MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı ama kıdem tazminatının ödenmediğini, bu nedenle yapılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı iş yerinde kurum kayıtlarına göre 04.12.2003-26.05.2014 tarihleri arasında çalıştığı buna göre hizmet süresinin 10 yıl 5 ay 22 gün olduğu, ...Sosyal Güvenlik Merkezinin 26.05.2014 tarihli yazısı içeriğine göre davacının 1475 Sayılı Yasanın 14/1-5. Bendi gereğince 15 yıllık sigortalılık süresi 3600 prim günü şartını doldurduğu, 26.05.2014 tarihinde davalı işverenliğe başvurarak emeklilik nedeniyle iş akdini feshettiğini ve kıdem tazminatını talep ettiğini bildirdiği, davacının ücreti konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı son aylık brüt ücretinin 5.134,00 TL olduğu, davacının emeklilik şartlarına haiz olarak iş akdini feshettiği bu itibarla yasa gereği kıdem tazminatına hak kazandığı fesihten sonra çalışmaya devam etmesinin yasal kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmayacağı dolayısıyla davacının kıdem tazminatının tahsili gerektiği sonucuna varılmış, tazminat miktarının 01.01.2014 tarihinde geçerli kıdem tazminatı tavanı olan 3.438,22 TL üzerinden hesaplandığı, buna göre; 3.438,22 TL X 10 yıl 5 ay 22 gün =36.022,03 TL brüt kıdem tazminatından %07,59 damga vergisi karşılığı olan 273,41 TL mahsup edildiğinde net kıdem tazminatı alacağının 35.748,62 TL olduğu, yine 26.05.2014 tarihi ile takip tarihi arasında geçen süreye ilişkin takipte talep edilen işlemiş faiz miktarının usul ve yasaya uygun olarak hesaplandığı, buna göre davalı hakkında yürütülen takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşılmış davanın kabulüne takibin devamına itirazın iptaline karar vermek gerektiği, taraflar arsındaki kıdem tazminatı miktarının hesap unsurlarında ihtilaf olmaması, emekliliğe dayalı kıdem tazminatı hakkının yasadan kaynaklanması dikkate alındığında takip konusu alacağın likit olduğu sonucuna varılmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
“Hüküm
MADDE 321- (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece yapılan yargılama sonunda 31/03/2015 tarihli son duruşmada hüküm özeti ( kısa karar ) “G.D:KARAR Aynı gün duruşma dosyalarının sayısından kaynaklanan iş yoğunluğu nedeniyle gerekçeli karar daha sonra yazılmak üzere;
-Davanın KABULÜNE,
G.D:KARAR Aynı gün duruşma dosyalarının sayısından kaynaklanan iş yoğunluğu nedeniyle gerekçeli karar daha sonra yazılmak üzere;
-Davanın KISMEN KABULÜNE,
... ... 14 . İcra müdürlüğünün 2014/ 13869 esas sayılı takip dosyasına yönelik İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin DEVAMINA,
Asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” şeklinde oluşturulup, tefhim edilmiştir.
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise "-Davanın KISMEN KABULÜNE, ... ... 14 . İcra müdürlüğünün 2014/ 13869 esas sayılı takip dosyasına yönelik İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin DEVAMINA, Asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
Bu şekilde kurulan ve açıklanan hükümde taraflara yüklenen hak ve borçların açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde belirtilmediği ortadadır.
Açıklanan hüküm sonucunda davacının hangi taleplerinin kabul edildiği yargılama giderlerinin (masraf ve vekalet ücretleri) ne şekilde hüküm altına alındığı Yasanın emredici hükmüne rağmen açıkça belirtilmemiştir.
Son duruşmada hüküm özetinde ( kısa karar ), davanın hem kabulüne hem kısmen kabulüne karar verildiğinin belirtilmesi kendi içinde çelişkili ve hatalıdır.
6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “ Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” Bu hükme göre duruşmada tefhim edilen hüküm özeti ile gerekçeli karar hüküm sonucu da aynı olmalıdır. Ancak somut uyuşmazlıkta yukarda açıklandığı üzere hüküm özeti ile gerekçeli kararın hüküm sonucu da çelişkilidir.
Hükmün esasını teşkil eden duruşmada tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) asıl olup gerekçeli karar buna göre oluşturulmak zorundadır. Mahkeme tarafından yukarda belirtildiği şekilde hüküm özeti ile hüküm sonucu arasında çelişki yaratılması usule aykırıdır.
Mahkeme'nin 09/04/2015 tarihli "Maddi Hatanın Düzeltilmesi" başlıklı ek kararına gelince;
Duruşmada tefhim edilip oluşturulan hükmün ya da yazılan gerekçeli kararın değiştirilmesi ancak "tashih" veya "tavzih" yolu ile olabilir. Bu müesseselerin usulü HMK'nun 304. ve 305. maddelerinde açıklanmış olup nasıl yapılacağı yasada açıkça düzenlenmiştir. Mahkeme'nin "maddi hatanın düzeltilmesi" adı altında yaptığı işlem ne tashih, ne tavzih ve ne de maddi hatayı gidermek olup, hükmün değiştirilmesidir. Verilip tefhim edilen bir hüküm tavzih, tashih ya da maddi hata adı altında değiştirilemez.
Bu nedenlerle 6100 sayılı yasanın 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA , bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alının temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy