niteliğinde olmadığı bahsiyle zamanaşımı definin dikkate alınmadan hesaplandığı görülmüştür. Asgari geçim indirimi dönemsel (periyodik) nitelikte ödenen alacaklardan olup beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu nedenle aksi yöndeki saptama ile bu alacak miktarının belirlenmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece bozma sonucuna göre vekâlet ücreti ve yargılama giderinin değişebileceği gözden kaçırılmamalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25/04/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy